İsrail meclisinin Filistinli tutsaklara idam cezası getiren yasayı kabul etmesi, uluslararası hukuk ve insan haklarına yönelik ağır bir ihlal olarak değerlendirildi.
YDH- İsrail Meclisi (Knesset), pazartesi akşamı Filistinli tutsaklara yönelik idam cezası uygulanmasını öngören bir yasayı kabul etti.
Bu adımın, uluslararası insancıl hukuk kurallarının ve işgalci güç yükümlülüklerinin açık ihlali olduğu ifade edildi.
Tutsaklara yönelik politikada yeni aşama
Söz konusu kararın, uzun süredir Filistinli tutsaklara yönelik sert uygulamaların bir devamı olduğu belirtildi.
İsrail toplama kamplarında 9500’den fazla Filistinli tutsak bulunduğu, bunların 3442’sinin herhangi bir suçlama ya da yargılama olmadan “idari tutuklu” olduğu bildirildi.
Ayrıca, 1249 kişinin “yasadışı savaşçı” kategorisinde sınıflandırıldığı ve bu kişilerin tamamının Gazze’den olduğu ifade edildi.
Yeni yasaya göre, “ulusal” ya da “güvenlik” gerekçesiyle İsraillileri öldürmekle suçlanan Filistinlilere idam cezası verilmesinin zorunlu hale geldiği belirtiliyor.
Tartışmalı yasal dayanak
Yasanın, 1945’te İngiliz mandası döneminde uygulanan olağanüstü hal düzenlemelerine dayandığı ve İsrail’in 1948’de kuruluşundan sonra bu düzenlemeleri devralıp değiştirmesiyle şekillendiği bildirildi.
Ayrıca, geçmişte Filistinli tutsaklara verilen idam cezalarının çoğunun daha sonra müebbet hapse çevrildiği ve bu durumun uzun süreli hapis cezalarına yol açtığı kaydedildi.
Filistinli hukukçulardan sert tepki
Filistinli yetkililer ve hukuk uzmanları, söz konusu yasanın Cenevre Sözleşmeleri’ne aykırı olduğunu ve açık bir savaş suçu teşkil ettiğini belirtti.
Bu düzenlemenin Filistinli tutsakların uluslararası hukukta tanınan ulusal kurtuluş mücadelesi kapsamındaki konumunu yok saydığı vurgulandı.
Uzmanlara göre, bu yasa yalnızca cezai bir düzenleme değil, aynı zamanda caydırıcılığı yeniden şekillendirmeyi hedefleyen siyasi bir adım olarak değerlendiriliyor.
“İdamların yasallaşması” uyarısı
El-Meyadin’e konuşan Filistinli Tutsakları Savunma Merkezi Direktörü Lina et-Tavil, yasanın ikinci ve üçüncü okumada kabul edilmesini “benzeri görülmemiş tehlikeli bir dönüşüm” olarak nitelendirdi.
Tavil, bu adımın tutuklulara yönelik “yasal kılıfa büründürülmüş öldürme” aşamasına geçiş anlamına geldiğini belirterek, bunun açık bir savaş ilanı olduğunu ifade etti.
Tavil ayrıca, İsrail’in daha önce “yavaş ölüm” politikası uyguladığını, işkence ve tıbbi ihmal nedeniyle 350’den fazla tutuklunun hayatını kaybettiğini söyledi.
Yeni yasanın bu uygulamalara resmi bir zemin sağladığını ve hapishaneleri “infaz platformlarına” dönüştürdüğünü kaydetti.
Uluslararası sistem eleştirisi
Haberde, Tavil’in uluslararası kurumları da eleştirdiği belirtildi. Bu kurumların yaşananlara karşı sessiz kaldığı ya da yetersiz kaldığı ifade edilirken, acil uluslararası müdahale çağrısı yapıldığı bildirildi.
Ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin devreye girmesi, Arap ve İslam dünyasının somut adımlar atması ve Filistinli tarafların ortak bir ulusal duruş sergilemesi gerektiği vurgulandı.
Resmi tepkiler: Savaş suçu vurgusu
“Filistin Esirler Bilgilendirme Ofisi”, yasanın kabul edilmesini kınayarak bunun tutsakların yaşamını doğrudan tehdit eden eşi görülmemiş bir adım olduğunu ifade etti.
Filistin Dışişleri Bakanlığı ise yasanın, cezasızlık için yasal bir kılıf oluşturduğunu ve “yargısız infaz” niteliği taşıdığını belirtti.
Bakanlık, söz konusu düzenlemenin savaş suçu ve soykırım politikalarının bir uzantısı olduğunu ifade ederek İsrail sisteminin ırkçı ve aşırıcı yapısına dikkat çekti.
Tehlikeli bir dönemeç
El-Meyadin, bu yasanın kabul edilmesiyle birlikte sürecin yalnızca bir yasa meselesi olmaktan çıkıp, tutsaklara yönelik sistematik bir öldürme pratiğine dönüşme riski taşıdığını aktardı.
Haberde, uluslararası sessizlik ve hesap verebilirlik mekanizmalarındaki zayıflığın sürdüğü bir ortamda, binlerce Filistinli tutsağın kaderinin güç politikalarının insafına bırakıldığı ifade edildi.