ABD yönetimi bir yandan savaşın yakında sona ereceğini öne sürerken, sahada artan askeri varlık, süren saldırılar ve çelişkili açıklamalar Washington’un net bir çıkış stratejisine sahip olmadığını ortaya koyuyor.
YDH- ABD Başkanı Donald Trump, pazartesi günü yaptığı açıklamada İran’a yönelik savaşın yakında sona erebileceğini ima etti.
Bu, Trump’ın savaşın biteceğini öne sürdüğü son açıklama olurken, ABD’nin net bir çıkış stratejisi olmadan saldırılarının beşinci haftasına girdiği kaydedildi.
Çelişkili açıklamalar zinciri
Axios tarafından yapılan bir analiz, Trump’ın savaşın yakında sona ereceğine işaret ettiği “en az on iki farklı açıklamayı” derledi.
Bu durumun, savaşın uzamayacağına dair “Amerikan kamuoyunu ikna etmeye yönelik çelişkili bir söylem örüntüsünü” ortaya koyduğu belirtildi.
Trump’ın savaşın nasıl sonuçlanacağına dair kamuya açık açıklamalarının geniş ölçüde farklılık gösterdiği aktarıldı. ABD’nin Batı Asya’ya 50 bin asker konuşlandırmasına rağmen, Beyaz Saray’ın resmi olarak kara harekâtı ilan etmekten kaçındığı, ancak Hark Adası’nı ele geçirme ya da İran’ın uranyum tesislerini hedef alma ihtimaline dair haberlerin gündeme geldiği ifade edildi.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, 25 Mart’ta yaptığı açıklamada “Destansı Öfke Operasyonu’nun temel hedeflerine ulaşmaya çok yakınız ve bu askeri görev kesintisiz şekilde devam ediyor.” İddiasında bulundu.
Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise pazartesi günü yaptığı açıklamada tüm hedeflerin “planlanandan önce ya da zamanında” gerçekleştiğini ve birkaç hafta içinde tamamlanabileceğini ileri sürdü.
“Zafer” ilanı ile tırmanma tehditleri arasında
Buna karşın, Axios’un derlediği Trump açıklamaları, başkanın “bir yandan zafer ilan ederken diğer yandan savaşı uzatan bir çizgide” gidip geldiğini gösterdi.
30 Mart’ta Trump, anlaşma sağlanmaması halinde İran’ın enerji ve su altyapısını “yok etmekle” tehdit ederek, Hürmüz Boğazı’nın derhal açılmaması durumunda elektrik santrallerini hedef alacaklarını söyledi.
26 Mart’ta bir kabine toplantısında “Onlar yenildi, geri dönüş yapamazlar.” dedi.
24 Mart’ta ise savaşın zaten sona erdiğini ve İran’da rejim değişikliği yaşanacağını ileri sürerek, “Bu savaşı kazandık.” ifadelerini kullandı.
23 Mart’ta Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda ABD ile İran arasında “çok iyi ve verimli görüşmeler” yürütüldüğünü öne sürdü; anlaşma sağlanmaması halinde ise “bombalamaya devam edeceklerini” söyledi.
13 Mart’ta verdiği bir röportajda savaşın “içgüdülerine göre” sona ereceğini belirtirken, bunun uzun sürmeyeceğini düşündüğünü ifade etti.
12 Mart’ta İran’ın “sonuna geldiğini” söyledi ancak savaşın hemen bitmeyebileceğini, bunun sadece zaman meselesi olduğunu kaydetti.
11 Mart’ta Axios’a verdiği demeçte savaşın “yakında” biteceğini, hedef alınacak neredeyse hiçbir şey kalmadığını ve savaşın “istediği an” sona erebileceğini söyledi. Aynı gün yaptığı başka bir konuşmada ise önce zafer ilan edip ardından “erken ayrılmak istemiyoruz, işi bitirmeliyiz” dedi.
9 Mart’ta Cumhuriyetçi konferansta “Birçok açıdan kazandık ama yeterince değil.” ifadelerini kullanarak “nihai zafer” vurgusu yaptı. Aynı gün savaşın “çok yakında” biteceğini de söyledi.
2 Mart’ta düzenlenen bir törende “Kolayca galip geleceğiz” derken, ABC News’e verdiği röportajda operasyonu “tam başarı” olarak nitelendirdi.
“Hızlı zafer” söyleminden çıkışsız savaşa
Analizde, Trump’ın çelişkili açıklamalarının daha derin bir gerçeği yansıttığı ifade edildi. “Hızlı zafer vaatleriyle başlatılan savaşın, net bir sonu olmayan yıpratıcı bir çatışmaya dönüştüğü” belirtildi.
Beşinci haftanın sonunda bölgede hâlâ 50 bin Amerikan askerinin bulunduğu, İran’ın misillemelerinin sürdüğü ve Hürmüz Boğazı’nın kapalı kaldığı aktarıldı.
Trump’ın bir yandan zafer ilan ederken diğer yandan tırmanma tehditlerinde bulunmasının, ABD kamuoyu ve müttefikler açısından “belirsizlik “yarattığı ifade edildi.
Hürmüz ve “seyrüsefer özgürlüğü” tartışması
Trump yönetiminin bölgeye daha fazla asker gönderme seçeneğini değerlendirdiği, aynı zamanda İran’ın uranyum tesislerine yönelik yeni operasyonların gündemde olduğu belirtildi.
Analistler bunun, İran’ın bölgedeki ABD ve İsrail hedeflerine yönelik saldırılarını sürdürdüğü bir ortamda “itibar kurtarma” çabası olarak değerlendirildiğini aktardı.
Üst düzey ABD yetkililerinin “Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasının ABD’den çok küresel güçler için önemli olduğunu” vurguladığı, bunun Washington’un “seyrüsefer özgürlüğü” söyleminin arkasındaki çıkarları ortaya koyduğu ifade edildi.
Leavitt, pazartesi günü yaptığı açıklamada ABD’nin yalnızca boğazın yeniden açılması için “çalıştığını” kabul ederken, Rubio sorumluluğun İran’a ya da ABD destekli “uluslararası bir koalisyona” ait olduğunu söyledi.
Trump ise İran liderliğini “daha makul” olarak nitelendirirken, boğazın derhal açılmaması halinde Harg Adası dahil enerji tesislerini hedef alabileceğini dile getirdi.
Tahran’dan müzakere reddi
Öte yandan İran, ABD ile herhangi bir görüşmenin yürütülmediğini vurguladı. Tahran’ın, ABD ve İsrail’in ülkeye yönelik saldırıları ve Devrim Lideri Ayetullah Ali Hamenei’ye yönelik suikastın ardından ateşkes arayışında olmadığı, Washington’un “diplomasi yolunu terk ettiği” görüşünü dile getirdiği aktarıldı.