Trita Parsi: Başarısız bir savaşın en net işareti, statükoyu zafer diye pazarlamaktır

img
Trita Parsi: Başarısız bir savaşın en net işareti, statükoyu zafer diye pazarlamaktır YDH

İranlı yazar ve siyaset analisti Trita Parsi, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik olası bir kara harekatının felaketle sonuçlanacağını ve yönetimin bu riskin farkında olduğunu belirtti.




YDH - Quincy Enstitüsü düşünce kuruluşundan İranlı yazar ve siyaset analisti Trita Parsi, İngiliz sunucu George Galloway’in sorularını yanıtlayarak ABD ve İran arasında devam eden savaşa ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

Parsi, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran politikasında bir belirsizlik hakim olduğunu ve yönetimin askeri bir zafer ile siyasi bir çıkış stratejisi arasında sıkıştığını ifade etti.

"Trump zafer ilan edip bu savaştan çekilme kabiliyetine hâlâ sahip"

Trump’ın bu akşam yapacağı konuşmada bir işgal ilanıyla veya savaşın kazanıldığına dair bir zafer mesajıyla ortaya çıkabileceğini belirten Parsi, Beyaz Saray’ın gazetecilere "savaşın sona erdirildiği" yönünde mesajlar verdiğini aktardı. Parsi, "Trump’ın zihninde asıl belirleyici olan unsur, kendi siyasi tabanıdır. Hâlâ bir zafer ilan edip tabanını bunun gerçek olduğuna ikna etme ve bu savaştan bir zafer anlatısıyla çıkma kabiliyetine sahip" değerlendirmesinde bulundu.

Savaşın küresel maliyetinin ABD’ye olan etkisinden çok daha büyük olduğunu vurgulayan Parsi, Asya’da bir enerji krizi yaşanırken ABD’de sadece benzin fiyatlarının galon başına 4 doların üzerine çıktığını hatırlattı.

Parsi, 92 milyon nüfuslu bir ülkeye karşı açılan savaşın Amerikan kentlerinde henüz tam anlamıyla hissedilmediğini, ancak bir kara harekatı durumunda tablonun kökten değişeceğini söyledi.

"Amerikalıların tabutlar içinde dönmesi Trump’ın zafer anlatısını yok eder"

Olası bir kara istilasının Trump için "Rubicon’u geçmek" anlamına geleceğini ifade eden Parsi, şu ifadeleri kullandı:

"Eğer kara birlikleriyle içeri girerse, şimdiye kadar pek karşılaşmadığımız bir durumla, yani Amerikalıların çok büyük sayılarda tabutlar içinde eve dönmesiyle karşı karşıya kalacağız. Bu durum, Trump'ın bir zafer ilan etme ve tabanını bu zaferin gerçek olduğuna ikna etme yeteneğini büyük ölçüde ortadan kaldıracaktır. Bu riskin, onu bu aptalca yola girmekten alıkoyan en büyük caydırıcı faktör olduğunu düşünüyorum."

Parsi, Trump’ın İranlılarla gerçek bir çözüm müzakere edecek sabrının olmadığını, İran’ın yaptırımların kaldırılması gibi taleplerine karşılık Trump’ın "zafer ilan edip geri kalan her şeyi başkalarının temizleyeceği bir enkaz olarak bırakma" eğiliminde olduğunu belirtti.

"Netanyahu hayatında ilk kez İran’ın varoluşsal bir tehdit olmadığını söyledi"

Haberin diplomatik boyutunda İsrail’in pozisyonuna değinen Parsi, Başbakan Benyamin Netanyahu’nun son açıklamalarındaki keskin değişikliğe dikkat çekti. Netanyahu’nun "İran artık varoluışsal bir tehdit oluşturmuyor" sözlerini değerlendiren Parsi, "Bu, muhtemelen Netanyahu’nun hayatında ilk kez kurduğu bir cümle. Son 35 yıldır duyduğumuz tek şey İran’ın nasıl bir varlıksal tehdit olduğuydu" dedi.

