Veli Nasr: Bölgeyi on yıllar boyunca tanımlayacak bir savaşın içindeyiz

img
Veli Nasr: Bölgeyi on yıllar boyunca tanımlayacak bir savaşın içindeyiz YDH

Akademisyen ve eski ABD Dışişleri Bakanlığı Danışmanı Veli Nasr, Mario Nawfal'e verdiği mülakatta, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik stratejisinin "hızlı ve temiz bir zafer" beklentisi üzerine kurulduğunu ancak sahadaki gerçekliğin bir dayanıklılık testine dönüştüğünü belirtti.




YDH - Obama yönetiminde görev yapmış kıdemli analist ve Johns Hopkins Üniversitesi Öğretim Üyesi Veli Nasr, Mario Nawfal ile gerçekleştirdiği mülakatta, İran ile devam eden savaşın ABD'nin başlangıçtaki varsayımlarını sarstığını ifade etti.

ABD'nin savaşa "hızlı ve temiz olacağı" ve Venezuela modeline benzer şekilde rejimin kendiliğinden çökeceği varsayımıyla girdiğini belirten Nasr, "Savaşın üçüncü haftasındayız ve İran rejimi çökecek gibi görünmüyor" dedi.

Nasr, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın bu denli dirençli çıkmasını beklemediğini vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu:

"Başkan Trump, ister Avrupa'da ister Venezuela veya Kolombiya'da olsun, dünya liderlerinin teslim olmasına alışmıştı. İran'ın bu kadar zorlu bir rakip çıkacağını ve teslim olmayı reddedeceğini tahmin etmediğini düşünüyorum."

Nasr'a göre, Washington'daki temel hesap hatası, İran'ın "başsız bırakma" operasyonlarına, yani dini liderin veya Devrim Muhafızları komutanlarının öldürülmesine karşı hazırlıklı olduğu gerçeğinin göz ardı edilmesiydi.

"Savaş artık küresel enerji ve ekonomi cephesinde yürüyor"

Mülakatta, savaşın sadece askeri mevzilerle sınırlı kalmadığına, İran'ın "küresel enerji ve ekonomi savaş meydanını" açtığına dikkat çekildi.

Nasr, İran'ın Körfez ülkelerindeki enerji altyapısına saldırmasının ve Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapatmasının ABD için büyük bir sürpriz olduğunu kaydetti.

İsrail'in İran'daki büyük bir gaz sahasına ve enerji depolarına yönelik saldırılarını "doğrudan halkın günlük yaşamını ve devletin yönetim kabiliyetini hedef alan bir tırmandırma" olarak nitelendiren Nasr, "İsrail, bu baskının rejimi çökerteceğini umuyor; ABD ise İran'ı masaya getirmeye çalışıyor" diye konuştu.

Nasr, mülakatın ilerleyen bölümlerinde şu kritik tespiti yaptı:

"İran şu an kendi hamlesini yapıyor ve Hürmüz Boğazı'nı daha da daraltıyor. Savaş artık bir dayanıklılık testine dönüştü. Kim önce göz kırpacak? Her taraf, diğerini masaya oturtmak için tansiyonu yükseltmeye çalışıyor. Ancak bu durumun raydan çıkması ve ABD için çok daha çirkin, uzun bir savaşa dönüşme riski oldukça yüksek."

"Körfez ülkeleri Jurassic Park'taki elektrikli çitin yıkıldığını gördü"

Körfez ülkelerinin bu savaşta "devasa bir tali hasar" haline geldiğini savunan Nasr, bölgenin uzun süredir devam eden dokunulmazlık illüzyonunun sona erdiğini belirtti. Nasr, bu durumu çarpıcı bir benzinle açıkladı:

"Yıllarca iş dünyasındaki varsayım, Körfez'in Ortadoğu'nun geri kalanındaki kaostan muaf olduğuydu. Bu, Jurassic Park'taki elektrikli çitin arkasında duran Tyrannosaurus Rexlerin asla içeri giremeyeceğini düşünmek gibi bir şeydi. Şimdi o çit yıkıldı."

Körfez ekonomilerinin küresel bir hizmet, turizm ve teknoloji merkezi olma vizyonunun büyük bir risk altında olduğunu belirten Nasr, "Körfez ülkeleri kendilerini korumak için Amerikan üslerine yatırım yapmıştı. Ancak bu üsler onları korumadı; aksine, bu üslerin varlığı onları hedef haline getirdi ve teminat hasarına yol açtı" dedi.

Nasr, Suudi Arabistan, BAE ve Katar gibi ülkelerin önündeki en büyük ikilemin, inşa etmek için milyarlarca dolar harcadıkları "küresel merkez" vizyonunu nasıl geri kazanacakları olduğunu ifade etti.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun ABD dış politikası üzerindeki etkisine de değinen Nasr, İsrail'in İran'ı "etkisiz hale getirme" stratejisinin diplomatik yollarla değil, ancak savaşla mümkün olacağına inandığını belirtti.

"İsrail için nihai çözüm barış değil, savaştır" diyen Nasr, nükleer meselenin Haziran ayındaki saldırılarla zaten büyük ölçüde gündemden düştüğünü, asıl amacın İran'ın savunma sanayiini ve füze kapasitesini yok etmek olduğunu savundu.

Nasr, Netanyahu'nun ABD yönetimlerini yönetme konusundaki benzersiz yeteneğine işaret ederek, "İsrail, kapı açıkken, İran zayıfken ve askeri üstünlük kendisindeyken bu işi bitirmek istiyor. Bunun için de ABD'nin desteğine ve yardımına ihtiyacı var" ifadelerini kullandı.

Nasr'a göre, Washington'da hala bir tansiyonu düşürme umudu olsa da, 19. gününe girilen savaşta bu beklentinin gerçekleşmemesi, ABD'nin İran'ın direnci konusundaki tüm ev ödevlerini yanlış yaptığını gösteriyor.

"İran elindeki zayıf kartları ustaca oynuyor"

Mülakatın sonunda Nasr, İran'ın iki nükleer güce karşı zayıf bir pozisyonda olmasına rağmen süreci iyi yönettiğini savundu. "Herkesin çok daha zayıf bir taraf olduğunu düşündüğü İran, elindeki zayıf kartları son derece iyi oynayarak bir kaldıraç oluşturmayı başardı" diyen Nasr, ABD'nin savaşa sadece yanlış varsayımlarla değil, aynı zamanda İran'ın sömürebileceği zayıflıkları görmeyen bir "kibirle" girdiğini vurguladı.

Nasr, olası bir kara istilasının ise kısa vadede mümkün olmadığını, bunun Batı Avrupa büyüklüğünde ve zorlu bir coğrafyaya sahip 92 milyonluk bir ülkeyi işgal etmek anlamına geleceğini belirtti. Nasr son olarak şu uyarıyı yaptı:

"Eğer ABD bu stratejide ısrar ederse, Asya'ya hücum (pivot to Asia) hedefinden sapıp tekrar Ortadoğu'ya gömülmek zorunda kalacak. Bu senaryonun asıl kazananları ise Çin ve Rusya olacaktır."

"Bölge artık öngörülemez bir dönemde" diyen Nasr, mülakatı "İran ya tamamen çökecek ve yeni bir Ortadoğu doğacak ya da hayatta kalıp Trump'ı masaya zorlayarak kendi bölgesel düzenini tesis edecek" sözleriyle tamamladı.