Lübnan hükümetinin, Hizbullah’ın askeri kanadını “yasa dışı” ilan eden kararı Birleşmiş Milletler’e taşıması, İsrail saldırıları sürerken ülkede siyasi ve güvenlik tartışmalarını derinleştirdi.
YDH- El-Ahbar’ın aktardığına göre, işgalci İsrail rejiminin Lübnan’a yönelik açık tehditlerinin tırmandığı ve özellikle Savaş Bakanı Israel Katz’ın “sınırın karşısındaki tüm evlerin yıkılması ve Lübnan’la olan sınırdaki gerçekliğin bir kez ve sonsuza kadar değiştirilmesi” yönündeki açıklamalarıyla bu planların dillendirildiği bir dönemde, Lübnan’daki yetkililer işgale karşı her türlü direnişin yasadışı olduğunu pekiştirmekle meşgul.
Bilgili kaynaklar, Lübnan hükümetinin 3 Mart’ta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne gönderdiği bir mektupta “Hizbullah’ın askeri kanadını” yasa dışı olarak sınıflandırdığını ortaya koydu.
Lübnan’ın Birleşmiş Milletler nezdindeki misyonu da iki gün önce bu tutumu Güvenlik Konseyi’ne yeniden hatırlattı.
El-Ahbar”ın edindiği bilgiye göre, Başbakan Nevaf Selam, Lübnan’ın BM temsilcisi Ahmed Arefa’dan söz konusu mektubun Güvenlik Konseyi’nde sunulmasını talep etti. Mektup, Bakanlar Kurulu kararında yer alan ve Hizbullah’ı yasaklayan şu maddeleri içeriyor:
Hizbullah’ın tüm askeri ve güvenlik faaliyetlerinin derhal yasaklanması ve yasa dışı sayılması.
Partinin silahlarını Lübnan devletine teslim etmesinin zorunlu kılınması.
Partinin faaliyetlerinin anayasal ve yasal çerçevede yalnızca siyasi alana sınırlandırılması.
Askeri ve güvenlik kurumlarının (özellikle Lübnan ordusunun), Lübnan topraklarından herhangi bir askeri operasyon, roket veya insansız hava aracı fırlatılmasını önlemek için derhal önlem alması ve ihlal edenlerin tutuklanmasıyla görevlendirilmesi.
Siyasi kaynaklar, amacın bu mektubu Güvenlik Konseyi oturumunun ana gündemi haline getirmek olduğunu belirtirken, Selam’ın bu adımı Cumhurbaşkanı Jozef Aun ile koordine edip etmediğini sorguladı. Zira bu adım, bazılarınca düşünüldüğünden çok daha ciddi olarak değerlendirildi. Bu gelişmenin yalnızca kararı pekiştirmeye yönelik teknik bir ayrıntı olmadığı, aksine Güvenlik Konseyi’nin atacağı her türlü adıma hukuki ve siyasi zemin sağlayacağı ifade edildi.
Daha da önemlisi, söz konusu mektubun İsrail saldırılarını ve işgali meşrulaştırdığı belirtildi. Buna göre, İsrail her seferinde Lübnan devleti adına “yasa dışı bir yapıyla savaştığını” iddia edebilecek ve Hizbullah’ın silahsızlandırılamamasını gerekçe gösterebilecek. Bu durumun, İsrail’in ileride gerçekleştireceği tüm katliamları da “partinin altyapısını hedef alma” veya “liderlerini suikastla öldürme” gerekçesiyle örtbas edebileceği kaydedildi.
Bu çerçevede, Lübnan hükümetinin daha önce bazı bakanlar ve başbakanın açıklamalarıyla sözlü olarak sağladığı örtüyü resmileştirerek işgali ve saldırıları meşrulaştırdığı, bunun da iç gerilimi tehlikeli bir noktaya taşıdığı ifade edildi.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi dün, Güney Lübnan’da UNIFIL unsurlarının hedef alınması üzerine acil bir oturum düzenledi. Bu gelişme, askeri gerilimin hızla arttığı ve insani krizin benzeri görülmemiş şekilde derinleştiği bir dönemde yaşandı.
Lübnan’ın BM temsilcisi, oturumun başında Güvenlik Konseyi’ni harekete geçmeye ve İsrail’in Lübnan topraklarına ilişkin açıklamalarını kınamaya çağırarak, İsrail’i ihlallerini durdurmaya zorlayacak önlemler alınmasını talep etti.
Ayrıca, İsrail’in 1978’deki Lübnan işgalinin güvenlik sağlamadığını belirterek, “tarihin bize kalıcı barışın işgal yoluyla sağlanamayacağını, adil barışın ancak diplomatik çözümle mümkün olduğunu öğrettiğini” ifade etti.
Lübnan temsilcisi, “Hizbullah’ın Lübnan’ı savaşa sürüklediğini, hükümetin ise kendisiyle diyaloğa açık olduğunu” söyledi ve İran’a Lübnan’ın egemenliğine saygı gösterme ve iç işlerine müdahaleyi durdurma çağrısında bulundu. Ayrıca, Devrim Muhafızları’nın Amerikan üniversitelerini hedef alma tehditlerini kınadı.