‘Tampon bölge’ çöktü: Direniş roketleri tüm hattı vurdu

img
‘Tampon bölge’ çöktü: Direniş roketleri tüm hattı vurdu YDH

İsrail’in ilan ettiği “tampon bölge”ye rağmen Direniş roketlerinin tüm yerleşim hattına yayıldığı belirtilirken, Hizbullah’ın sahada kullandığı taktiklerin işgal ordusuna ağır zırhlı kayıplar verdirdiği bildirildi.




YDH- İşgal altındaki Lübnan cephesinde çatışmaların başlamasının üzerinden yaklaşık bir ay geçmesinin ardından, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, ordusunun yerleşimlere roket düşmesini engelleyen ve Hizbullah tarafından saldırı düzenlenmesini önleyen bir “tampon bölge” oluşturduğunu açıkladı.

Ancak el-Ahbar’ıın aktardığına göre, Netanyahu’nun seçim amaçlı gösterişli konuşması sırasında, Direniş’in roketleri batı sahilinden doğuda Kiryat Şimona’ya kadar tüm yerleşim hattına düşüyor, ayrıca Hayfa ve körfezine doğru daha derin bölgelere yayılıyor.

“Doksanlar geri döndü”: İşgal ordusu yeniden yıpratma sarmalında

Kiryat bölgesi sakinlerinden (yaklaşık 260 bin yerleşimci) hava savunma sistemlerinin iyi çalışmamasına yönelik itiraz sesleri yükselirken, Netanyahu’nun ordu komutanlığı askerlerinden tanklardan çıkmamalarını istedi.

Süregelen çatışmalarda 115’ten fazla zırhlı aracın isabet aldığı belirtildi. Kara harekâtı ise ilerleme noktaları elde etmekten ibaret kaldı; ancak işgal kurulamıyor, hatta ön cephe hattı dışında kalıcı askeri noktalar dahi tesis edilemiyor.

Her gün olduğu gibi, işgal ordusunun sözcüsü subay ve askerler arasında yeni ölü ve yaralıların olduğunu açıklamaya devam etti. Bu durum, 1990’larda görev yapan askerlerin kullandığı bir ifadeyle “doksanlar ruh haline” dönüş olarak tanımlandı. Bu, direnişin devriyeleri, zırhlıları ve tahkimli noktaları hedef aldığı ve sonunda işgal ordusunun Mayıs 2000’de geri çekilmesine yol açan döneme gönderme yaptı.

Hizbullah’tan ‘aktif savunma’: Sadece püskürtme değil, avlama stratejisi

Direniş dün, işgal derinliğine yönelik “Hayber 2” operasyonlarının başlatıldığını duyurdu. Bu adımın, işgal ordusunun Lübnan’daki sivil bölgeleri bombalamasına yanıt olarak geldiği belirtildi. Karar, düşmanın saldırılarını Batı Bekaa’nın güneyine genişletmesinden saatler sonra alındı. Başkent ve çevresine yönelik bombardıman ise somut sonuçlar elde edemeden sürdürülüyor.

Direniş, operasyonlarında düşmanın savunma ve önleme sistemlerini şaşırtan çeşitli askeri taktikler kullandı. Bunlar arasında şunlar yer aldı:

Zırhlılar hedefte: Merkava sahada ‘kuşatılmış hedefe’ dönüştü

Bileşik pusular: “Beyt Lif katliamı” olarak adlandırılan operasyonda, direniş güçleri profesyonel bir eylem gerçekleştirdi. Operasyon patlayıcıların infilakıyla başladı, sıfır mesafeden çatışmayla devam etti ve ardından destek kuvvetleri güdümlü füzelerle hedef alındı. Bu tür operasyonların üç saat sürmesi, “uzun soluklu” bir savaş yürütüldüğünü gösterdi. Ayrıca, ilerleme hatlarının belirlenmesinde istihbarat kapasitesine işaret etti.

İHA kullanımı (kamikaze ve keşif): İnsansız hava araçlarının hava savunma sistemleri, askeri noktalar, tanklar ve zırhlı personel taşıyıcılar gibi nitelikli hedeflere karşı kullanımı öne çıktı ve “direnişin hassas hava gücü” haline geldi.

Nokta atışı hedefleme: Direniş, el-Avayda tepesinde işgal ordusuna ait “üst düzey bir komuta konvoyunu” hedef aldı. Bu, anlık saha gözetimi ve “komuta kademesini” hedef alma kapasitesine işaret etti. Ayrıca, el-Kuzah’ta bir ev içinde konuşlanan düşman gücü güdümlü füze ile vurularak doğrudan isabet sağlandı.

Zırhlı araçların sistematik hedef alınması: Direniş, Kantara, Aynata ve Tayyibe’de Merkava tankları ve zırhlı personel taşıyıcıları güdümlü füzeler ve kamikaze İHA’larla vurmaya devam etti. Bu durum, işgal ordusunun zırhlılarını Lübnan arazisinde koruyamadığını ortaya koydu. Tankın, saldırı aracı olmaktan çıkıp “kuşatılmış hedefe” dönüştüğü ve tahliyesi için duman ve fosfor bombardımanı gerektiği belirtildi.

