Beyrut’ta hükümet binası önünde toplanan halk, Lübnan rejiminin İsrail ile doğrudan müzakere yürütme ve direnişin silahsızlandırılması yönündeki eğilimine karşı sert bir duruş sergiledi.
YDH- Lübnan’ın başkenti Beyrut, İsrail ile yürütülen müzakere süreçlerine ve hükümetin çözüm arayışlarına yönelik kitlesel protestolara sahne oluyor.
Hükümet binası önünde bir araya gelen Lübnanlılar, işgal yönetimiyle herhangi bir müzakere yolunun açılmasını reddettiklerini açıklayarak, normalleşme karşıtı tutumlarını bir kez daha teyit etti.
"Müzakere teslimiyettir"
Suriye Sosyal Milliyetçi Partisi (SSMP), sürece ilişkin yayınladığı bildiride, "İsrail" ile doğrudan müzakere masasına oturulmasına yönelik her türlü öneriyi kesin bir dille reddettiğini duyurdu. Partiden yapılan açıklamada, ulusal güç unsurlarının zayıfladığı bir dönemde atılacak bu tür adımların Lübnan’ı teslimiyete sürükleyeceği ve işgal rejimini resmen tanımak anlamına geleceği vurgulandı. Bildiride, çözümün müzakerelerde değil, direniş seçeneğine bağlı kalmakta olduğu hatırlatıldı.
Son iki gündür yoğunlaşan gösterilerde hedef, Beyrut hükümetinin savunma stratejisi oldu. Protestocular, 2024 yılı sonunda imzalanan ateşkes anlaşmasına rağmen İsrail’in Lübnan topraklarındaki işgalini ve saldırılarını sürdürdüğüne dikkat çekti. Bu koşullar altında hükümetin, direniş güçlerinin silahsızlandırılmasını içeren bir müzakere yaklaşımı sergilemesi "kabul edilemez" olarak nitelendirildi.
Sokaktaki tansiyona rağmen diplomatik kulislerde hareketlilik yaşanıyor. Reuters’a konuşan üst düzey bir Lübnanlı yetkili, Lübnan’ın önümüzdeki hafta Washington’da ABD ve İsrail temsilcileriyle yapılacak ateşkes görüşmelerine katılmayı planladığını ifade etti. Ancak söz konusu görüşmelerin kesin tarihi henüz netlik kazanmış değil.
Öte yandan, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada, hükümete Lübnan ile derhal doğrudan müzakerelere başlanması talimatı verildiği belirtildi. İsrail tarafı, bu görüşmelerin temel ekseninin "Hizbullah’ın silahsızlandırılması ve iki ülke arasında barışçıl ilişkilerin inşası" olacağını ön koşul olarak sundu.
Diplomatik hamleler sürerken, saha verileri trajik bir tabloyu gözler önüne seriyor. İsrail ordusunun Lübnan genelinde sivillere yönelik gerçekleştirdiği saldırılarda yüzlerce kişi hayatını kaybederken, çok sayıda sivil de yaralandı. Yaşananlar uluslararası hukuk çevreleri tarafından açık bir savaş suçu ve hukuk ihlali olarak tanımlanıyor. Süreçteki bir diğer karmaşa ise uluslararası açıklamalarla yaşandı. Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif, İran ve ABD müttefiklerinin Lübnan’ı da kapsayan geniş kapsamlı bir ateşkes üzerinde anlaştığını duyurmuştu. Ancak İsrail Başbakanı Netanyahu, önerilen bu ateşkesin Lübnan’ı kapsamadığını iddia ederek saldırıların dozunu artırdı.
Hizbullah ise mevcut duruma dair kararlılık mesajı verdi.
Yapılan açıklamada, İsrail ve ABD’nin Lübnan halkına yönelik saldırgan tutumu tamamen sona erene kadar savunma amaçlı askeri müdahalenin ve direnişin kesintisiz devam edeceği vurgulandı.