MEE: Hizbullah ‘İmad Muğniye ruhu’na geri döndü

img
MEE: Hizbullah ‘İmad Muğniye ruhu’na geri döndü YDH

Hizbullah’ın, 2024’teki savaşın ardından “Muğniye ruhu” olarak tanımlanan daha çevik, dağınık ve dayanıklı bir savaş modeline yöneldiği belirtildi.




YDH- Ortadoğu’nun önde gelen haber platformlarından Middle East Eye (MEE) tarafından yayınlanan kapsamlı bir analizde, İsrail’in ve ABD’nin “Hizbullah artık bitmiştir” yönündeki söylemlerine karşın, Lübnanlı silahlı hareketin yeniden İsrail ile savaşa girdiği ve İran’a yönelik ABD-İsrail savaşına karşılık verdiği belirtildi.

Analizde, hareketin savaş alanındaki performansı ve İsrail topraklarının derinliklerine vuruş yapabilme kabiliyetinin, Hizbullah’ın İsrail ile 15 aylık ateşkes dönemini savaşın sonu olarak değil, kaçınılmaz gördüğü bir sonraki aşamaya hazırlanmak için dar ve acil bir pencere olarak değerlendirdiğini gösterdiği ifade edildi.

“Ateşkes siyasi bir çözüm değil, operasyonel bir aralıktı”

Hizbullah ile İsrail arasında 27 Kasım 2024’te yürürlüğe giren ateşkesin ardından kamuoyunda hakim olan anlatının, hareketin on yıllar boyunca geriye gittiği ve askeri kapasitesinin büyük ölçüde tahrip edildiği yönünde olduğu aktarıldı.

Dönemin İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun, operasyonların Hizbullah’ı “on yıllar geriye götürdüğünü” söylediği, üst düzey bir ABD’li yetkilinin hareketi “son derece zayıf” olarak tanımladığı, CENTCOM Komutanı General Michael Kurilla’nın ise Hizbullah’ı “paramparça” ettiğini iddia ettiği hatırlatıldı.

Ancak MEE’nin Hizbullah’ın savaş sonrası toparlanma sürecine vakıf dört kaynağa dayandırdığı analizde, gerçeğin bu anlatıdan çok farklı olduğu ortaya kondu.

Kaynaklar, yeniden yapılanmanın ateşkesin yürürlüğe girmesinden sadece bir gün sonra, 28 Kasım 2024’te başladığını belirtti.

Hizbullah içindeki varsayımın, savaşın sona erdiği değil, İsrail ile yeni bir çatışmanın sadece bir zaman meselesi olduğu yönünde olduğu vurgulandı.

Bu perspektiften bakıldığında kaynaklar, ateşkesin siyasi bir çözüm değil, “operasyonel bir aralık” olduğunu ve bu süredeki her günün değer taşıdığını ifade etti.

“Askeri komutanlar: Görev tamamlandı”

Kaynaklara göre Hizbullah, İsrail’in saldırılarını durdurmasının ardında iki temel neden olduğunu değerlendiriyor.

Bunlardan ilki, İsrail’in örgütü askeri olarak yeterince vurduğuna inanarak uluslararası ve iç baskının Hizbullah’ı siyasi olarak kalıcı şekilde çökertmesini beklemesi. İkincisi ise İsrail’in, stratejik hedeflerine ulaştığı bir aşamada savaşı daha fazla sürdürmenin kendi tarafında daha ağır kayıplara yol açabileceğini öngörmesi.

Savaşın ağır bir bedel getirdiği ancak aynı zamanda örgütün kendini yeniden yapılandırabileceği kritik bir alan açık bıraktığı belirtildi.

Kaynaklar, bu çabanın yalnızca temel askeri kapasiteleri geri kazanmakla sınırlı olmadığını, Hizbullah’ın Ekim 2023 öncesi kabiliyet, yapı ve altyapısını mümkün olduğunca eski haline getirme hedefini taşıdığını aktardı.

Aralık 2025 ortası itibarıyla askeri komutanların liderliğe, yeniden inşa edilebilecek her şeyin tamamlandığı bilgisini ilettiği bildirildi.

Bir kaynak, komutanların “Liderlere şunu söyledik: Görev tamamlandı” ifadesini aktardı. Hava savunması ve diğer stratejik sistemler gibi bazı kapasitelerdeki hasarın geri döndürülemez olduğu ancak bu sınırlamalar çerçevesinde yeniden yapılanmanın kapsamlı, metodik ve disiplinli bir şekilde yürütüldüğü belirtildi.

“Komuta kademesi kör edilmiş, dağıtılmış ve kırılmıştı”

Analizde, Eylül 2024’te İsrail’in Hizbullah üyeleri tarafından kullanılan yüzlerce çağrı cihazını patlatarak şaşırtıcı bir istihbarat nüfuzu sergilediği ve aynı ay içinde Beyrut ve diğer bölgelere düzenlenen şiddetli hava saldırılarıyla hareketin üst düzey askeri liderliğinin yanı sıra genel sekreteri Hasan Nasrullah’ı öldürdüğü hatırlatıldı.

İsrail’in, Hizbullah’ın komuta yapısını koparmayı, ağlarını ifşa etmeyi ve işlev görme kabiliyetini felç etmeyi hedefleyen çok katmanlı bir şok kampanyasıyla vurduğu ifade edildi.

Bir kaynak, İsrail’in yoğun bombardımanının ardından Ekim 2024’te kara işgaline başladığı dönemde Hizbullah’ın liderlik kademesini “kör edilmiş, dağıtılmış ve kırılmış” olarak tanımladı. Aynı kaynak, sınırda savaşan savaşçıların “ölümüne mücadelesinin” hayatta kalan üst düzey komutanlara nefes alıp toparlanmaları için alan açtığını söyledi. Kaynak, “Bu yürüyen şehitler, örgütü kurtardı” ifadelerini kullandı.

