İsrail işgal güçlerinin Lübnan'ın güneyindeki Orta Bölge'de düştüğü iki ayrı pusuda, ilk belirlemelere göre aralarında subayların da bulunduğu en az 15 asker öldü ve yaralandı.
YDH - İşgal güçleri için dünkü operasyonlar ağır kayıplarla sonuçlandı. İsrail basınında yer alan ve resmi olmayan bilgilere göre, İsrail askerleri Orta Bölge'de iki ayrı pusuna düşürüldü: Bu saldırılardan birinin kamikaze insansız hava araçlarıyla, diğerinin ise patlayıcı düzeneklerin infilak ettirilmesi ve personel taşıyıcılara yönelik özel füzelerin ateşlenmesiyle gerçekleştirildiği belirtildi.
El-Ahbar gazetesinin aktardığı resmi olmayan son sızıntılar, en az dördü ölü olmak üzere 15'ten fazla askerin zayiat verdiğini, beş yaralının durumunun ağır olduğunu, diğerlerinin ise orta derecede yaralandığını işaret etti.
Tahliye faaliyetleri ve askeri sansür yoğunlaştı
Güney Lübnan ve İsrail'in kuzeyindeki muhabirler, Hayfa'daki Rambam Hastanesi'ne doğru yoğun bir tahliye helikopteri trafiği gözlemledi.
Bölgede yayın yapan Arap televizyon kanalları, İsrail askeri sansürünün güneydeki "karmaşık operasyonlar ve şiddetli çatışmaların" ayrıntılarının yayımlanmasına kısıtlamalar getirdiğini aktardı.
Direniş ise dün Orta Bölge'de ilerleyen kuvvetlere yönelik nokta atışı saldırılar düzenlediğini duyurarak; zırhlı araçların ve askerlerin bulunduğu noktalarda büyük patlayıcıların infilak ettirildiğini ve sıfır mesafeden doğrudan çatışmaların yaşandığını teyit etti.
Mevzi kazanma çabasına karşı yıpratma stratejisi
İşgal ordusunun "kuşatma ve tecrit" taktiğine karşılık direniş, yumuşak geçiş noktalarından sızarak medya üzerinden bir "başarı illüzyonu" yaratmaya çalışan düşman kuvvetlerine karşı "sürdürülebilir yıpratma" taktiğini uyguladı.
İsrail ordusu, Güney Lübnan'ın ön hatlarındaki köylerde direnişçilerle doğrudan çatışmaya girmekten, personel ve ekipman kayıplarının artacağı endişesiyle kaçınmaya çalışıyor.
İşgal ordusu dün subay ve askerleri arasındaki ölü ve yaralı sayısının arttığını kabul ederken, İsrail medyası "her sabah ordudan gelecek ölüm ve yaralanma haberlerini beklemenin artık bir rutin haline geldiğini, Hizbullah'ın ise yanan tank görüntülerini paylaşmaya devam ettiğini" kaydetti.
Direnişin muharebe düğümlerini yönetmede yüksek esneklik gösterdiği ve füze, topçu, kamikaze İHA, anti-tank sistemleri ile patlayıcı düzeneklerden oluşan silah sistemlerini etkin kullandığı gözlemleniyor. Bu durum, İsrail tankları ve zırhlı araçlarının imha edilme oranını günlük bazda artırırken, direnişin ikmal hatlarının canlı ve kesintisiz kalmasını sağlıyor.
Mevcut tabloda işgal ordusu, 2000 yılındaki çekilme öncesinde elinde bulundurduğu mevzilere ve tepelere ulaşmak için ilerlediği hiçbir noktada kalıcı olamadığını kabul ediyor. Dün Aytarun, Aynata ve Deyr Siryan'da yaşandığı gibi, birlikleri pusuya düştüğünde veya doğrudan çatışmaya girdiğinde yoğun yıkıcı bombardımanlara başvuruyor.
Dünün öne çıkan gelişmesi ise İsrail ordusunun askeri harekatın Bekaa ayağını başlatması oldu. Merceyun ve Hıyam bölgeleriyle iletişim merkezi olduğu değerlendirilen Batı Bekaa köylerine (Yahmur, Sahmur, Lebbaya, Kalya, Zelaya ve Eddellafe) hava saldırıları düzenlendi ve doğu yönünden keşif faaliyetleri başlatıldı.
Bu durum, zırhlı birliklerin bölgeye girişi öncesinde yoğun bir ateş desteği hazırlığı yapıldığına dair işaretler veriyor.
Aynata cephesinde kuşatma girişimi
Güneydeki çatışmaların seyrine bakıldığında, işgal ordusu Orta Bölge'deki Aynata cephesinde Bint Cübeyl'i kuşatmayı, Hadisa ve Tiri tepelerini kontrol altına almayı ve Beyt Yahun ile Kunin'i birbirine bağlamayı hedefliyor.
Bu stratejiyle, Temmuz 2006 saldırısında "Kurtuluş Meydanı"na ulaşmak için uygulanan yöntemin bir benzeri izleniyor.
