Tahran Üniversitesi Öğretim Üyesi ve İran nükleer müzakere heyetinin eski danışmanı Prof. Muhammed Merendi, Norveçli siyaset bilimci Glenn Diesen’e verdiği mülakatta, Batı’nın İran, Yemen, Hizbullah ve Irak Direnişi’ni hafife almasının stratejik bir hata olduğunu vurguladı.
YDH - Tahran Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Muhammed Merendi, Norveçli siyaset bilimci Glenn Diesen ile gerçekleştirdiği mülakatta, Yemen’in çatışma sahasına girişinin jeopolitik ağırlığını ve Batı başkentlerindeki algı hatasını değerlendirdi.
ABD’nin geçtiğimiz yıl Yemen’e karşı yürüttüğü askeri operasyonların başarısızlıkla sonuçlandığını ve Washington’ın geri çekilmek zorunda kaldığını hatırlatan Merendi, mevcut durumda Yemen’in operasyonel kabiliyetinin çok daha ileri bir noktada olduğunu kaydetti.
Yemen’in stratejik bir "oyun değiştirici" olduğunu belirten Merendi, "ABD geçtiğimiz yıl Yemen'e karşı savaş açtı ancak başaramadı. Trump zafer ilan edip çekilmek zorunda kaldı. Bugün ise ABD, İran’a yönelik saldırganlığı nedeniyle Yemen’e odaklanacak durumda değil. Bu da Yemen’e çok daha geniş bir manevra alanı tanıyor" ifadelerini kullandı.
Bölgesel direniş unsurlarının eş zamanlı hareket ettiğine dikkat çeken profesör, Irak Direnişi’nin sadece Irak içindeki ABD hedeflerini değil, sınır ötesindeki noktaları da giderek artan bir yoğunlukla vurduğunu bildirdi.
Merendi, tırmanma merdiveninde (escalation ladder) henüz üst basamaklara çıkılmadığını, ancak potansiyelin dehşet verici olduğunu savundu. Yemen’in hedeflerinin şimdilik sınırlı tutulduğunu belirten Merendi, "Yemen, Kızıldeniz’i tamamen kapatabilir, Suudi Arabistan’ın petrol tesislerini imha edebilir ve hatta Arap Yarımadası’na girebilir. Geçmişteki yedi yıllık savaşta Suudi Arabistan, Batı'nın sınırsız desteğine rağmen Yemen'i dize getiremedi. Bugün Yemen çok daha güçlü bir konumda" dedi.
"Kızıldeniz ve Hürmüz’ün eş zamanlı kapanması dünya ekonomisini kalıcı olarak felç eder"
Askeri çatışmanın küresel ekonomik sistem üzerindeki yıkıcı etkilerine dair çarpıcı analizler sunan Merendi, enerji ve hammadde arzındaki olası bir kesintinin geri dönülemez bir eşik teşkil edeceğini savundu.
Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’in aynı anda bloke edilmesinin maliyetinin Batılı analistler tarafından kasten düşük gösterildiğini belirten Merendi, bu durumun küresel bir iktisadi çöküşü tetikleyeceğini ifade etti.
Petrolün varil fiyatının 200 dolara çıkmasının bir olasılık değil, mutlak bir sonuç olacağını kaydeden Merendi, "Petrol, sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG), gübre ve petrokimya arzındaki kıtlık dakikalar içinde tüm dünyada hissedilmeye başlanacaktır. Bu, sadece enerji fiyatlarını artırmakla kalmaz, küresel tarım ve sanayi üretimini durma noktasına getirir" uyarısında bulundu.
Direniş Ekseni’nin henüz maksimum askeri kapasitesini sergilemediğini, aksine tırmanışı kontrollü bir şekilde yönetmeye çalıştığını belirten profesör, "Tırmanma hakimiyeti (escalation dominance) kesinlikle bu tarafın elindedir. Batı, İran’ın, Hizbullah’ın ve Yemen’in askeri gücünü her seferinde hafife alıyor. Rusya ve Çin örneğinde olduğu gibi, rakiplerini zayıf göstermeyi bir sadakat testi haline getirdiler. Ancak sahada işler böyle yürümüyor" dedi.
"Trump ve İsrail rejimi ayrılmaz bir bütündür"
Müzakere süreçlerine dair sert eleştirilerde bulunan Merendi, ABD yönetiminin sergilediği diplomatik tavrın samimiyetten uzak olduğunu savundu.
Donald Trump’ın kamuoyu önünde "saldırıları erteleme" mesajları vermesinin sadece piyasaları kontrol etmeye yönelik bir manevra olduğunu iddia eden Merendi, İsrail saldırıları ile ABD planlarının tam bir eş güdüm içinde yürüdüğünü öne sürdü.