İletişim ağları terk edildi, “Muğniye ruhu”na dönüş

Kaynaklara göre, Hizbullah’ın iletişim altyapısının daha önce anlaşılandan çok daha derin bir şekilde sızdırıldığı ortaya çıktı.

Hareket, üyelerinin her zaman izlendiğini varsaymakla birlikte, İsrail’in konumlarını gerçek zamanlı olarak takip edip liderleri ve savaşçıları hassas şekilde hedef alabildiği görüldü.

Bu durum karşısında Hizbullah’ın hassas konular için kullandığı üç iletişim ağını büyük ölçüde terk ettiği, bunun yerine “insan haberciler, elde yazılmış notlar ve komuta ile saha birlikleri arasında bölümlere ayrılmış kanallar” gibi “temel ve ilkel” yöntemlere geri döndüğü aktarıldı.

Bu taktik değişikliğin, örgütün gerilediğinin bir işareti olmadığı, “bilinçli bir uyum eylemi” olarak değerlendirildiği belirtildi. Stratejinin aynı zamanda daha geniş bir yapısal yeniden düşünmeyi beslediği ifade edildi.

İsrail’in 2006 savaşının ardından, özellikle de Hizbullah’ın Suriye müdahalesi sırasında örgütün giderek geleneksel bir orduya benzediği; daha büyük, daha ağır, daha merkezi ve uzun komuta zincirlerine bağımlı hale geldiği belirtildi. 2024 savaşındaki deneyimlerin, hayatta kalan komutanları bu modeli yeniden düşünmeye sevk ettiği aktarıldı.

Bir kaynağın ifadesiyle Hizbullah, bir zamanlar “daha hafif başıboş atlara” benzerken, “sadece bir grup aygır tarafından hareket ettirilebilen büyük bir vagona” dönüşmüştü.

2024 savaşından sonra üst düzey askeri figürlerin, şehit komutan İmad Muğniye’nin adıyla anılan ve dağınık, yarı özerk birimler etrafında inşa edilmiş eski doktrine, “Muğniye ruhu”na geri döndüğü bildirildi.

Güney Lübnan’da yeniden tahkim: “Gündüzü geceye bağladık”

Ateşkes anlaşmasının kamuoyuna yansıyan kısmı, Hizbullah’ın İsrail sınırı ile Litani Nehri arasında askeri varlık bulundurmamasını ve bölgeye 60 gün boyunca Lübnan ordusunun konuşlanmasını öngörüyordu.

Ancak kaynaklara göre, sahada durum çok daha karmaşık. Hizbullah’ın varlığını yeniden inşa etmek için büyük, görünür oluşumlara ihtiyaç duymadığı, bunun yerine daha küçük hücreler ve tek tek kadrolar aracılığıyla tamamen yok edilmemiş tesisleri onardığı, açığa çıkmamış noktaları yeniden aktif hale getirdiği ve resmen ifşa edilmemiş mevzileri sessizce güçlendirdiği aktarıldı.

Kaynaklar, Hizbullah’ın Lübnan’ın derin güneyinden ayrılmadığını, sabır, gizlilik ve dikkatli hareketle kademeli olarak yeniden tahkim ettiğini belirtti.

Üçüncü kaynak, süreci “Gündüzü geceye bağladık, iyileşmek ve restore etmek için insandan insana bağlandık” sözleriyle anlattı.

İran desteği ve Suriye fırsatı: “Hizbullah bir millettir, milletler ölmez”

Hizbullah’ın düşmanlarının, 2024 savaşından sonra toparlanmakta zorlanacağına dair güvenlerinin nedenlerinden birinin, tedarik hatlarının kesildiği varsayımı olduğu belirtildi.

Beşşar Esed yönetiminin devrilmesinin ardından Hizbullah’ın yeni lideri Naim Kasım, örgütün Suriye üzerinden askeri tedarik yolunu kaybettiğini kamuoyuyla paylaşmıştı. Ancak kaynaklara göre, Esed hükümetinin çöküşü kısa ama önemli bir fırsat da sundu.

Hizbullah’ın, yeni yönetimin kontrolü tam olarak sağlamasından ve İsrail saldırılarının kalanları yok etmesinden önce depolarını boşaltmak için hızla hareket edebildiği ifade edildi. Aynı dönemde İran desteği ve yerel üretim yoluyla aylar içinde füze ve insansız hava aracı stoklarını yenilediği aktarıldı.

Gelişmeler, son iki haftadır süren çatışmalarla birlikte Hizbullah’ın etkisiz hale getirilmediğini ortaya koydu. 2 Mart’ta hareketin yaklaşık 60, ertesi gün benzer sayıda füze ve insansız hava aracı fırlattığı, ardından saldırı hızını artırdığı belirtildi. Bu hafta Hizbullah füzelerinin İsrail’in güneyine ulaştığı, Askalan ve Gazze Şeridi yakınlarındaki yerleşimlerde halkın sığınaklara koştuğu bildirildi.

Analizin sonunda üçüncü kaynağın, eski medya sorumlusu Muhammed Afif’in sözlerini hatırlatarak yaptığı vurguya yer verildi: “Muhammed Afif, eski medya sorumlumuz, ‘Hizbullah bir parti değil, bir millettir ve milletler ölmez’ derdi. İnsanlar bunun bir slogandan ibaret olduğunu düşünüyordu. Ama bunun öyle olmadığını kanıtladık.”