"Papa’nın açıklamaları, Amerikan Başkanı Trump’ın destekçilerinin ona duyduğu mesihvari bakış açısı -özellikle de 2024’teki suikast girişiminden kurtulmasının ardından milleti kurtarmak için Tanrı tarafından seçilmiş bir şahsiyet olarak görülmesi- ışığında daha da önem kazanmaktadır."
Rıza Savaya
YDH - El-Ahbar gazetesi yazarı Rıza Savaya, Katolik dünyasının lideri Papa XIV. Leo ile ABD yönetimi, özellikle de Başkan Donald Trump arasındaki derin ve sıra dışı fikir ayrılığını, mevcut savaş bağlamında ele alıyor. Papa’nın Amerikalı kimliği ve geçmişteki yoksulluk vurgulu hizmeti, ona ABD’nin askeri politikalarına karşı çıkarken eşsiz bir ahlaki meşruiyet alanı açtı. Öte yandan Amerikan siyasi kanadında, özellikle dini bir retorikle harmanlanan militarist tutumun (mesihvari Trump imgesi) yükselişi, Vatikan ile Washington arasındaki makası daha önce görülmemiş bir düzeye taşıdı. Yazar, bu ihtilafın sadece siyasi bir kriz değil, aynı zamanda birbirine taban tabana zıt iki ayrı teolojik yorumun (barış tanrısı vs. savaş tanrısı) çarpışması olduğunu belirtiyor.
Papalar dünya liderlerine nadiren isimleriyle atıfta bulunur; ancak Papa XIV. Leo, bir hafta önce gazetecilerle gerçekleştirdiği mülakat sırasında doğrudan Başkan Donald Trump’a hitap etmeyi ve Amerikan ulusal güvenlik dilini kullanmayı seçti:
"Bana Başkan Trump’ın son zamanlarda savaşı bitirme arzusunu ilan ettiği söylendi. Temenni ederim ki 'güvenli bir çıkış yolu'[1] arıyordur. Şiddetin ve bombardımanın dozunu azaltacak bir yol aradığını umut ediyorum; zira bu, Ortadoğu’da ve diğer yerlerde durmaksızın tırmanan nefretin bertaraf edilmesine muazzam bir katkı sağlayacaktır."
Bu terimin seçilmesi rastlantısal değildi. "Güvenli çıkış yolu", Vatikan’ın geleneksel lugatına ait olmayıp; Amerikan siyaset ve güvenlik camiasının, bir çatışmadan teslimiyet görüntüsü vermeden çekilmeyi ifade etmek için kullandığı teknik bir terimdir.
Daha da dikkat çekici olanı, bu tabirin Amerikan halk dilinde yaygın olmasıdır ki bu da Papa’nın, mesajını Amerikan halkına onların aşina olduğu kavramlarla ve en sarih biçimde ulaştırmayı kastettiğini gösterir.
Savaşın karşısında bir Papa
Papa, İran’a karşı yürütülen savaşı reddetme konusundaki sarsılmaz tutumunu ısrarla sürdürdü. Mart ayının sonuna gelindiğinde, sadece 25 gün içinde savaşa son verilmesi çağrısını kamuoyu önünde en az 10 defa[2] yinelemişti.
Palmiye Pazarı sabahında Papa XIV. Leo, Aziz Petrus Meydanı’nda on binlerce müminin huzurunda durdu ve Washington’a diplomatik bir bomba gibi düşen şu cümleyi kurdu:
"Kardeşlerim, işte bizim Tanrımız: Barışın kralı İsa; savaşı reddeden bir Tanrı. Hiç kimse savaşı meşrulaştırmak için O’nu zikredemez. O, savaş ateşini körükleyenlerin dualarına kulak asmaz, aksine onları reddederek şöyle der: 'Dualarınızı çoğaltsanız da dinlemeyeceğim; ellerinizden kan damlıyor'[3]."
Bundan iki gün önce, Atlas Okyanusu’nun diğer kıyısında, Amerikan Savunma Bakanı Pete Hegseth, Pentagon’da dini bir törene öncülük ediyordu. Aktarılanlara göre Hegseth burada, "merhameti hak etmeyenlere karşı ezici bir şiddet" uygulanması için dua ediyordu.
Bu vaziyet Washington’ı cevap vermeye zorladı; Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Başkan’ın ve askeri komutanlığın askerler için dua çağrısı yapma hakkını savunmakta gecikmedi. Cevabın kendisi bile mesajın nasıl algılandığını ifşa eder niteliktedir: Mesaj genel bir çağrı olarak değil, doğrudan kendilerini hedef alan bir duruş olarak telakki edildi.
Aynı kutsal hafta, aynı Tanrı, ancak asla birleşmeyen iki ilahiyat - ve aralarında modern hafızanın kaydettiği en sıra dışı papalık-Amerikan otoritesi çatışması.
İtalyan ilahiyatçı ve filozof Marcello Neri, Appia Enstitüsü’nde yayımlanan makalesinde şunu ifade eder:
"Katolik Kilisesi tarihindeki ilk Amerikalı Papa’nın, Bay Hegseth’in şiddeti Tanrı adına meşrulaştırma mantığına açıkça muhalefet ettiği aşikârdır."
Papa’nın tabiiyeti meselesine dönecek olursak; seçilmesi o dönemde iki soruyu gündeme getirmişti: Amerikan jeopolitik nüfuzunun genişlemesini tamamlayan bir unsur mu olacaktı, yoksa geçmişi ve Güney Amerika’da, Peru’da yoksullar arasında geçen yirmi yıla yakın hizmeti göz önüne alındığında Amerikan politikalarına bir meydan okuma mı teşkil edecekti?
