Prof. Mearsheimer: Trump kendisini çıkışı olmayan büyük bir bataklığın içine attı

img
Prof. Mearsheimer: Trump kendisini çıkışı olmayan büyük bir bataklığın içine attı YDH

Siyaset bilimci Prof. John Mearsheimer, Glenn Diesen'e verdiği mülakatta, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a karşı başlattığı savaşın stratejik bir başarısızlığa dönüştüğünü belirtti.




YDH - Chicago Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. John Mearsheimer, Norveçli siyaset bilimci Glenn Diesen'e verdiği kapsamlı mülakatta, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a karşı yürüttüğü askeri harekatın geldiği noktayı değerlendirdi.

Mearsheimer, Trump’ın göreve gelmesinin ardından kısa bir süre içinde "çıkışı olmayan bir tuzağa" düştüğünü savundu.

Profesör Mearsheimer, "Başkan Trump 20 Ocak 2025'te göreve başladı ve İran'a karşı savaş 28 Şubat 2026'da patlak verdi; yani göreve gelişinden sadece 13 ay sonra kendisini kurtulamayacağı devasa bir bataklığın içinde buldu" ifadelerini kullandı.

Trump’ın başlangıçta kazanan bir stratejiye sahipmiş gibi göründüğünü belirten Mearsheimer, mevcut durumun Afganistan ve Irak savaşlarından çok daha vahim sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

Mearsheimer, savaşın ilk aşamalarında elde edilebilecek bir "görev tamamlandı" deklarasyonunun İran örneğinde mümkün olmadığını kaydetti.

Mearsheimer, "George W. Bush 2003'te uçak gemisine inip zafer ilan edebilmişti ancak Trump bunu yapamaz. Bu davanın en başından beri kayıp olduğu netleşti" diye konuştu.

ABD ve müttefiklerinin içine düştüğü bu durumun sadece askeri bir başarısızlık olmadığını, aynı zamanda dünya ekonomisi için "katastrofik sonuçlar" yaratma potansiyeli taşıdığını vurguladı.

"İranlılar yıpratma savaşında tüm kartları ellerinde tutuyor"

Mülakatta savaşın uzamasının yaratacağı risklere dikkat çeken Prof. John Mearsheimer, Washington’ın hızlı ve mutlak bir zafer beklentisinin boşa çıktığını ifade etti.

Trump yönetiminin "şok ve dehşet" (shock and awe) taktiğiyle İran rejimini hızla devirmeyi planladığını, ancak bu stratejinin çöktüğünü belirtti.

Mearsheimer, "Batı, rejimin başını koparacaklarını ve halkın sokaklara dökülüp yönetimi devireceğini sandı; bu tamamen hayalperest bir yaklaşımdı" dedi. Savaşın bir yıpratma sürecine evrildiğini kaydeden Mearsheimer, bu aşamada üstünlüğün İran tarafına geçtiğini savundu.

İran'ın stratejik avantajlarını sıralayan Mearsheimer, Tahran yönetiminin tırmanma merdiveninin her basamağında ABD'yi engelleyebilecek güce sahip olduğunu dile getirdi.

Mearsheimer, "İran uluslararası ekonomiyi çökertebilir. Biz şu an bir buzdağına doğru ilerleyen Titanic gibiyiz" benzetmesini yaptı. İran’ın bölgedeki enerji altyapısını ve tuz giderme tesislerini (desalinasyon) hedef alma kapasitesinin, başta Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) olmak üzere Körfez ülkelerini işlevsiz hale getirebileceğini kaydetti.

Ayrıca İsrail’in savunma füzelerinin tükenmekte olduğuna ve İran’ın elindeki füze stoklarıyla bu ülkeye büyük zararlar verebileceğine işaret etti.

"Trump'ın 15 maddelik planı bir şakadan ibaret"

Trump yönetiminin Pakistan aracılığıyla İran’a sunduğu barış planını değerlendiren Prof. John Mearsheimer, bu teklifin diplomatik bir çözümden ziyade "koşulsuz teslimiyet" dayatması olduğunu belirtti.

Mearsheimer, "15 maddelik planı ilk gördüğümde bunun bir şaka olduğunu veya İranlılar ya da İsrailliler tarafından yayılmış bir dezenformasyon olduğunu düşündüm. Bunun ciddi bir plan olduğuna inanmak güçtü" dedi.

Planda yer alan nükleer zenginleştirmenin durdurulması, balistik füzelerin tasfiyesi ve bölgesel ortaklıklardan vazgeçilmesi gibi taleplerin İran tarafından kabul edilmesinin imkansız olduğunu vurguladı.

Mearsheimer, Başkan Trump’ın ruh halinin ve söyleminin sürekli dalgalandığını, bir gün zafer kazandığını iddia ederken ertesi gün bir çıkış yolu arayan çaresiz bir görüntü sergilediğini ifade etti.

Mearsheimer, "Trump bazen büyük bir zafer kazandığını ve sadece teslimiyet belgelerinin imzalanmasının beklendiğini düşünüyor, bazen de büyük bir hata yaptığını anlayıp çaresizce bir çıkış yolu (exit strategy) arıyor" değerlendirmesinde bulundu.

Ancak tarafların talepleri arasındaki devasa uçurum nedeniyle bir pazarlık alanının kalmadığını da sözlerine ekledi.

