İsrail gazetesinden Hizbullah itirafı

img
İsrail gazetesinden Hizbullah itirafı YDH

İsrail ordusundan üst düzey bir yetkili, Hizbullah’ın silahsızlandırılmasının diplomasiyle değil ancak Lübnan’ın tamamının işgaliyle mümkün olabileceğini kabul ederek siyasi liderliğin “gerçekçi olmayan” hedeflerini tartışmaya açtı.




YDH- İsrail’in önde gelen gazetelerindenYediot Ahronot’a göre, Kuzey Komutanlığı’ndan üst düzey bir yetkili, kamuoyuna en başından itibaren açıklanması gereken bir gerçeği dile getirdi.

İşgal ordusuna göre, “Hizbullah’ı silahsızlandırmak yalnızca İsrail ordusunun askeri başarısıyla ulaşılabilecek bir hedeftir; diplomasi gibi yöntemlerle elde edilmesi mümkün değildir.”

Açıklamada ayrıca, “Bu hedefin gerçekleşmesi için Lübnan topraklarının tamamının işgal edilmesi ve her köyün sistematik biçimde örgütten arındırılması gerektiği” ifade edildi.

Yaklaşık iki buçuk yıldır süregelen çatışmalar ve tüm çabaların İran odağına kaydırıldığı mevcut konjonktürde, böyle bir hedef belirlemek rasyonel görülmediği gibi, mevcut savaşın amaçları arasında da tanımlanmamıştı. Ancak uzmanlar, İran’a verilecek hasarın boyutuyla doğru orantılı olarak Hizbullah üzerindeki baskının da artacağını öngörüyor.

Kuzey Komutanlığı’ndan üst düzey subayın bu mantıklı tespiti neden şimdi dile getirdiği ise merak konusu.

╰┈➤ Lübnan’a girmeye çalışan İsrail’e Hizbullah engeli

İşgal varlığının sözde Savunma Bakanı Israel Katz’ın "Hizbullah’ı silahsızlandırmanın nihai hedef olduğu" yönündeki açıklamaları, ordu kanadında karşılık bulmuyor.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Katz ve Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in, sahadaki durumun tüm detaylarına hakim olmalarına rağmen bu hedefi neden "gerçekçi" olarak sundukları belirsizliğini koruyor.

Bundan iki hafta önce yayımlanan bir analizde de vurgulandığı üzere; bugün Gazze’de, Yahudiye ve Samarya’da çatışmalar sürerken buralarda dahi tam silahsızlanma sağlanamamışken, Lübnan için bu iddiayı ortaya atmak soru işaretleri yaratıyor.

Yediot Ahronot, ''Lübnan ne Gazze’ye ne de Yahudiye ve Samarya’ya benzer; kendine has avantajları ve dezavantajları barındırır.'' dediği haberinde, dezavantajların başında, Lübnan topraklarının tamamını işgal etmenin ve sınırlardan silah girişini yıllarca tamamen engellemenin imkansızlığı geldiğini açıkladı.

Yediot Ahronot'a göre, sınırlar mutlak kontrol altında tutulmadığı sürece sevkiyatlar azaltılabilir ancak tamamen bitirilemez.

╰┈➤ Galibaf: İsrail ordusu çökecek

Tarihsel sürece dikkat çeken İsrail’in önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronoth, “İsrail’in kuzey sınırını korumak adına defalarca Lübnan’a girdiğinin görüldüğünü” yazdı.

Gazete, “Celile Barışı” operasyonuyla başlayan süreçte İsrail’in on yıl boyunca güvenlik bölgesinde Hizbullah ile mücadele ettiğini, İkinci Lübnan Savaşı’nda ise örgütün gücünün Litani Nehri’nin güneyinden Beyrut, Lübnan Vadisi ve Suriye sınırına kadar geniş bir coğrafyaya yayıldığını kaydetti.

Yedioth Ahronoth analizinde, Hizbullah’ın özünde radikal Şii ideolojisine sahip bir Lübnan örgütü olduğunu ileri sürerken, Lübnan devletinin kaderini tamamen Hizbullah’a teslim etmiş radikal bir yapı olmadığını savundu.

╰┈➤ ‘Tampon bölge’ çöktü: Direniş roketleri tüm hattı vurdu

Gazete, bu nedenle “Lübnan ile Hizbullah arasında stratejik bir ayrışma başlatılmasının” İsrail açısından bir fırsat penceresi oluşturduğunu öne sürerek, bunun zor ve garantisi olmayan bir yol olsa da İsrail’in denemesi gereken bir seçenek olduğunu yazdı.

Analizde ayrıca, asıl hedefin kuzey yerleşimlerinin güvenliğini sağlamak olduğu vurgulanırken, sağlıklı bir devlette ordu savaşırken sivil hayatın kesintiye uğramadan devam etmesi gerektiği ifade edildi. Gazete, İsrail ordusunun Kiryat Shmona’daki sosyal hayatın ve üniversite eğitiminin sürmesi için gerekli her noktada operasyonel varlık göstermesi gerektiğini savundu.

Yediot Ahronot, 7 Ekim saldırılarından çıkarılması gereken en önemli dersin ulusal güvenliğin “inisiyatif alma” ilkesine dayanması olduğunu ileri sürerken, sınırlı ancak etkili manevralar ve hava operasyonlarıyla ateş hattının yerleşimlerden uzak tutulması gerektiğini yazdı.

Gazete ayrıca, aylık bazda bin militanın etkisiz hale getirilmesinin askeri açıdan anlamlı bir başarı sayılabileceğini belirtirken, bu süreçte kaynakların İran odağından sapmamasının kritik önem taşıdığını kaydetti.

────────────────────────
 'Amerika, HTŞ'den Lübnan'a asker göndermesini istedi'

İsrail: Lübnan'a Suriye üzerinden saldırdık
────────────────────────

Stratejik düzeyde ise Yediot Ahronot, Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım'ın İsrail ordusunun Lübnan’daki hareket özgürlüğünü kısıtlama taleplerine direnilmesi gerektiğini savundu ve İran ile Lübnan arasındaki bağın zayıflatılması gerektiğini ileri sürdü.

Gazete, bu çerçevede Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan gibi İran’ı bölgesel tehdit olarak gören aktörlerin Beyrut’ta stratejik bir değişim başlatmasının her iki tarafın da çıkarına olacağını iddia etti.

Son olarak analizde, askeri ve siyasi liderliğin en büyük sermayesinin “halkın güveni” olduğu belirtilirken, 7 Ekim sonrasında sarsılan bu güvenin ancak gerçeklerle yüzleşilerek yeniden inşa edilebileceği ifade edildi.

Gazete, Netanyahu, Katz ve Zamir için asıl sınavın kamuoyuna sadece duymak istediklerini değil, sahadaki gerçekleri anlatabilmek olduğunu yazdı