Ancak hiç kimsenin tam olarak öngöremediği şey, bu çelişkinin, görev süresinin başında Amerikalı bir Papa’nın Amerikan harbine karşı durması şeklinde bu denli hızlı tecessüm edeceğiydi.
Papa’nın mesajları ve uyruğu, yaklaşık dört buçuk asır sonra seçilen ilk İtalyan olmayan Papa olan II. Ioannes Paulus’u hafızalarda canlandırdı.
Tıpkı II. Ioannes Paulus’un Polonyalı kökenlerinin, Batı’nın savunucusu gibi görünmeden Sovyet nüfuzuna karşı çıkmasına özel bir ahlaki otorite bahşetmesi gibi; mevcut Papa’nın Amerikan vatandaşlığı da ona, ABD liderliğindeki savaşa, Washington’a yönelik sıradan bir Avrupalı eleştirmen olarak damgalanmadan karşı çıkma imtiyazı verdi.
Ocak ayı başında 184 ülkenin büyükelçisine hitaben yaptığı konuşmada Papa, yaklaşmakta olanın haberini vermişti:
"Savaş sanki devrin modasıymışçasına geri döndü ve askeri hırslar yayılmaya başladı. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kabul edilen ve devletlerin, başkalarının sınırlarını ihlal etmek için kuvvet kullanmasını meneden ilke kırıldı. Artık barışı bir lütuf ve hayır olarak, kendisi için, yani 'Tanrı’nın murat ettiği, insanlar arasında daha yüce bir adaleti gerektiren bir düzen arayışı içinde'[4] talep etmiyoruz; aksine onu silah gücüyle, tahakküm ve egemenliği dayatmanın bir şartı olarak istiyoruz. Bu durum, barış içinde her türlü medeni bir arada yaşamanın temeli olan hukukun üstünlüğünü tehlikeli biçimde sarsmaktadır."
Savaşın kutsanması ve Trump
Papa’nın açıklamaları, Amerikan Başkanı Trump’ın destekçilerinin ona duyduğu mesihvari bakış açısı -özellikle de 2024’teki suikast girişiminden kurtulmasının ardından milleti kurtarmak için Tanrı tarafından seçilmiş bir şahsiyet olarak görülmesi- ışığında daha da önem kazanmaktadır.
Trump’ın kendisi de defalarca ve hatta göreve başlama töreni konuşmasında, "Tanrı hayatımı bir sebeple, ülkemizi kurtarmak ve Amerika’yı yeniden azametine kavuşturmak sebebiyle bağışladı" demiştir.
Bu kanaati çarpıcı bir surette tecessüm ettiren ise ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee oldu. Trump’a gönderdiği şahsi mektupta, Tanrı’nın onu "yüzyılın en önemli başkanı" olması için hayatta tuttuğunu vurgulayarak şunu ekledi: "Sezgilerine güveniyorum, çünkü senin semadan haber aldığına inanıyorum."
Trump’a yönelik bu mesihvari boyut askeri kurumlara kadar sirayet etmiş durumda. Amerika'dan gelen haberler, Amerikan askerlerinden gelen pek çok şikâyete işaret ediyor.
Bunlar arasında, bir muharip birlik komutanının operasyon brifinginde astsubaylara, savaşın "ilahi planın bir parçası" olduğunu, "Başkan Trump’ın İran’ı ateşe vermek, ahir zamanı ve Mesih’in yeryüzüne dönüşünü başlatmak üzere İsa tarafından tayin edildiğini" söylediği bilgisi yer alıyor.
[1] Güvenli Çıkış Yolu: Orijinal: مخرج آمن (Mahrac âmin): Temelde tehlikesiz bir tahliye veya çıkış kapısı demektir. Ancak metinde de belirtildiği üzere, ABD dış politikasında "Safe Exit Strategy" olarak bilinen, bir ordunun yenilgi hissi vermeden stratejik olarak geri çekilmesini ifade eden bir terimdir. Mahrac (مخرج) ismi, "çıkmak" manasındaki h-r-c (خرج) kökünden türemiş bir mekan ismidir. Âmin (آمن) ise emniyet kökünden gelir. (ç.n.)
[2] On Defa / On Kadar: Orijinal: ما لا يقل عن 12 مرة (Mâ lâ yakıllu an isnâ aşara merraten): Kaynak metinde sayısal olarak "12" (on iki) rakamı geçmektedir. (ç.n.)
[3] Ellerinizden Kan Damlıyor: Orijinal: أيديكم تقطر دما (Eydîküm takturu demen): Bu ifade Kitab-ı Mukaddes’teki İşaya 1:15 bölümüne ("...Elleriniz kanla dolu") ve dolaylı olarak İslam literatüründeki "mazlumun kanı" imgesine telmih yapar. Papa’nın konuşmasında bu ayeti kullanması, savaşı yürüten siyasi iradeye karşı en sert teolojik uyarıdır. (ç.n.)
[4] Tanrı’nın Murat Ettiği Düzen: Orijinal: نظامٍ يريده الله (Nizâmun yürîdühullâh): Katolik Kilisesi’nin Sosyal Öğretisine atıfta bulunur. Dünyevi barışın sadece silahların susması değil, Tanrısal adaletin (İlahi İrade) yeryüzünde tesisiyle mümkün olduğu inancını yansıtır. (ç.n.)
Çeviri: YDH