İsrail Merkez Bankası’nın raporu, savaşların ekonomi üzerindeki ağır etkisini ve büyüyen mali kayıpları ortaya koydu.
YDH- İsrail Merkez Bankası Başkanı Amir Yaron pazartesi günü, kurumun 2025 yıllık raporunu hükümete ve Knesset’e sundu.
Rapor, İsrail ekonomisinin, İsrail’in Gazze’ye yönelik soykırım savaşı da dahil olmak üzere devam eden savaşa rağmen dayanıklılık gösterdiğini iddia ederken, bazı endişe alanlarını da vurguluyor.
Rapor, geçen yıl içinde “büyümenin hızlandığını, enflasyonun yavaşlayarak hedef aralığa geri döndüğünü, işsizliğin çok düşük seviyede kaldığını, risk priminin savaş öncesi seviyelere yakın düzeye gerilediğini ve sermaye piyasalarının özellikle güçlü sonuçlar kaydettiğini” ileri sürdü.
Bununla birlikte, Ekim 2023’ten bu yana İsrail ekonomisinin GSYH’de yüzde 8,6’lık bir “kayıp” kaydettiği, bunun yaklaşık 175 milyar şekel (55,95 milyar dolar) olduğu belirtildi.
Raporun verilerine göre, güvenlik harcamaları ve yurt dışındaki üreticilere yapılan ödemeler de dahil edildiğinde GSYH kaybı “daha da artıyor” ve yaklaşık 375 milyar şekele ulaşıyor.
2025 yılı açığının GSYH’nin yüzde 4,7’si seviyesinde olduğu, bunun 2024’e göre bir iyileşme olduğu ancak toplam borç/GSYH oranının Ekim 2023’ten bu yana yüzde 8’den fazla arttığı ve yüzde 68,5 seviyesine ulaştığı, bunun OECD medyanının üzerinde olduğu ifade edildi.
Artan bütçe açığı, işgücü krizi ve ekonomik gerileme
Rapor, Ekim 2023’ten bu yana 350 milyar şekel tutarındaki güvenlik harcamalarının artan bütçe açığının “temel nedeni” olduğunu belirtti.
Bu süreçte, silah sanayisi satışlarının 2019–2024 yılları arasında İsrail’in mal ve hizmet ihracatının yüzde 10’unu oluşturduğu ve 14,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği aktarıldı.
İsrail Merkez Bankası ayrıca, kişi başına gelirin düştüğünü, Ekim 2023’ten bu yana her vatandaşın yaklaşık 35.000 şekel (11.220 dolar) potansiyel “gelir kaybı” yaşadığını kaydetti.
Rapor, “GSYH seviyesi ve büyüme hızı uzun vadeli trendin altında kaldı” ifadelerini kullandı. Ayrıca, daha hızlı büyümeyi sınırlayan temel faktörün işgücü arzındaki azalma olduğunu, bunun da büyük ölçüde yedek askerlerin seferber edilmesi ve Filistinli işçilerin yokluğu nedeniyle oluştuğunu belirtti.
Filistinli işçilerin çoğunun Ekim 2023’ten bu yana İsrail’e girişinin yasaklandığı ifade edildi.
Rapor, 2024–2025 yıllarında İsrail’de “olumsuz göç eğilimi” yaşandığını ve ekonominin yılda ortalama 9.000 işçi kaybettiğini bildirdi.
Savaşın ekonomik yükü ve hava savunmasının sınırları
Middle East Eye (MEE), raporun İsrail-ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü mevcut saldırganlığın ekonomik etkilerini içermediğini belirtirken, Ynet’in salı günü İsrail Maliye Bakanlığı’na dayandırdığı haberine göre, eğitim sisteminin normal çalışmadığı her hafta ekonominin yaklaşık 1,25 milyar şekel kayıp yaşadığı ifade edildi.
Savaşın 28 Şubat’ta başlamasından bu yana ülke genelinde olağanüstü hal kapsamında okulların fiilen kapalı olduğu, yüz binlerce ebeveynin çocukları evde olduğu için işe gitmekte veya normal çalışma düzenini sürdürmekte zorlandığı belirtildi.
İsrail Merkez İstatistik Bürosu da pazartesi günü, savaşın başlamasından bu yana yaklaşık 170.000 çalışanın ücretsiz izne çıkarıldığını bildirdi.
TheMarker adlı yerel yayın organı, savaş uzadıkça bu sayının artabileceğini aktardı.
İran balistik füzelerinin cumartesi günü, İsrail’in güneyindeki Dimona ve yakınındaki Arad kentine doğrudan isabet etmesi, hükümetin sivilleri koruyamadığı yönündeki eleştirileri yeniden gündeme getirdi.
TheMarker, Dimona ve Arad gibi çevre bölgelerin İran füzeleri tarafından vurulma ihtimalinin daha merkezi ve zengin bölgelere kıyasla daha yüksek olup olmadığını gündeme taşıdı.
“İsrail hava savunma sistemleri ülkeyi bölgelere ayırır ve her bölgeye farklı düzeylerde ve türlerde koruma sağlanır.” denildi.
İsrail’in üç katmanlı hava savunma sisteminin, tehdide karşı hangi tür önleyicinin kullanılacağını belirleyen “algoritmik kategorilere” göre çalıştığı aktarıldı.
Koruma seviyesinin; nüfus yoğunluğu, mevcut sığınak altyapısı, sivil altyapı ve bölgenin stratejik önemi gibi faktörlere göre belirlendiği ifade edildi.
Örneğin, İsrail ekonomisinin kalbi olan Tel Aviv’in, güney ve doğudaki daha az nüfuslu bölgelere kıyasla “daha iyi” korunduğu belirtildi.
Buna karşılık, kuzeydeki Hayfa gibi stratejik bölgelerin daha yüksek koruma aldığı, geçen hafta İran füzelerinin rafinerileri vurduğu alanlarda savunmanın daha güçlü olduğu iddia edildi.
Hava savunmasında bir diğer belirleyici unsurun, ordunun “pahalı Amerikan önleyicileri mi yoksa daha ucuz İsrail yapımı önleyicileri mi kullanacağı” olduğu ifade edildi.
28 Şubat’ta İsrail ve ABD’nin İran’a saldırmasından bu yana İran’ın İsrail’e yaklaşık 450 misilleme füzesi fırlattığı, TheMarker’a göre, Ekim 2023’ten bu yana ise 1.200’den fazla İran füzesinin İsrail’e atıldığı belirtildi.
İsrail’in elindeki önleyici stoklara ilişkin verilerin sansür altında olduğu ancak “stokların sınırlı olduğu ve yenilenmesinin zaman aldığı” aktarıldı.
“İsrail ordusu İsrail iç cephesini daha haftalarca savunabilse bile, hava savunmasının sınırlamaları savaş devam ettiği sürece ekonominin yeniden açılmasına izin vermeyecektir” denildi.
“İran’la savaşın sona ermesi nihayetinde ABD Başkanı Donald Trump’ın elindedir, ancak İsrail ekonomisi bunu süresiz olarak sürdüremez.” ifadeleri yer aldı.