Rusya, Avrupa'da tırmanan enerji maliyetleri ve Ortadoğu'daki çatışmaların arz güvenliğini tehdit etmesi üzerine, AB'yi sabote edilen Nord Stream hatlarını kendi kaynaklarıyla onarmaya çağırdı.
YDH- Rusya Devlet Başkanı'nın dış ülkelerle yatırım ve ekonomik işbirliğinden sorumlu özel temsilcisi Kirill Dmitriev, Avrupa Birliği'ne yönelik dikkat çekici bir çağrıda bulunarak, sabotaja uğrayan Nord Stream doğalgaz boru hattının rehabilitasyon olasılığının bizzat AB imkanlarıyla araştırılmasını istedi.
Bu hamle, Ortadoğu'daki çatışmaların kritik enerji altyapılarını tehdit edecek boyuta ulaşması ve buna paralel olarak Avrupa borsalarında doğalgaz fiyatlarının hızla tırmanışa geçtiği stratejik bir atmosferde gerçekleşti.
X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, Avrupa'daki doğalgaz fiyatlarının sadece bir gün içinde %26 oranında yükseldiğine işaret eden Dmitriev, bu artışın bir son olmadığını vurgulayarak 2026 yılına gelindiğinde fiyatların ilk tahminlerin iki katından fazla artacağı öngörüsünü paylaştı.
"Avrupalı savaş kışkırtıcıları Nord Stream'i özlüyorlar, belki yarın kendi masraflarıyla boru hattını yeniden başlatmayı görüşmek zorunda kalacaklar" ifadelerini kullanan özel temsilci, Brüksel'in enerji politikasındaki çıkmazı sert bir dille eleştirdi.
Tarihsel ve teknik bağlamda hatırlatmak gerekirse, Baltık Denizi'nin altından geçen ve yıllık 55 milyar metreküp sevkiyat kapasitesine sahip olan Nord Stream boru hattı, 2012 yılında faaliyete geçmesinden itibaren on yıl boyunca Avrupa pazarları için kesintisiz ve güvenilir bir Rus gazı kaynağı teşkil etmişti.
Rusya'nın kıtaya yönelik gaz ihracat kapasitesini iki katına çıkarması planlanan Nord Stream 2 projesinin inşaatı ise Eylül 2021 itibarıyla tamamlanmış ancak jeopolitik gerilimler sebebiyle hiçbir zaman operasyonel hale getirilmemişti.
Süreç, Eylül 2022'de gerçekleştirilen ve her iki hattı da hedef alan patlamalarla kritik bir safhaya evrildi; saldırılar sonucunda Nord Stream 2'nin bir hattı ile paralel haldeki her iki Nord Stream hattı imha edildi.
Almanya, Danimarka ve İsveç yönetimi bu yıkımın kasıtlı bir müdahale olduğu ihtimalini dışlamazken, Rusya Başsavcılığı yaşananları bir "uluslararası terörizm eylemi" olarak nitelendirerek kapsamlı bir soruşturma süreci başlattı.