"Petrol fiyatlarını dengelemek için Rusya ve İran'a muhtacız"

Ekonomik risklerin Trump’ın manevra alanını kısıtladığını belirten Mearsheimer, ABD’nin enerji piyasalarındaki çöküşü engellemek için çelişkili politikalar izlemek zorunda kaldığını savundu.

Washington’ın küresel piyasada petrol arzını artırmak amacıyla Rusya üzerindeki yaptırımları kaldırdığını hatırlatan profesör, benzer bir durumun İran için de geçerli olduğunu söyledi.

Mearsheimer, "Şu an İran gemilerinin Hürmüz Boğazı'ndan geçmesine izin veriyoruz çünkü o petrole küresel piyasanın ihtiyacı var. Bir yandan İran'ı bombalıyoruz, diğer yandan ekonomik olarak ayakta kalmalarını sağlıyoruz" dedi.

Hürmüz Boğazı'ndaki trafik hacminin savaş öncesine göre yüzde 5 seviyesine gerilediğini iddia eden Mearsheimer, gübre ve gıda tedarik zincirindeki bozulmanın dünya çapında bir gıda krizini tetikleyebileceğini vurguladı.

Trump’ın geçen pazartesi İran’a saldırı planını son anda ertelemesini de bu ekonomik kaygılara bağladı. Mearsheimer, "İran'ın enerji altyapısına yapılacak topyekûn bir saldırı intihar olur. Bu yüzden Trump 10 günlük süreler vererek zaman kazanmaya çalışıyor ama sürenin sonunda ne yapacağı belirsiz" dedi.

ABD-İsrail ilişkilerinin mülakatın en kritik başlıklarından biri olduğunu kaydeden Prof. John Mearsheimer, İsrail yönetiminin ve ABD'deki lobinin savaşı sürdürme konusunda Trump üzerinde yoğun baskı kurduğunu ifade etti.

Mearsheimer, "İsrailliler hiçbir taviz verilmesini istemeyecek ve savaşın sürmesi için bastıracaktır. Ancak küresel ekonomi çökme noktasına gelirse, Trump İsrail'i ve lobiyi görmezden gelerek kendi başının çaresine bakmak zorunda kalacaktır" diye konuştu.

Lobi ve İsrail’in ABD’yi bu savaşa sürüklediği yönündeki genel algının, savaşın bir felaketle sonuçlanması durumunda ciddi toplumsal riskler doğurabileceği uyarısında bulundu.

Mearsheimer, bu durumun sadece ABD'de değil, dünya genelinde bir anti-semitizm dalgasını tetikleyebileceğini ve lobi içindeki pek çok kişinin de bu tehlikenin farkında olduğunu belirtti. Savaşın bir "varoluşsal tehdit" olarak algılandığı İran tarafında ise geri adım atma motivasyonunun düşük olduğunu, zamanın Tahran'ın lehine işlediğini savundu.

"Avrupa ve NATO için yolun sonu görünüyor"

Mearsheimer, savaşın transatlantik ilişkiler üzerindeki etkilerini de ele aldı. Trump’ın Avrupalı müttefiklerini "bedavacı" (free riders) olarak niteleyip sürece dahil etmediğini, ancak işler kötüye gidince yardım talep ettiğini söyledi.

Mearsheimer, "Avrupalılar bu davanın kaybedildiğini biliyor ve dahil olmak istemiyorlar. Trump ise başarısızlığın faturasını kesecek birini arıyor; bu kişi de muhtemelen Avrupalılar olacak" dedi.

ABD donanmasının bile Hürmüz Boğazı’na cruise füzeleri korkusuyla yaklaşamadığı bir ortamda, İngiliz veya Fransız donanmalarının müdahalesinin hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini savundu.

Trump’ın "bully" (zorba) tarzı siyasetinin Avrupalılar üzerinde işe yaradığını ancak Rusya, Çin, İran ve Kuzey Kore gibi aktörlerin bu tarza direnerek sonuç aldığını kaydetti. Ukrayna savaşının da bu yaz kötüye gitmesi durumunda NATO ve transatlantik ilişkilerin geri dönülemez bir hasar alabileceğini belirtti.

"Derin devlet ve uzmanların dışlanması felaketi getirdi"

Mülakatın sonunda kurumsal liyakat ve stratejik planlama eksikliğine vurgu yapan Prof. John Mearsheimer, Trump’ın "derin devlet" olarak nitelediği kurumları dışlamasının bedelini ödediğini kaydetti.

Mearsheimer, "Trump; CIA, Pentagon ve uzman kadrolarına güvenmek yerine Jared Kushner, Steve Witkoff ve Lindsey Graham gibi isimlere dayanıyor. Bu kişiler ciddi stratejistler değil" eleştirisinde bulundu.

Askeri bir harekatın sadece hava gücüyle rejim değişikliği getirebileceğine inanmanın bir "hezeyan" olduğunu belirten Mearsheimer, uzmanların bu konudaki şüphelerinin Trump tarafından göz ardı edildiğini kaydetti.

Mearsheimer, "Savaş, istenmeyen sonuçlar alanıdır. Akıllı insanların eleştirel yeteneklerini kullanmalarına izin vermezseniz, kendinizi bir felaketin içinde bulursunuz" uyarısıyla sözlerini noktaladı.



Makaleler

Güncel