İsrail’in ve ABD’nin saldırılarının ardından gelen bu açıklamanın, İsrail’in de bir "zafer ilanı" ile süreçten çekilme hazırlığı olabileceğini ifade eden Parsi, ancak İran’ın odağını tamamen İsrail’e çevirmesi durumunda Tel Aviv’in zor durumda kalacağını vurguladı.

Parsi, İsrail’in savunma sistemlerinin tükendiğini ve radarlarının devre dışı kaldığını belirterek, "Aktif Amerikan desteği olmadan İsrail bu savaşta başarılı olamaz" dedi.

Savaşın ahlaki ve hukuki zeminindeki aşınmaya dikkat çeken Parsi, ABD’nin operasyon yöntemlerinin Gazze’deki uygulamalara benzer bir hal aldığını savundu. Parsi, "Savaşın yürütülüş biçiminin esasen 'İsrailleştiğini' görüyoruz. İsrailliler Gazze savaşında uluslararası hukuku ve kuvvet kullanımına ilişkin tüm normları yok etmek için ellerinden geleni yaptılar" şeklinde konuştu.

Bu durumun İran’daki saldırılara da yansıdığını ifade eden Parsi, şunları kaydetti:

"ABD, Irak savaşı sırasında Bağdat’taki üniversiteleri kasten hedef almamıştı. Ancak İsrailliler İran’daki üniversiteleri, ilaç fabrikalarını, tuzdan arındırma tesislerini ve yetimhaneleri kasıtlı olarak hedef aldı. Bu durum artık ABD ile birlikte yaşanıyor. Eğer bu 'yeni normal' haline gelirse, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra sivilleri korumak için kurulan tüm kurallar ve normlar alevler içinde kalacaktır."

"Müzakere nesnel bir gerçeklik değil, Trump’ın sabırsızlığı belirleyici"

Trump’ın "İran’ın yeni başkanıyla müzakere ediyoruz" yönündeki iddialarını da değerlendiren Parsi, taraflar arasında mesaj alışverişinin savaş durumunda normal olduğunu ancak bunun bir "müzakere" teşkil etmediğini söyledi.

Parsi, Trump’ın bir ay öncesine kadar şartlarını dikte etmeye çalıştığını, ancak bugün İran’ın şartlarını kabul ettirmeye başladığını belirtti.

Başkan Yardımcısı JD Vance’in süreçteki sessizliğini ve olası rolünü de yorumlayan Parsi, gerçek gücün her zaman başkanda olduğunu hatırlattı.

Parsi, Trump’ın İran’ın dört gün içinde teslim olacağını düşündüğü "psikolojik mesafeden", bugün savaşı bitirmek için tavizler verme noktasına gelmesinin süreci tıkadığını ifade etti.

"Başarısız bir savaşın en net işareti, statükoyu zafer diye pazarlamaktır"

Trump’ın Hürmüz Boğazı’nın açık kalması şartıyla ateşkesi kabul edebileceği yönündeki sinyallerini "trajikomik" olarak nitelendiren Parsi, "Başarısız bir savaşın en net işareti, savaşın hedeflerinin, savaş başlamadan önceki statükoyu elde etmeye dönüşmesidir. Hürmüz Boğazı zaten savaş başlamadan önce açık ve serbestti" dedi.

Trump’ın tek derdinin demokratlar veya bağımsız seçmenler değil, kendi kemik tabanı olduğunu belirten Parsi, "Eğer tabanı bu sahtekarlığa ortak olursa ve bunu bir başarı olarak alkışlarsa, Trump siyasi hayatını kurtarmış sayacaktır. Ancak bu durum, dünyanın geri kalanı için çözülmesi zor bir kaos bırakacaktır" diyerek sözlerini tamamladı.



Makaleler

Güncel