Merendi, "İran’daki askeri analistler ve emekli subaylar, İsrail’in ABD ile tam koordinasyon kurmadan bu saldırıları gerçekleştirmesinin imkansız olduğunu açıkça ifade ediyor. Bu ortak bir operasyondur" dedi.
Güney Pars gaz tesislerine yapılan saldırının İran’ın tepkisini ölçmeye yönelik bir test olduğunu belirten profesör, İran’ın tehdit ettiği gibi sert bir karşılık vermesinin Trump’ı geri adım atmaya zorladığını kaydetti.
Müzakere masasına dönülmesinin mevcut şartlarda anlamlı olmadığını savunan Merendi, "Trump bir yandan müzakere ediyor gibi görünürken, diğer yandan kritik altyapımıza yönelik gizli planlar yapıyor. Kapsamlı Ortak Eylem Planı (Nükleer Anlaşma) sürecinde de aynı şeyi yaptı, taahhütlerini yırtıp attı. Eğer ABD yönetimi İsrail üzerinde kontrol sahibi değilse, onlarla müzakere etmenin ne anlamı var? Her iki durumda da Washington, ya taahhütlerine uymak istemiyor ya da buna muktedir değil" ifadelerini kullandı.
"İran topraklarına yapılacak bir kara harekatı işgalcilerin topyekûn imhasıyla sonuçlanır"
Olası bir kara savaşı ve stratejik adaların işgali senaryolarına dair teknik analizlerini paylaşan Merendi, İran’ın son 25 yılını böyle bir saldırı ihtimaline karşı hazırlanarak geçirdiğini vurguladı.
ABD’nin Irak işgaliyle bugünkü İran kapasitesinin kıyaslanamayacağını belirten Merendi, coğrafi ve askeri üstünlüklere dikkat çekti:
"İran, Irak gibi düz bir arazi değil; devasa dağ silsilelerine sahip, aşılması zor bir coğrafyadır. Ayrıca İran’ın yer altı füze ve drone üslerinin büyük bir kısmı henüz operasyonel hale getirilmedi, ABD buraların yerini dahi bilmiyor. İşgalciler birkaç adayı ele geçirmeye çalışırken, kendilerini devasa bir tuzağın içinde bulabilirler."
Merendi, Direniş Ekseni’nin karşı taarruz kapasitesinin sadece savunmayla sınırlı kalmayacağını, işgalcileri "çevreleme" stratejisinin devrede olduğunu belirtti.
"ABD güçleri İran’a girmeye çalışırken; İran, Irak ve Yemen güçlerinin eş zamanlı olarak Kuveyt ve Suudi Arabistan’ın stratejik bölgelerine girdiğini düşünün. İşgalciler nereye geri çekilecek? Bu sadece askeri bir mağlubiyet değil, Batı’nın bölgedeki tüm varlığının sonu olur" dedi.
"Biz bir şehadet milletiyiz; liderlerimizin öldürülmesi direncimizi kırmaz"
Batılı yorumcuların, İran’ın lider kadrosuna yönelik suikastların veya ekonomik baskıların toplumsal direnci kıracağı yönündeki tezlerini "temelsiz" olarak nitelendiren Merendi, meselenin ideolojik boyutuna vurgu yaptı. General Kasım Süleymani’nin ünlü "Biz şehadet milletiyiz" sözünü hatırlatan profesör, şunları kaydetti:
"Bizi liderlerimizi öldürerek veya sivil altyapımızı bombalayarak dize getiremezler. Bu toplumun köklerinde İmam Hüseyin’in direniş kültürü var. Ekonomik zorluklar veya lider kayıpları bizi zayıflatmaz; aksine halkı işgalciye karşı daha büyük bir öfkeyle seferber eder. Yemen, yedi yıl boyunca açlığa ve ablukaya rağmen teslim olmadı; İran’ın dayanıklılığı ise bunun çok ötesindedir."
Merendi, özellikle ABD’nin bölgedeki hava üslerine ve lojistik hatlarına yönelik saldırıların artacağını belirterek; uçan radarlar (AWACS) ve yakıt ikmal uçaklarının imha edilmesinin ABD’nin operasyonel yeteneğine indirilen ağır bir darbe olduğunu ifade etti.
Merendi, "Batı, kendi yarattığı krizin içinde boğulmak üzere. Gerçek şu ki; Direniş Ekseni’ni askeri yöntemlerle yenemeyeceklerini anladıkları gün, küresel sistemin merkezi çoktan kaymış olacak" sözleriyle mülakatı noktaladı.