ABD’de gaziler, İran’a yönelik olası bir kara harekâtının Vietnam benzeri bir yıpratma savaşından ziyade, ağır kayıplarla sonuçlanan “Gelibolu benzeri” bir senaryoya dönüşebileceği uyarısında bulundu.
YDH- Amerika merkezli Responsible Statecraft’ın haberine göre, Trump rejimi İran’da kara harekâtı seçeneğini değerlendirirken, “gaziler” önlerinde “zorlu ve uzun soluklu bir çatışmanın” olabileceği konusunda endişeleniyor.
“Gazi askerler” ayrıca, ABD ordusunun böyle bir savaşı sürdürmek için yeterli hazırlığa sahip “olmayabileceği” uyarısında bulunuyor.
Harg Adası “intihar görevi” mi?
Haberde, devam eden hazırlıklar ve konuşlandırmaların yönetimin “en kötü senaryoya” hazırlandığını gösterdiği belirtildi.
Hükümet Gözetim Projesi Savunma Bilgi Merkezi’nde kıdemli savunma politikası analisti ve Deniz Piyadeleri gazisi Virginia Burger’in Responsible Statecraft’a anlattığına göre, her biri 2 binden fazla Deniz Piyadesi taşıyan hızlı müdahale gemilerinden oluşan iki Deniz Seferi Birliği (MEU) Ortadoğu’ya doğru yolda. 11’inci ve 31’inci birliklerin bölgede birleşmesi planlanıyor.
Pentagon’un ayrıca, bu güçleri ordunun 82’nci Hava İndirme Tümeni’nden bir tugay muharebe ekibiyle takviye etmeyi planladığı belirtiliyor. Bu durumda potansiyel kara harekâtları için 3 bin ek hızlı müdahale askeri daha bölgeye sevk edilmiş olacak.
Haberde, bu konuşlandırmaların “uzun soluklu ve muhtemelen tehlikeli bir girişime” işaret edebileceği, belki de Deniz Piyadeleri’nin İran’ın Harg Adası’nı işgal etmesini içerebileceği ifade edildi. Bazı “gazilerin” bu adayı şimdiden potansiyel bir “intihar görevi” olarak nitelendirdiği aktarıldı.
Burger, “Bu kadar uzun sürebilecek bir işe neden girişiyoruz?” diye sordu. “Burada İran’ın da bir söz hakkı var, değil mi? Biz boşlukta var olmuyoruz. Deniz Piyadeleri Harg Adası’na hiçbir direnişle karşılaşmadan yürüyüp girmeyecek. Bu, Amerikan can kayıpları, Amerikan teçhizat kayıpları açısından ne anlama gelecek?”
“Her adımda kayıp olacak”
“Gaziler Birliği” mensubu ve “Vicdan ve Savaş Merkezi”nin İcra Direktörü Mike Prysner, kuruluşunun askerler ve aileleriyle kapsamlı temasına dayanarak “birçok” askeri birliğin savaşa hazırlandığını söyledi.
Prysner, “İnsanların fark etmediği şey, ABD’nin büyük bir savaşa hazırlandığı” ifadesini kullandı. “Herkes gitmeye hazırlanıyor.”
Ancak haberde, İran’la uzun sürecek bir savaşın “zorlu” olacağı vurgulandı. Amerika için Endişeli Gaziler kuruluşunun stratejik direktörü ve gazi John Byrnes’a göre ABD, kara harekâtı için taktik imkânlara ve personele sahip olsa da konuşlandırılacak birlikler muhtemelen “sık saldırılarla, kayıplarla ve stratejik aksaklıklarla” karşılaşacak.
Byrnes, “Kara birliklerimizi sahaya indirebileceğimizden eminim. Benim asıl endişem uzun vadeli bir operasyon.” dedi. “Kara konuşlandırmasında yolun her adımında bazı ABD kayıpları olacak ve generallerin bir hafta süreceğini düşündüğü şey birdenbire bir ay ya da iki ay sürebilir.”
Dağlık coğrafya ve “ev sahası” dezavantajı
Irak’ta deniz piyadesi olarak görev yapmış ulusal güvenlik ve siyasi danışman James Webb, İran’ın dağlık coğrafyasının kara harekâtı için “lojistik bir kabus” olabileceği uyarısında bulundu. Ayrıca İranlıların savaşa hazır olduğunu vurguladı.
Webb, “Yaklaşık 90 milyonluk İran nüfusu ve coğrafyasından bahsetmeye başladığınızda, coğrafya taarruz harekâtına hiç uygun değil.” dedi. “Burası onların ev sahası. Başka bir ülkenin ev sahasında savaşmış biri olarak söyleyebilirim ki her zaman dezavantajlısınızdır.”
Webb, “Savaşın yürütülmesine İran tarafından baktığınızda, ellerinden gelen her şekilde bunu hesapladılar. Savaşa hazırdılar.” diye vurguladı.
