Trump İran savaşında siyasi baskıyla karşı karşıya

img
Trump İran savaşında siyasi baskıyla karşı karşıya YDH

İran ile üç haftaya yaklaşan savaş, enerji fiyatlarını sert biçimde yukarı çekti ve ABD’de siyasi maliyet üretmeye başladı. Kamuoyu desteği zayıflarken, ekonomik etkiler ve Cumhuriyetçi tabandaki ayrışma Trump’ın manevra alanını daraltıyor.




YDH - ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile başlattığı ve İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile koordineli yürüttüğü haydutluk eylemi üçüncü haftasına yaklaşırken, yönetim üzerindeki siyasi baskı belirgin biçimde artıyor.

Tercih sonucu başlatılan bu askeri süreçte Tahran yönetimi zayıflamış olsa da, elindeki seçenekleri kullanmayı sürdürüyor. Bu tercihler hem ABD’de hem küresel ölçekte ekonomik maliyet üretiyor ve Trump’ın siyasi konumunu zorluyor.

Son 24 saat içinde Ortadoğu’daki karşılıklı saldırılar küresel enerji piyasalarında yeni dalgalanma yarattı. Aynı zaman diliminde çok sayıda medya kuruluşu, Amerikan F-35 savaş uçağının İran ateşi isabeti şüphesiyle acil iniş yaptığını bildirdi.

İsrail, İran açıklarındaki Güney Pars doğalgaz sahasını hedef aldı. Bu saha, İran’ın toplam gaz üretiminin yaklaşık dörtte üçünü sağlıyor.

Buna karşılık İran, Katar’daki doğalgaz işleme tesisini, ayrıca Kuveyt ve Suudi Arabistan’daki petrol rafinerilerini vurdu. Bu gelişmeler enerji piyasalarında sert hareketlere yol açtı ve Trump’ı sosyal medya üzerinden açıklama yapmaya yöneltti.

Trump, Truth Social platformunda İsrail’in saldırısını “Ortadoğu’da yaşananlara duyulan öfkenin sonucu” olarak tanımladı ve ABD’nin operasyondan “hiçbir şekilde haberdar olmadığını” belirtti.

Fakat bu ifade bazı uzmanlar tarafından sorgulandı; aynı gün The Wall Street Journal ve New York Times tarafından aktarılan bilgiler bu beyanla çelişti.

Trump, İran Katar’da gerilimi artırmadıkça İsrail’in gaz sahasına yeniden saldırmayacağını ifade etti. Buna karşılık Tahran’ın bu yönde adım atması halinde ABD’nin “İran’ın daha önce görmediği ölçekte güç kullanarak Güney Pars sahasının tamamını yok edeceğini” söyledi.

Enerji fiyatları ve enflasyon baskısı siyaseti şekillendiriyor

Piyasalar yüksek oynaklık sergiliyor. Brent petrol fiyatı saldırıların ardından 118 doların üzerine çıktı; perşembe günü ABD Doğu Saati ile yaklaşık 17.00 civarında 107 dolar seviyesine geriledi. Bir ay önce fiyat yaklaşık 70 dolar düzeyindeydi.

Petrol fiyatlarındaki artış, ABD’de akaryakıt fiyatlarına da yansıdı. AAA verilerine göre ülke genelinde bir galon benzinin ortalama fiyatı perşembe günü 3,88 dolara yükseldi. Bu, bir ay öncesine göre yaklaşık 95 sent artış anlamına geliyor.

Artan yakıt maliyetlerinin genel enflasyonu yukarı çekebileceği yönünde kaygılar da gündemde yer alıyor.

Trump, Beyaz Saray’da Japonya Başbakanı Sanae Takaichi ile yaptığı görüşmede fiyat artışlarını küçümseyerek, “Daha kötü olacağını düşünmüştüm. Kötü değil ve yakında sona erecek” dedi.

Buna karşın siyaset bilimci Grant Reeher, Trump açısından riskin belirginleştiğini ifade etti. Syracuse Üniversitesi Maxwell School’dan Reeher, başkana verilen desteğin kademeli biçimde aşındığını ve mevcut gelişmelerin bu süreci hızlandırabileceğini belirtti.

Reeher, petrol fiyatları, finansal piyasalara olası yansımalar ve çatışmanın bölge geneline yayılma ihtimalini başlıca risk alanları arasında sıraladı.

Öte yandan savaşın başlangıçtan itibaren kamuoyunda güçlü destek bulmaması, Trump’ın siyasi kırılganlığını artırıyor. Irak ve Vietnam savaşlarının aksine, bu çatışma başlangıç aşamasında geniş toplumsal destek üretmedi.

MAGA tabanında ayrışma

Çatışma, Trump’ın Amerika'yı Yeniden Harika Yap (MAGA) Hareketi içinde de gerilim yarattı. Trump’a yakın çevreler, tabanın büyük çoğunluğunun İran’daki askeri operasyona destek verdiğini gösteren anketlere işaret ediyor.

Buna rağmen Tucker Carlson, Megyn Kelly ve Joe Rogan gibi isimlerden gelen eleştiriler, doğrudan Trump’ın seçmen tabanına ulaşıyor.

Aynı dönemde Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent görevinden ayrıldı. Kent, istifa mektubunda İsrailli yetkililer ile bazı Amerikan medya figürlerinin Trump’ı savaşa yönlendirmek amacıyla yanıltıcı bir çerçeve oluşturduğunu ifade etti.

Cumhuriyetçi Parti içindeki daha geleneksel aktörler ise bu tartışmalara temkinli yaklaşıyor.

Eski Cumhuriyetçi Ulusal Komite iletişim direktörü Doug Heye, seçilmiş Cumhuriyetçilerin pozisyon değiştirmesinin belirleyici olacağını vurguladı ve mevcut aşamada gelişmelerin yönünü değerlendirmek için erken olduğunu söyledi.

Savaş yarın üçüncü haftasını tamamlayacak. Sahadaki koşulların Trump lehine değişmesi ihtimali dışlanmıyor. ABD ve İsrail hava saldırılarının Hürmüz Boğazı’nı yeniden açması halinde İran önemli bir kozunu kaybedebilir.

Aynı kapsamda Trump ve Hazine Bakanı Scott Bessent, Tahran’daki yönetim ve askeri yapı içinde çözülme işaretleri gördüklerini ifade etti. Bessent, rejimin kendi içinde çökebileceğini söyledi; Trump ise bu değerlendirmeyi açık biçimde teyit etmedi.

Bu süreçte Trump ve müttefikleri, medyanın savaşın olumlu sonuçlarını yeterince yansıtmadığını belirtiyor.

Savaş Bakanı Pete Hegseth, perşembe günü yaptığı açıklamada basının ilerlemeyi küçümsediğini ve maliyetleri öne çıkardığını söyledi. Hegseth, “Kararlı biçimde ve kendi şartlarımızla kazanıyoruz” dedi.

Buna karşın İran’daki yönetim yapısının henüz çözülmemesi, ABD’nin müttefiklerinden Hürmüz Boğazı konusunda beklenen desteğin gelmemesi ve iç piyasada akaryakıt fiyatlarının artması, bu söylemin kamuoyunda sınırlı karşılık bulduğunu gösteriyor.

Economist/YouGov anketine göre Trump’ın İran politikasını onaylayanların oranı yüzde 36, karşı çıkanların oranı yüzde 56 seviyesinde.



Makaleler

Güncel