İsrail'in savaş motivasyonu nedir?

img
İsrail'in savaş motivasyonu nedir? YDH

"İstenen her zaman bir güvenlik bahanesi bulmak, siyasi bir savaş yürütmek ve bir seçenek yaratmaktır. Bu ise 'güvenlik' adına 'genişleme' ve ardından gelen tahakküm için yapılan işgaldir."




Eyhem es-Sahli

YDH - El-Ahbar gazetesi yazarı Eyhem es-Sahli, İsrail’in askeri müdahalelerinin bir savunma refleksi olmaktan ziyade, stratejik ve siyasi hedeflere matuf bilinçli tercihler olduğunu tarihsel belgeler ışığında analiz ediyor. Ariel Şaron’un 1982 Lübnan işgali sonrası yazdığı makalelerden yola çıkarak; Ben-Gurion’dan Netanyahu’ya uzanan süreçte İsrail devlet aklının "siyasi savaş" mantığını nasıl koruduğunu anlatan yazar, geçmişteki "yeni düzen kurma" ve "önleyici saldırı" iddiaları ile güncel askeri operasyonlar arasındaki sürekliliğe dikkat çekiyor.

Bölgede süregiden savaş, beni İsrail’in giriştiği harpleri ele alan kitap ve makaleleri araştırmaya sevk etti. Bu sırada Rıza Selman, Randa Şerara ve Yula el-Batal tarafından hazırlanan, Semir Cebbur ve Halid Ayid’in gözden geçirdiği, Filistin Araştırmaları Kurumu[1] tarafından 1986 yılında yayımlanan İsrail ve Lübnan Savaşı Tecrübesi: İsrailli Uzmanların Değerlendirmeleri adlı kitap dikkatimi çekti.

1982 işgalinin ardından İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırısını işleyen kitap; İsrailli yetkililerin, askeri liderlerin, gazetecilerin yanı sıra Arap-İsrail savaşı üzerine çalışan uzman ve araştırmacıların bir dizi okuma ve görüşünü kapsıyor.

Bu isimler arasında, söz konusu kitapta Yedioth Ahronoth gazetesinde üç tefrika halinde yayımlanmış makalesine yer verilen Ariel Şaron da bulunuyor.

Şaron, 31 Mayıs 1985 tarihli Geçmiş Savaşların Aynasında el-Celil'e Esenlik Operasyonu[2] başlıklı ikinci yazısında, İsrail’in yürüttüğü savaşlardan bahsediyor ve bu savaşların tamamını "siyasi" ve "tercihe dayalı savaşlar[3]" olarak niteliyor.

Mısır’da yeni bir düzen tesisi, Abdünnasır’ın devrilmesi, Ürdün’de yeni bir rejimin kurulmasına engel olunması, Sina’da egemenlik talebi, "İsrail Toprakları[4]" ve Golan’ın ilhakı, ekonomik çıkarların güvence altına alınması ve “kendi istediğimiz şartlarda bir barış olmaksızın” baskılara boyun eğip çekilmeyi reddetmek gibi örnekleri sıralıyor.

Makalesinde İsrail’in girdiği savaş ve muharebelere atıfla, kendi ifadesiyle bir tehlike sebebiyle “Bağımsızlık Savaşı’nda, Necef, Eylan, Ayn Cedi veya Nasıra’nın işgalinde bu tehlikeyi bertaraf etmek için yola çıktık” diyor.

Şermü’ş-Şeyh’in (iki kez) işgalinden ve Süveyş Kanalı boyunca yıllarca süren kanlı çatışmalardan söz ederken gerekçeyi “Yişuv[5] veya onun bir parçası üzerindeki tehlikeye” dayandırıyor.

Şaron’un kırk yılı aşkın bir süre önce sarf ettiği bu sözleri bugünkü İsrail savaşlarıyla kıyasladığımızda aynı sonuca varırız. Zira İsrail 1982’de Lübnan’a savaş açtığında hedefi Filistin Kurtuluş Örgütü’nü yok etmek, Lübnan’da yeni bir düzen kurmak ve Şam’ı tehdit edebileceği; Suriye, Türkiye, Irak, Ürdün ve Mısır topraklarını, Şeyh Dağı’nın yamaçlarını ve Karun Gölü’nün kuzeyini gözetleyebileceği bölgelerde kontrol sağlamaktı.

Bugün İsrail bu hedeflerin bir kısmına ulaştı; Hermon Tepesi’ni kontrol ediyor, büyük başkentlere tepeden bakıyor, genişlemek istiyor ve Hizbullah’ı bitireceğini ilan ediyor.

Bugün Netanyahu ve hükümetinin söyledikleri, vaktiyle Menahem Begin ve hükümetinin söylediklerinin aynısıdır. Ki bu Begin, Mısır ile barış antlaşması imzaladıktan sonra Enver Sedat ile birlikte Nobel Barış Ödülü’nü alan kişidir.

Şaron makalesinde “Savaşa ne zaman çıkarız?” sorusuna cevap ararken Yigal Allon’a atıf yapar. Allon, 1969 tarihli Kumdan Perde adlı kitabında “İsrail’in, kısa süreli bir baskın veya daha uzun süreli bir kalış amacıyla ateşkes hattını geçmenin gerekliliğini ve doğruluğunu tartışmaya açabileceği dört durum vardır” der ve bu halleri şöyle belirler: “Ateşkes hattının ötesindeki üslerden bize karşı yürütülen ve daha sınırlı araçlarla dizginlenemeyen küçük savaş, terör ve sabotaj nedenlerini ortadan kaldırmak.”