İsrail sahada zorlanıyor: İlerleme var, işgal yok

Direniş ayrıca, komuta-kontrol kabiliyetinde yüksek etkinlik sergilemeyi sürdürdü. Avivim ve Aynata örneklerinde olduğu gibi, aynı gün içinde tekrar eden bombardımanlar ve hedeflemeler, bu noktaların toplanma ya da çıkış merkezi olarak kullanılmasını engelleme ve onları sürekli yıpratma alanına dönüştürme amacı taşıdı.

Stratejik ve teknik hedefler de dün direnişin füze listesinde yer aldı. Tayyibe’nin doğusunda iletişim ve gözetleme sistemleri ile Maalot Tarşiha’daki hava savunma sistemleri hedef alınarak “radar ve teknik körleştirme” operasyonu sürdürüldü. Amaç, kara kuvvetlerini bilgi ve savunma desteğinden yoksun bırakarak sahadaki hareketliliği kolaylaştırmaktı.

Direniş, savaşı “aktif savunma” anlayışıyla yürüttü; yalnızca saldırıları püskürtmekle kalmayıp, düşman kuvvetlerini toplanma noktalarında ve ilerleme hatlarının derinliklerinde avladı. İşgal ordusunun bir tabur komutanının (Nahal Tugayı’nda) öldürüldüğünü kabul etmesi, hem moral hem de operasyonel açıdan büyük bir darbe olarak değerlendirildi ve kara harekâtının maliyetinin artık gizlenemeyecek ya da taşınamayacak seviyeye ulaştığını gösterdi.

Lübnan’da kritik kırılma: Ordu çekildi, iç gerilim büyüyor

Dün işgal güçlerinin ilerleme haritasında herhangi bir değişiklik kaydedilmezken, Lübnan ordusunun Rumeyş ve Ayn İbil’deki bazı noktalardan çekilme kararı dikkat çekti. İç güvenlik güçlerinin Rumeyş karakolundan çekilmesinin ardından, bölge halkı gelişmeye tepki göstererek kasabanın papazı Necib el-Amil öncülüğünde protesto düzenledi ve bu adımın sorumluluğunu Lübnan devletine yükledi.

Bir güvenlik kaynağı, bu çekilmenin “işgal güçlerinin Ayta eş-Şaab, Dibel ve Hanin yönlerinden Ayn İbil ve Rumeyş çevresine konuşlanmasının ardından olası ilerlemeyi öngörerek” yapıldığını belirtti. Kaynak, İsrail’in kasabaları kuşatması halinde ordunun ve güvenlik güçlerinin sivillerle birlikte kuşatma altında kalmasından endişe edildiğini ifade etti. Ayrıca “askerlerin komuta ile bağlantısı kesildiğinde ne olacağının öngörülemeyeceği” uyarısında bulundu.

Buna karşılık, bölgedeki bazı kesimler devletin halkı yalnız bırakmasının sonuçları konusunda uyarıda bulunarak, 1975’te olduğu gibi bazı grupların kendi güvenliklerini sağlamak için silahlı yapılar kurabileceğine dikkat çekti; bu süreç, 1978’deki İsrail işgali öncesine benzetildi.

İsrail Savaş Bakanı Israel Katz da sert açıklamalarını sürdürerek hükümetinin “Lübnan içinde bir güvenlik bölgesi kurmak ve Litani Nehri’ne kadar tam güvenlik kontrolü sağlamak” için çalıştığını söyledi. Katz, güney Lübnan’daki 600 bin kişinin “kuzeydeki yerleşimcilerin güvenliği sağlanana kadar evlerine dönemeyeceğini” ifade etti ve “Lübnan’ı İran sahasından ayırmaya, Hizbullah’ın dişlerini söküp tehdit kapasitesini ortadan kaldırmaya kararlıyız” dedi.

Buna karşın, işgal ordusu komutanları basına yaptıkları sızıntılarda ordunun “kalıcı bir işgal kurmayı planlamadığını”, hedefin “Hizbullah altyapısını yok etmek olduğunu, evleri yıkmak olmadığını” ifade etti. Aynı zamanda, güneydeki birliklerin karşılaştığı zorluklara da dikkat çekildi.

İsrail “i24NEWS”in aktardığına göre, bir İsrailli güvenlik kaynağı, Hizbullah’ın son günlerde 3 ila 5 kişilik küçük savaş gruplarına dayanan yeni bir saha taktiği benimsediğini ve büyük hedefler oluşturmamak için kalabalık yığınaklardan kaçındığını söyledi.

Kaynak, bunun daha geniş bir “yıpratma savaşı” stratejisinin parçası olduğunu, cephelerin küçük ve esnek ceplere bölündüğünü, bu grupların köyler ve vadiler arasında hareket ederek İsrail güçlerini zayıf noktalarından vurduğunu ifade etti. Ayrıca, bu küçük grupların Vadi el-Uyun, Vadi es-Sukaykiyye ve Tayyibe ile Hiyam çevresindeki araziyi kullanarak zırhlı araçlara pusu kurup hızla geri çekildiğini belirtti.

Kaynak, geçmiş saha deneyimlerinin İsrail ordusuna ağır kayıplar verdirdiğini hatırlatarak, Lübnan’daki kara operasyonunun risklerine karşı uyarıda bulundu.