Beyrut'ta 'Kara Çarşamba': Lübnan hükümeti İsrail katliamını meşrulaştırıyor

img
Beyrut'ta 'Kara Çarşamba': Lübnan hükümeti İsrail katliamını meşrulaştırıyor YDH

Lübnan'da Nevaf Selam hükümeti, İsrail'in Beyrut ve çevresinde gerçekleştirdiği ve 300'den fazla kişinin ölümüyle sonuçlanan "Kara Çarşamba" saldırılarının ardından direnişin silah depolarını hedef aldığına yönelik İsrail tezlerini benimseyerek büyük bir skandala imza attı.




YDH - Lübnan'daki resmi makamların performansı, İsrail ve ABD'nin "zafer kazandığına" dair anlatılarını benimseyen bir tutum sergileyerek iç dengeleri altüst etme noktasına ulaştı.

Lübnan hükümeti, Washington üzerinden İsrail ile koordineli bir mekanizma yürüterek askeri ve siyasi baskıyı eş zamanlı bir şekilde direnişin aleyhine kullanmaya başladı.

Bu durumun en somut örneği, İsrail'in geçtiğimiz çarşamba günü Lübnan genelinde gerçekleştirdiği ve 10 dakikada 100 hava saldırısıyla 300'den fazla kişinin ölümüne, 1150 kişinin yaralanmasına yol açan saldırılar karşısında takınılan tutum oldu.

Lübnan hükümeti, vatandaşlarının haklarını ve dökülen kanı savunmak yerine, "Kara Çarşamba" olarak anılan katliamı örtbas edecek adımlar attı.

Hükümet, İsrail'in "vurulan yerlerin Hizbullah merkezleri olduğu" yönündeki iddiasını zımnen benimseyen kararlar aldı. BM Güvenlik Konseyi'ne etkisiz bir şikayet dilekçesi gönderilirken, eş zamanlı olarak başkenti ülkenin geri kalanından ayıran bir yapıya büründüren ve "devlet otoritesinin tesisi" gerekçesiyle direnişçileri hedef alan "istisnai güvenlik önlemleri" kararlaştırıldı.

Savaşın ilk gününden itibaren İsrail'in İran ve Hizbullah'ı kısa sürede tasfiye edeceği beklentisiyle hareket eden hükümet yetkilileri, direnişin saha başarısı üzerine strateji değişikliğine gitti.

ABD ve İsrail'in Lübnan'ı genel bir ateşkesten muaf tutma planına dahil olan Beyrut yönetimi, başkente yönelik saldırıların azaltılması vaadi karşılığında Washington’da doğrudan müzakere masasına oturma kararı aldı.

Müzakerelerde "doğrudan görüşme" ve "silahsızlanma" şartı

Cumhurbaşkanı Jozef Aun ve Başbakan Nevaf Selam, Lübnan'ın herhangi bir bölgesel ateşkes mutabakatına dahil olmadığını, kendi müzakerelerini yürüteceğini açıkladı.

Bu yaklaşım, İsrail'e Hizbullah'ın silahı meselesini müzakere edilemez bir başlık olarak kendi yöntemleriyle çözme alanı tanıyor.

Hükümetin bu tavrı, Paris gibi Avrupa başkentlerinde dahi tepkiyle karşılandı; Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, Lübnan'ın bir kurban olarak sunulmaması gerektiğini vurguladı.

Lübnan Dışişleri Bakanlığı’nın saldırıları kınayan bir bildiri yayınlamaması ve Bakan Yusuf Recci'nin diplomatlara İslamabad’daki müzakerelerin Lübnan’ı bağlamadığını duyurması dikkat çekti. Sürecin doruk noktası ise Beyrut’un "silahsız bölge" ilan edilmesi yönündeki girişim oldu.

Başbakan Selam başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu’nda alınan kararlar kabinede çatlağa yol açtı. Selam, "Beyrut’ta bombalanan binaların ya Hizbullah’a ait silah depoları içerdiğini ya da savaşçıların orada barındığını" iddia ederek İsrail ordusunun dahi kullanmadığı bir dil kullandı. Hatta kendi ailesinin mülküne yakın bir binanın direniş için ikmal hattı olduğunu öne sürdü.

Sağlık Bakanı Rakkan Nasreddin, bu kararların "soykırımı meşrulaştırdığını" belirterek sivil ölümlerine ve sağlık merkezlerinin hedef alınmasına dikkat çekti.

Maliye Bakanı Yasin Cabir ise kararın zamanlamasına itiraz etti. Oylamada Hizbullah’ın iki bakanı karara şerh düşerken, Emel Hareketi’ne mensup bakanların (Cabir ve Tamara ez-Zeyn) onayı şaşkınlık yarattı. Bu durumun Meclis Başkanı Nebih Berri'nin tutumuyla ilgili netleşme gerektirdiği ifade edildi.

Hükümet toplantısında Ketaib Partisi’nden Adil Nasır, İran aleyhine bir şikayet hazırlığında olduğunu duyururken, Lübnan Kuvvetleri partisinden bakanlar, ülkeyi anayasal bir dayanak olmaksızın savaşa soktuğu gerekçesiyle Hizbullah’ın cezai sorumluluğunun belirlenmesi için bir hukuki muhtıra sundu.

Lübnan Cumhurbaşkanı Aun'un, ABD’nin Beyrut Büyükelçisi Mişel İsa'ya doğrudan müzakereler için küçük bir delegasyon kurduğunu bildirdiği ortaya çıktı. İsrail Başbakanı Netanyahu ise bu gelişmeyi memnuniyetle karşılayarak "Lübnan ile doğrudan müzakerelerin başlayacağını" duyurdu.

Washington müzakereleri başlıyor

El-Ahbar gazetesinin haberine göre göre müzakereler önümüzdeki hafta Washington’da başlayabilir. Şu an ABD’de bulunan Büyükelçi Mişel İsa'nın arabuluculuğunda, İsrail’in Washington Büyükelçisi ile Lübnan’ın Washington Büyükelçisi Nadaa Muavvad arasında bir hazırlık toplantısı yapılması planlanıyor.

Lübnan heyetine Büyükelçi Simon Karam’ın başkanlık etmesi ve Paul Salem’in de heyete dahil olması bekleniyor.

Süreç, Beyrut yönetimi ve müttefiklerinin "Lübnan adına kimse müzakere edemez" kampanyasıyla birleşerek, olası bir ateşkesin tüm ülkede silahsızlanma şartına bağlanmasını hedefliyor. Bu tablo, Litani Nehri’nin güneyi ile sınırlı kalmayıp Lübnan genelinde bir çatışma riski barındırıyor.



Makaleler

Güncel