Jeopolitika analisti: İsrail tarihinin en ağır stratejik kriziyle karşı karşıya

img
Jeopolitika analisti: İsrail tarihinin en ağır stratejik kriziyle karşı karşıya YDH

❝İsrail; kalıcı bir savaş ekonomisi, giderek artan mali baskılar ve derinleşen uluslararası izolasyonla şekillenen, sürdürülemez bir stratejik krizin eşiğinde.❞




Shaiel Ben-Ephraim

YDH- Jeopolitika analisti Shaiel Ben-Ephraim, geleneksel “İsrail’in caydırıcılığı” anlatısını tersine çevirerek İran’ın kapasitesinin artık teorik değil, pratik olarak kanıtlandığını, İsrail’in güvenlik mimarisinin çözüldüğünü açıklıyor.

İran ile çatışmaların şimdilik dinmiş olabileceği ancak yeni gerilim dalgalarının neredeyse kesin görüldüğü; Lübnan'daki savaşın aylarca, hatta yıllarca sürebileceği ve Gazze'de henüz bir çözümün ufukta belirmediği mevcut konjonktürde İsrail, yıllardır karşılaştığı en ağır stratejik krizle karşı karşıyadır:

1. Güvenlik gerçekliğindeki kötüleşme: İsrail, bugün savaş öncesine kıyasla çok daha riskli bir güvenlik denklemiyle karşı karşıyadır. Olası bir ABD-İran anlaşması, İsrail'in gelecekte İran'a karşı hareket etme kabiliyetini kısıtlayabilecekken; İran, balistik füzeleriyle İsrail topraklarının derinliklerini vurma kapasitesine sahip olduğunu halihazırda kanıtlamıştır.

2. ABD-İsrail ilişkilerindeki aşınma: İki ülke arasındaki ilişkilerde yaşanan zedelenme göz önüne alındığında, İran ve diğer potansiyel düşmanlara karşı girilecek gelecek çatışmaların, giderek azalan ve nihayetinde tamamen kesilen bir Amerikan desteğiyle yürütülmesi riski bulunmaktadır. Bu durum stratejik açıdan sürdürülemezdir.

3. Savunma bütçesindeki devasa artış: İsrail'in mevcut savunma bütçesi 45,7 milyar dolar seviyesindeyken, son düzenlemeyle buna yaklaşık 9,6 milyar dolarlık bir ekleme yapılmıştır. Ancak ordu yönetimi, bu rakamın dahi yetersiz olduğunu vurgulamaktadır. Yeni krizlere pay ayırmaksızın, sadece mevcut taahhütleri yerine getirmek için yıl sonuna kadar 10,9 milyar dolarlık ek bir kaynağa ihtiyaç duyulmaktadır. Kıyaslama yapmak gerekirse; sadece bu ek talep edilen miktar, orta ölçekli bir Avrupa ülkesinin yıllık toplam savunma bütçesine denk gelmektedir.

4. İran ile savaşın yapısal maliyeti: İran ile girilen her doğrudan karşı karşıya geliş, 16-19 milyar dolarlık bir mali yük getirmektedir. Eğer bu çatışmalar düzenli bir hal alırsa İsrail, her bir veya iki yılda bir küçük bir savaşa eşdeğer harcamayı, "geçici bir durum" olarak değil, bekasının "yapısal bir maliyeti" olarak üstlenmek zorunda kalacaktır.

5. On yıllık kümülatif ekonomik risk: Bu tempoda devam edilmesi durumunda, on yıllık kümülatif harcamanın –ekonomik bozulma, yedek asker seferberliğinden kaynaklanan verimlilik kaybı veya sürekli ertelenen sivil altyapı yatırımları hesaba katılmasa dahi– sadece doğrudan askeri maliyetler açısından 160-190 milyar dolara ulaşması beklenmektedir.

6. Bölgesel izolasyon ve Körfez ilişkileri: Körfez ülkeleriyle geçmişte kurulan sağlam ilişkiler, savaş sonrası süreçte ciddi bir baskı altındadır. İsrail'in hamleleri bu ülkeleri İran karşısında tehlikeye atmış; turizm ve enerji beklentilerine ağır hasar vermiştir. Bu ülkelerin, ABD'ye olan bağımlılıklarını azaltma yoluna gitmeleri ve İsrail ile normalleşme sürecinden uzaklaşarak İsrail'i bölgede izole etmeleri muhtemeldir.

7. Kalıcı tampon bölgeler ve operasyonel yük: Diplomatik bir çözümün yokluğunda İsrail; Güney Lübnan (Litani Nehri'ne kadar), Gazze ve Suriye'nin belirli kısımlarında kalıcı tampon bölgeler oluşturup buraları elde tutma stratejisine yönelmiştir. Batı Şeria'daki artan sorumluluklarla birleşen bu durum; bu geniş ve düşmanca alanlarda aynı anda devriye gezilmesini zorunlu kılmakta, bu da IDF (İsrail Savunma Kuvvetleri) personeli ve ülke ekonomisi üzerinde sürdürülemez bir uzun vadeli baskı yaratmaktadır.

8. İş gücü krizi ve orduda yapısal çöküş: Rekor düzeydeki yedek asker çağrıları, yüksek teknoloji sektöründeki nitelikli beyin göçü ve Filistinli iş gücünün neredeyse tamamen kaybı, kritik bir iş gücü krizini tetiklemiştir. IDF liderliği, bu durumun ordunun "kendi üzerine çökmesine" yol açabileceği konusunda uyarılarda bulunmaktadır. Yedek askerlerin standart görev süreleri, geçici acil çağrılardan 2026 itibarıyla yılda yapılandırılmış 60 güne çıkarılmıştır (bu hali bile 2025'teki zirve yükün üçte bir oranında azaltılmış şeklidir). Bu sürekli görevlendirmeler, çoğu yedek taburdaki katılım oranlarını %60-70 seviyelerine kadar düşürmüştür.

Sonuç: İsrail; kalıcı bir savaş ekonomisi, giderek artan mali baskılar ve derinleşen uluslararası izolasyonla şekillenen, sürdürülemez bir stratejik krizin eşiğindedir. Mevcut tablo, ülkenin uzun vadeli ekonomik kapasitesini ve iş gücü potansiyelini aşma tehdidini açıkça ortaya koymaktadır.

Çeviri: YDH