Birleşmiş Milletler eski Özel Temsilcisi Nickolay Mladenov tarafından hazırlanan Gazze'nin silahsızlandırılmasına yönelik aşamalı plan hala gündemde. Filistinliler, insani yardım ve yeniden inşanın stratejik bir taviz şartına bağlanmasını "siyasi şantaj" olarak nitelendirdi.
YDH - Gazze Şeridi'nde silahsızlanma planlarına yönelik uyarılar, bu girişimlerin bölgedeki güvenlik ve siyasi gerçekliği yeniden şekillendirme ve insani dosyaları karmaşık güvenlik süreçlerine bağlama girişimi olduğu yönündeki analizlerle birlikte artıyor.
Siyasi analist Süleyman Beşara, el-Cezire tarafından ifşa edilen planı, "İsrail ve ABD pozisyonlarının tam bir benimsenmesi" olarak tanımladı.
Şehab ajansına konuşan Beşara, yeniden inşanın Filistin direnişinin silahı dosyasına bağlanması nedeniyle bu planın temel bir "şantaj aracı" teşkil ettiğini belirtti.
Beşara, Birleşmiş Milletler (BM) eski Özel Temsilcisi Nikolay Mladenov tarafından sunulan planın gerçek güvencelerden veya bağlayıcı bir zaman çizelgesinden yoksun olduğuna, bunun da planın uygulanabilirliğini ve Filistinlilerin uygulama konusundaki ciddiyetine dair ikna olma ihtimalini zayıflattığına işaret etti.
Beşara, özellikle Donald Trump yönetimi sırasındaki geçmiş deneyimleri örnek göstererek, İsrail'in esir değişimi anlaşmaları hariç benzer sözleşmelerin hükümlerine uymadığını, hedef alma ve suikast operasyonlarının ise devam ettiğini kaydetti.
Filistinli tarafların hazır olmasına rağmen İsrail'in Gazze içerisinde idari birimlerin görevlerini üstlenmesine izin vermediğini belirten Beşara, planın Filistinlileri direniş silahı başta olmak üzere güç unsurlarından arındırmayı ve daha geniş bir İsrail kontrolü dayatmayı amaçladığını ifade etti.
Lübnan örneği gibi bölgesel tecrübelerin İsrail'in silahsızlanma anlaşmalarına sadık kalmadığını gösterdiğini vurgulayan Beşara, bu önerilerin aslında "reddedilmek üzere" ortaya atıldığını ve gerçek bir çözüm bulmaktan ziyade İsrail'in ihlallerini meşrulaştırmak için siyasi bir kılıf oluşturduğunu vurguladı.
Yeniden inşa süreci silahsızlanma için araç olarak kullanılıyor
Yazar İyad el-Karaa ise, söz konusu planların sadece güvenlik boyutuyla sınırlı kalmadığını, Gazze Şeridi'ndeki siyasi gerçekliği kapsamlı şekilde yeniden tasarlamayı hedeflediğini belirtti.
El-Karaa, yeniden inşanın silahsızlanmaya bağlanmasının insani dosyayı bir baskı aracına dönüştürdüğünü ve zorlu insani koşullar altındaki bölge halkına, temel ihtiyaçlarını doğrudan etkileyen karmaşık bir denklem dayattığını açıkladı.
"Adım karşılığında adım" ilkesinin şekilsel göründüğünü savunan el-Karaa, direnişten stratejik taleplerde bulunulmasına karşın geçici insani önlemler sunulmasının tarafların yükümlülüklerindeki dengesizliği yansıttığını dile getirdi.
Planın çatışmayı askeri karşı karşıya gelişten, amacı direnişin kademeli olarak silahsızlandırılması olan uzun vadeli bir siyasi-güvenlik sürecine taşımaya çalıştığına işaret eden el-Karaa, uluslararası denetim mekanizmalarının devreye sokulmasının bölge üzerinde bir güvenlik vesayeti doğurabileceği uyarısında bulundu.
El-Karaa, "tek otorite ve tek silah" söyleminin silah meselesini aşarak Gazze'deki yönetimin geleceğine dair soruları gündeme getirdiğini ve bu boyutun önerilen siyasi hamlelerin özünü oluşturduğunu belirtti. İsrail'in askeri yöntemlerle dayatamadığı hedeflere, direnişin askeri gücünü siyasi ve güvenlik araçlarıyla sona erdirerek ulaşmaya çalıştığını kaydetti.
Gelecek dönemin sadece sükunet veya yeniden inşa meselelerine değil, Gazze'nin siyasi ve güvenlik geleceğine dair bir mücadeleye sahne olacağı uyarısında bulunan el-Kara, bölge sakinlerinin hayatının güvenlik önlemlerine bağlanmasının toplumu sürekli baskı altında tutacağını ve istikrarsızlığı derinleştireceğini ifade etti.
Aşiret liderleri silahın teslim edilmesini egemenlik şartına bağlıyor
Öte yandan Filistin Aşiretleri ve Aileleri Ulusal Cemiyeti yönetim kurulu üyesi Alaaddin el-Akluk, uluslararası temsilci Mladenov'a verilen görevin ateşkesi kalıcı hale getirmek, saldırıları durdurmak, ablukayı kaldırmak ve yardım faaliyetleri ile yeniden inşayı başlatmak olduğunu belirtti. E
l-Akluk, bu temel gerekliliklerin silah teslimi konusunun görüşülmesinden önce geldiğini vurguladı.
Silahsızlanma planına tepki gösteren el-Akluk, BM temsilcisi Mladenov'un kendi görevlerini yerine getirmekte başarısız olduğunu, sorumluluklarından uzaklaştığını ve yetki alanı dışındaki konularla meşgul olduğunu söyledi.
Direniş silahının sadece Filistinli gruplara ait veya onlara özgü olmadığını, aksine tüm Filistin halkının silahı olduğunu kaydeden el-Akluk, bu silahın bağımsız Filistin devleti kurulmadan ve dünyadaki son işgal sona ermeden teslim edilemeyeceğini vurguladı.
Halkın ilaç ve gıda ihtiyacını karşılamakta yetersiz kalan bir dünyanın güvenlik konusunda garantör veya arabulucu olamayacağını belirten el-Akluk, uluslararası toplumdan beklenen hamlenin İsrail'i Gazze'de işgal ettiği topraklardan çekilmeye zorlamak ve savaşı sona erdirmek olduğunu kaydetti.
Gazze aşiretlerinin silahın kullanımına yönelik yaklaşımlar içeren tüm siyasi çabaları desteklediğini ifade eden el-Akluk, ancak bu desteğin silahın toplanması veya teslim edilmesi temelinde değil, durumun sakinleştirilmesi ve tam egemenliğe sahip bir Filistin devletine ulaşılması temelinde olduğunu teyit etti.