Kuvvetler, Kunin-Aytarun-Blida kavşağındaki Aytarun'un kuzey eteklerinden Aynata'nın doğu ve kuzey sınırlarına doğru ilerleyerek Aynata'nın en yüksek noktası olan Feriz bölgesindeki el-Hazzan Tepesi'ne konuşlandı. Buradan Bint Cübeyl Devlet Hastanesi'ne yönelik keskin nişancı atışları başlatıldı.
Eş zamanlı olarak Aynata'nın doğu mahallelerinde ilerleyen birlikler, doğrudan Kurtuluş Meydanına yöneldi. Es-Sedr ve Feriz bölgelerinde çatışmalar kaydedilirken, konuşlanma noktalarının yakın mesafeden ateşli silahlar, havan mermileri, füzeler veya patlayıcılarla hedef alınabildiği bildiriliyor.
Bint Cübeyl’in doğu girişinden Aynata yönüne yaklaşan işgal güçleri, Aytarun ile Marun el-Ras arasındaki Cebel Kahil üzerinden Mesleki Eğitim binasına ulaşmaya çalışıyor.
İsrail güçleri, Marun el-Ras'ın kuzey yamaçlarından doğrudan inmekten, direnişin ateş hattına açık hale gelmemek için kaçınıyor. Bunun yerine Kunin-Aynata-Aytarun kavşağından Beyt Yahun'a, oradan Kunin-Saff el-Hava'ya, ardından ikinci hat üzerindeki Tiri'ye ve Orta Bölge'nin en yüksek tepelerinde yer alan Hadatha'ya doğru ilerlemesi bekleniyor.
Batı Bölge'deki Beyyade cephesinde işgal güçleri, Ras en-Nakura'dan Nakura kasabasına ve Hamul Vadisi üzerinden Beyyade'ye kadar uzanan bölgede yayılmış durumda.
Nakura ve Beyyade arasındaki sahil yolu, Sur'un güney kıyılarından ateşe açık olması nedeniyle kullanılmıyor. Edinilen bilgilere göre UNIFIL komutanlığı, Ras en-Nakura ve Nakura'dan kalkan konvoylarının hareketini işgal güçleriyle koordine etmeye başladı.
ABD ve İsrail baskısıyla rolü dondurulan "Mekanizma" komitesi, ateş altında sivillerin ve yaralıların tahliyesi, yardım konvoylarının ulaştırılması ve ilk yardım ekiplerinin güvenliğinin sağlanması gibi saha lojistiği konularında İsrail ile koordinasyonu yürütmek üzere yeniden faal hale getirildi.
İşgal güçlerinin varlığına rağmen Beyyade kasabası içinde çatışmalar yer yer devam ediyor. Direniş grupları kasaba içinde varlığını korurken, İsrail birliklerinin yayıldığı noktaları füze ve topçu ateşleriyle hedef alıyor.
İşgal güçleri, 2024 yılındaki sızma girişiminin aksine bu kez Tayr Harfa kavşağından Şema yönüne ilerlemek yerine farklı bir coğrafi taktik deniyor ve henüz Şemaa kasabasına ulaşabilmiş değil. UNIFIL bünyesindeki İtalyan ve Çin birlikleri ise Şema'nın batı girişindeki karargahlarından ayrılmıyor.
İşgal ordusunun siyasi baskı kurmak amacıyla sistematik hava yıkımını sürdürmesi beklenirken, direnişin ilerleme maliyetini yükseltme, geri hatlara baskın düzenleme ve İsrail'in stratejik derinliğini vurmaya devam etme stratejisi, "Litani'nin güneyini izole etme" girişimini işgal ordusu için katlanılamaz bir yıpratma tuzağına dönüştürüyor.
İsrail'in Maariv gazetesi, ordunun harekat sonunda kendisini yeniden 80'li ve 90'lı yıllardaki gibi, "Güvenlik Şeridi" olarak bilinen ön hat mevzileri boyunca Lübnan bataklığına saplanmış bulmasından endişe edildiğini yazdı.
Yedioth Ahronoth gazetesi ise Güney Lübnan'daki İsrail birliklerinin ağır topçu ateşi, havan mermileri ve anti-tank füzeleri altında faaliyet gösterdiğini belirtti. Haberde, askerlerin telsiz üzerinden gelen havan topu uyarıları altında savaştığı, sahada korunma tedbiri almak için sürenin bazen sıfır ile beş saniye arasında değiştiği vurgulandı.
Öte yandan direnişin kuzey yerleşim birimlerini sistematik olarak hedef alma denklemini sürdürmesine rağmen, Benyamin Netanyahu hükümeti kuzeydeki yerleşimcilerin tahliyesine onay vermiyor. Israel Hayom gazetesine konuşan bir güvenlik kaynağı, "kuzeyin herhangi bir şekilde boşaltılmasının Hizbullah için bir zafer sayılacağını" ifade etti.