AlterNet’e göre Kuveyt’teki Amerikan üssüne düzenlenen İHA saldırısında 6 askerin öldüğü olay, ABD’nin “tahkim edilmiş savunma” yalanlarını gün yüzüne çıkardı.
YDH- Amerikan günlük gazetesi AlterNet'e göre, ABD-İsrail'in İran'a dayattığı emperyal saldırganlık savaşının ilk aşamalarında, Kuveyt’teki bir Amerikan üssüne düzenlenen insansız hava aracı (İHA) saldırısı 6 askerin ölümüyle sonuçlanarak savaşın en kanlı günü olarak kayıtlara geçmişti.
O dönem Savaş Bakanı Pete Hegseth, saldırıyı gerçekleştiren İHA'nın tahkim edilmiş savunma ağından sızan bir istihbarat boşluğu olduğunu ileri sürmüştü.
Ancak saldırıdan sağ kurtulan askerler, CBS News’e yaptıkları çarpıcı açıklamalarla bu iddiaları yalanlayarak büyük bir ihmali gün yüzüne çıkardı.
Askeri kısıtlamalar nedeniyle isimlerini gizli tutarak konuşan yaralı askerler, Pentagon’un çizdiği "tahkim edilmiş üs" tablosunun gerçeği yansıtmadığını belirtti.
Saldırıya uğrayan birliğin drone saldırılarına karşı hiçbir savunma kabiliyetinin bulunmadığını vurgulayan bir asker şöyle dedi:
"Hegseth’in 'bir tanesi aradan sızdı' açıklaması tamamen yalandır. Bulunduğumuz nokta güçlendirilmiş bir mevzi değildi; kendimizi savunacak hiçbir aracımız yoktu,"
Saldırıdan saatler önce füze alarmlarının çaldığı ve yaklaşık 60 kişilik müfrezenin sığınaklara girdiği, ancak daha sonra "tehlike geçti" talimatı verildiği ortaya çıktı.
AlterNet'e göre, bu talimatın ardından subayların kasklarını çıkarıp ahşap ve sacdan yapılmış prefabrik ofislerine dönmesiyle felaket yaşandı.
Bir asker o anları, "Her şey sarsıldı, kulaklarım çınlamaya başladı. Toz ve dumanın arasından baktığımda her yerin kan içinde olduğunu gördüm. Arkadaşlarımdan bazılarının ağır kafa yaraları vardı, şarapnel parçaları her yanımıza isabet etmişti," sözleriyle aktardı.
Savaş hazırlıkları kapsamında Kuveyt’teki pek çok Amerikan birliği daha güvenli olan Ürdün ve Suudi Arabistan’a kaydırılırken, Kara Kuvvetleri'nin 103. Lojistik Destek Komutanlığı’na bağlı bu birliğin neden İran menzilindeki sahil şeridine gönderildiği sorusu yanıtsız kaldı.
Askerler, üssün Irak ve Afganistan savaşlarından kalma, günümüz drone teknolojisine karşı etkisiz "antik" bir yapı olduğunu belirtti.
Üstelik istihbarat raporlarının bu bölgeyi açık hedef olarak göstermesine rağmen, askerlerin dikey beton bariyerler dışında hiçbir hava korumasına sahip olmadığı anlaşıldı.
AlterNet'e göre, Savaş Bakan Yardımcısı Sean Parnell’in sosyal medya üzerinden yaptığı "tüm önlemler alındı" savunmasına rağmen, sahadaki gerçek bir lojistik fiyaskoya işaret ediyor.
Saldırı sonrası oluşan kaos ortamında tıbbi tahliye uçağı beklemek yerine yaralılar, sivil araçlara el koyarak Kuveyt şehrindeki sivil bir hastaneye kendi imkanlarıyla ulaştı.
Hayatta kalan bir asker, "En acısı da içeride hala kimliği tespit edilememiş arkadaşlarımızın olduğunu bilerek oradan ayrılmaktı," diyerek yaşanan koordinasyonsuzluğu dile getirdi.
Saldırının önlenebilir olduğunu savunan askerler, orduyu veya devleti yıpratmak gibi bir amaç gütmediklerini ancak doğruların konuşulmaması halinde benzer hataların tekrarlanacağını vurguluyor.
Pentagon ise hala Kuveyt’teki üssün yeterince korunduğu konusundaki iddialarını ısrarla sürdürüyor.