İkincisi, “komşu ülkelerdeki muhtemel müttefiklere yardım eli uzatmak.” Üçüncüsü, “komşu devletlerden birinde mevcut durumu tehdit eden tehlikeli bir değişikliğin meydana gelmesi.”

Dördüncüsü ise “saldırı hali veya saldırı için düşman kuvvetlerin yığınak yapmasıdır.” Ancak Allon, “şartların ışığında her durumun ihtiyat ve cesaretle incelenmesi” gerektiğini vurgular.

Şaron, Önleyici ve Küçük Olan, Gecikmiş ve Büyük Olandan Evladır başlığı altında, savaşın siyasi ve bir tercih olması gerektiğini savunan Allon’un görüşlerini benimseyerek aktarmayı sürdürür: “Savaşın aynı zamanda ön alıcı (veya önleyici) bir harp olması tercih edilir.”

Uluslararası kamuoyunun büyük bir kesimi tarafından kınansa bile ilk inisiyatifin alınması gerektiğini açıklar.

Şaron, Sina Savaşı’nda Şimon Peres’i örnek göstererek onun 28 Ekim 1966 tarihli Haaretz makalesinden şu nakli yapar:

“Sina operasyonu, geç bir tarihte çıkacak topyekûn bir savaşın alternatifiydi. Topyekûn bir savaş yerine sınırlı bir savaştı. Peki, kaide nedir? Abdünnasır’ın bize saldıracağına dair elimizde pek çok emare ve genel bir mantık vardı.”

Şaron’un makalenin sonunda yer verdiği bu alıntı, içeride Peres’i eleştirmesine engel olmaz. Çünkü Peres 1982 savaşında savaş kavramını değiştirmiştir. Şaron o dönemde sol kesimi, meşru savaşı sadece güvenlik odaklı ve “tercih dışı” -yani çözüm imkânının kalmadığı durumlar- olarak gören yaklaşımı nedeniyle tenkit eder.

Peres’in 25 Haziran 1982 tarihli Ha-ir makalesine başvurur; Peres orada şöyle der: “Savaşa seçeneğimiz kalmadığında girmeli, toprak çekilmesini ise seçeneğimiz varken yapmalıyız. Biz savaşa seçeneğimiz varken girdik, seçeneğimiz kalmadığında ise çıkıyoruz.” Şaron’un ona cevabı şudur:

“Hayata tutunduğumuz müddetçe bu ölçütü -yani hükümetin önünde başka seçenek kalmadığı için savaşa girmesi ölçütünü- asla benimsemeyeceğiz.”

Şaron’un bu sözlerinin üzerinden kırk yıl geçti. Şaron bu fikirlerinde, Filistin’in işgali için verilen savaşı siyasi bir harp ve bir tercih olarak gören Ben-Gurion’a dayanır:

“İlk ateşkese kadar kendimizi savunuyorduk. Ondan sonra ise esasen askeri araçlarla siyasi operasyonlar yürütmeye başladık.”

Şaron’un 1982’deki, Peres’in 1966’daki ve Ben-Gurion’un 1948’deki mantığı; bugün Netanyahu’nun ve yarın İsrail’i yönetecek her ismin mantığıdır.

İstenen her zaman bir güvenlik bahanesi bulmak, siyasi bir savaş yürütmek ve bir seçenek yaratmaktır. Bu ise “güvenlik” adına “genişleme” ve ardından gelen tahakküm için yapılan işgaldir.


[1] Filistin Araştırmaları Kurumu: Orijinal: مؤسسة الدراسات الفلسطينية (Müessesetü’d-Dirasâti’l-Filistiniyye): 1963 yılında Beyrut’ta kurulan, Filistin meselesi üzerine akademik ve stratejik çalışmalar yürüten en köklü ve saygın bağımsız araştırma merkezidir. (ç.n.)

[2] El-Celil'e Esenlik Operasyonu: Orijinal: عملية سلامة الجليل (Ameliyyetü Selâmeti’l-Celîl): İsrail’in 1982 Lübnan işgaline verdiği resmi askeri isimdir. "Selâme" kelimesi barış, esenlik ve güvenlik anlamlarını içerir. (ç.n.)

[3] Tercihe Dayalı Savaşlar: Orijinal: حروب خيار (Hurûbü hıyâr): "Hıyâr" (خيار) kökü "h-y-r"den gelir; seçmek, tercih etmek demektir. Bu terim, İsrail siyasi tarihindeki "Savaşın kaçınılmazlığı" (Harb el-lâ-hıyâr) doktrinine karşı geliştirilmiştir. Şaron, savaşın bir mecburiyet değil, siyasi hedeflere ulaşmak için bilinçli bir "tercih" olduğunu savunarak savunma doktrinini saldırı odaklı bir siyasi araca dönüştürür. (ç.n.)

[4] İsrail Toprakları: Orijinal: أرض إسرائيل (Ard-ı İsrail - Eretz Yisrael): Tevrat kaynaklı "Vadedilmiş Topraklar" mefhumuna siyasi bir atıftır. Metinde Şaron’un bu kavramı tırnak içinde kullanması, ilhakçı ideolojinin coğrafi sınırlarını ifade eder. (ç.n.)

[5] Yişuv: Orijinal: الييشوف: İbranice kökenli bir kelime olup, 1948’de İsrail Devleti kurulmadan önce Filistin’deki Yahudi topluluğunu ve yerleşim birimlerini ifade eder. Metinde bu terimin kullanılması, İsrail’in kuruluş öncesi askeri reflekslerine yapılan bir göndermedir. (ç.n.)

Çeviri: YDH



Makaleler

Güncel