Webb, İran’da uzun sürecek bir çatışmanın “Vietnam’dan ziyade Gelibolu’ya” benzeyebileceğini söyledi. Bu ifadeyle I. Dünya Savaşı’nda İtilaf Devletleri’nin Türk boğazlarını ele geçirmek için giriştiği ve ağır kayıplarla sonuçlanan başarısız Gelibolu Harekâtı’na atıfta bulundu.
Aşırı yayılma sinyalleri: Kore’den Ortadoğu’ya füze kayması
Haberde, lojistik zorlukların yanı sıra ABD için daha “büyük stratejik sorunların” söz konusu olduğu belirtildi. Savaş çabasını sürdürmek için mühimmatın kritik bölgelerden taşınması, ABD’nin “aşırı yayılma belirtileri” gösterdiğine işaret ediyor.
Burger, “Güney Kore’den Ortadoğu’ya savunma amaçlı önleme füzeleri taşıyoruz, değil mi? Bu önemsiz bir şey değil. THAAD füze sistemlerini Güney Kore’den Merkez Kuvvetler Komutanlığı’na (CENTCOM) taşımak, bölge dışına yapılan büyük bir hamle.” dedi.
“Üst düzey askeri yetkililer, bu hamlelerin başka herhangi bir duruma, özellikle de Pasifik’teki duruma müdahale etme kabiliyetimizi zayıflatıp zayıflatmadığını sorguluyor.” diye ekledi.
Burger ayrıca, askeri liderlerin “zaten azalmakta olan mühimmat stoklarımızı ne kadar tükettiğimizi gördüğünü ve eğer mecbur kalırsak, tercih ettiğimiz bir savaş olmayan bir savaşa girmek zorunda kalırsak ne yapabileceğimizi sorguladığını” söyledi.
Burger, “Yönetimin bu konuda ortaya koyduğu stratejik öngörüsüzlük bile, silahlı kuvvetlerimizin mensuplarının güvenliğini ve onlara ilişkin değerlendirmeleri ne kadar az önemsediklerini gösteriyor.” diye ekledi.
Moral bunalımı ve vicdani ret başvuruları
Habere göre, İran’da uzun soluklu operasyon ihtimalleri arttıkça, “gaziler, askerler arasındaki düşük moralin uzun vadeli bir güven bunalımını körükleyebileceği uyarısında bulunuyor.” Bazı askerlerin ABD’nin Tahran’la savaş halinde olması için “çok az gerekçe” gördüğü belirtiliyor.
“Beyaz Saray’dan bir gerekçemiz yok. Savunma Bakanı’ndan herhangi bir güven verecek sağlam bir mesaj ya da herhangi bir şey alamıyoruz.” Diyen Burger, şöyle devam etti: “Bu, ileride personel tutma ve asker bulma sorunlarına yol açacak bir hayal kırıklığı yaratacak.”
Byrnes ise “Ordudaki, uzun süredir görev yapan, terörle küresel savaş sırasında görev yapmış ve kayıplar görmüş birçok yaşlı askerin belki biraz şüpheci olduğunu düşünüyorum: ‘Bakın, bilirsin, bu gerçekten iyi değil ve uzun vadede askerlerimizin morali için harika olmayacak’.” dedi.
Byrnes, genç askerlerin durumunu şöyle anlattı: “Gençlerin çoğu muhtemelen iyi olacak… Genellikle büyük bir ikilem yaşıyorlar: korkuyorlar ve heyecanlılar, savaşın ‘iyi bir savaş’ olup olmadığından emin değiller, ancak sahaya inip yeteneklerini gösterebildikleri için de mutlular.”
Ancak ailelerin ise “moral olarak darbe alacağını” söyleyen Byrnes, “Neden İran’da savaşıyoruz? Kocam neden eve dönmesi gereken zamanda dönmedi?” sorularının sorulacağını belirtti.
Bazı askerlerin safları tamamen terk ederek “vicdani retçi” statüsü talep ettiği ifade edildi. Mike Prysner’ın Responsible Statecraft’a anlattığına göre, “birçok asker vicdani ret gerekçesi olarak ABD’nin şubat sonunda İran’ın Minab kentinde bir okula düzenlediği olası saldırıyı ve ABD dış politikasına dair daha geniş bir memnuniyetsizliği gösteriyor.”
Prysner, “Askerlerden savaşın parçası olmak istememeleri konusunda en sık duyduğum gerekçe Minab okulu katliamı” dedi.
“Askerler Gazze’deki savaşa tanık oldu,” diyen Prysner, şöyle devam etti: “Ve ardından, ABD’nin terörle mücadele savaşından bu yana giriştiği ilk büyük savaş, ABD’nin İsrail’in Gazze savaşında işlediği en ağır savaş suçlarından birine ‘tıpatıp benzeyen’ bir eylemle başladı.”
Haberde, kalıp savaşanlar için düşük moralin “savaş çabasını” engelleme riski taşıdığı belirtildi.
Webb, “Savaşa gittiğinizde aklınız ve kalbiniz orada değilse, hedeflerinize ulaşmanız, eğer ulaşabilirseniz, çok daha zor olur.” dedi. “İşin özü bu.” diye ekledi.