Trump yönetimi Gazze fonunu İsrail’e aktardı

img
Trump yönetimi Gazze fonunu İsrail’e aktardı YDH

Gazze için toplanan 17 milyar dolarlık fonun İsrail’e aktarıldığı bildirildi. Barış Kurulu yetkilisi Nikolay Mladenov, fonun tamamen boşaldığını komite üyelerine iletti.




YDH - ABD ile İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarıyla eş zamanlı olarak, Gazze Şeridi için oluşturulan mali kaynağın tamamen tükendiği bildirildi.

Barış Kurulunda görev yapan üst düzey yetkili Nikolay Mladenov, Gazze’yi yönetmek üzere kurulan idari komitenin üyelerine yaptığı bilgilendirmede, sektöre ayrılan fonun “tamamen boşaldığını” ifade etti.

Toplantıya katılanlara aktardığı bilgilere göre Mladenov, ABD Başkanı Donald Trump’ın, Gazze’de insani yardım sağlanması ve komitenin çalışmalarını başlatması için ayrılan 17 milyar doları İsrail’e yönlendirdiğini söyledi.

Söz konusu kaynağın, geçen yıl ocak ayında Davos’ta varılan mutabakat çerçevesinde toplanmış olduğu belirtildi.

Davos görüşmelerinin ardından komite başkanı Ali Şaas’a, yaklaşık 350 bin aileye insani yardım ulaştırılması yönünde mali destek sağlanacağı yönünde taahhütler verilmişti.

Bu kapsamda, yerel düzeyde oluşturulacak aşiret komitelerinde görev alacak muhtar ve kanaat önderlerine 500’er dolar ödeme yapılması planlanmıştı.

Eğitim ve sağlık başta olmak üzere temel hizmet alanlarında kullanılmak üzere ilk aşamada yaklaşık 20 bin prefabrik yapı kurulması da gündeme gelmişti.

Ancak bu taahhütlerin hiçbirinin hayata geçirilmediği kaydedildi. Mladenov, bu durumun “kapsamlı bir vizyonun bulunmaması” ve “finansman eksikliği” ile bağlantılı olduğunu ifade etti. Konuya aşina kaynaklar ise finansmanın ABD tarafından İsrail’e aktarılmasının, İran’a karşı yürütülen askeri faaliyetlerle bağlantılı olduğunu aktardı.

Mali düzenlemelerin yanı sıra komitenin çalışmasına yönelik bazı lojistik hazırlıklar da başlatılmıştı. Bu çerçevede komite için bir merkez kiralandı, Gazze’deki Meştil Oteli ile faaliyet alanı tahsisi konusunda anlaşma sağlandı ve kullanılabilecek kamu binalarına ilişkin kapsamlı liste teslim edildi. Ancak Mladenov’un kararıyla komite bu alanların hiçbirinde çalışmaya başlamadı.

Komitenin Gazze’ye ne zaman geçeceği ve faaliyetlerine ne zaman başlayacağı konusunda da herhangi bir takvim belirlenmedi. Bu nedenle komite üyeleri halen Kahire’de kalmaya devam ediyor.

El-Ahbar gazetesine konuşan kaynaklar, Mladenov’un Ali Şaas’a İsrail’de yeni görev üstleneceğine dair söz verdiğini, buna karşın halihazırda Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki ofisinden çalışmayı sürdürdüğünü aktardı.

Erişilen yazışmalarda, komitenin Gazze’ye girişinin ve görevlerini devralmasının Mladenov’un doğrudan denetiminde yürütülen düzenlemelere bağlı olduğu ifade edildi. Bu durum, sürecin dış merkezli biçimde yönetildiğini ve kararların dış onaya bağlı tutulduğunu ortaya koydu.

Şaas’ın açıklamaları, Gazze’nin idaresinde ABD ve İsrail’in doğrudan etkisinin boyutunu yansıttı. Komitenin, fiilen uzaktan yönetilen bir yürütme organına dönüştüğü ve üyelerinin siyasi temas kurmasının sınırlandığı ifade edildi.

Mladenov’un izin verdiği sınırlı düzenlemeler ise güvenlik alanında yoğunlaştı. Yeni polis unsurlarının istihdam edilmesine yönelik hazırlıklar yapıldı ve mevcut kamu çalışanlarını kapsamayan geçici bir acil durum planı hazırlandı.

Mladenov’un komite ile görüşmesinden önce Ali Şaas başkanlığındaki heyet, Barış Kurulu üyesi ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair ile Kahire’de bir araya geldi. Blair, görüşmede Şaas’a siyasi faaliyetlerden uzak durmasını ve yalnızca insani yardım alanına odaklanmasını tavsiye etti.

Ancak bu yaklaşım, Mladenov’un daha sonra verdiği talimatlarla örtüşmedi. Mladenov, Şaas’tan Gazze’deki gelişmeler hakkında, insani boyut dahil olmak üzere herhangi bir açıklama yapmamasını ve komitenin yürütme adımlarını askıya almasını istedi.

Kaynaklara göre, komitenin faaliyetlerine ilişkin belirsizlik Filistinli siyasi grupları da harekete geçirdi. Çeşitli fraksiyonlar Şaas ile temasa geçerek Gazze’ye dönmesini talep etti. Şaas ise bu kararın Mladenov’un yetkisi dahilinde olduğunu ifade etti ve yeniden inşa çalışmalarına yalnızca Barış Kurulu'nun talimatları doğrultusunda katılabileceğini dile getirdi.

Öte yandan Kahire’de Hamas heyeti ile Mladenov arasında gerçekleşen görüşmeden somut sonuç çıkmadı. Mladenov’un, bireysel silahlar ve aşiret unsurları dahil olmak üzere kapsamlı silahsızlanma talebinde ısrar ettiği aktarıldı.

İsrail’in anlaşma ihlallerine ilişkin sorulara ise net yanıt verilmediği ifade edildi. Ayrıca İsrail’in “sarı bölgeler” olarak tanımlanan alanlarda kendisiyle bağlantılı grupları silahlandırdığı yönündeki iddialara da açık yanıt verilmedi.

Mladenov’un geçen ay Hamas ile yaptığı önceki görüşmede de İsrail’in tutumuna yakın bir çizgi izlediği belirtildi.

Bu görüşmede sunduğu planın, Filistinli gruplar tarafından Trump planının çerçevesini değiştiren bir yaklaşım olarak değerlendirildiği ifade edildi. Planın, anlaşmanın ilk aşamasına ilişkin yükümlülüklerin önüne silahsızlanmayı koyduğu kaydedildi.

Mladenov’un Gazze’ye 620 yardım kamyonunun giriş yaptığı yönündeki açıklaması da yerel ticaret odaları ve sahadaki kaynaklar tarafından doğrulanmadı. Bu beyanın, Gazze’de devam eden gıda krizini örtmeye yönelik olduğu değerlendirildi.

Filistinli gruplar ise anlaşmanın ilk aşamasındaki yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerektiğini vurguladı. Silahların kullanımının ulusal çerçevede düzenlenmesine açık olduklarını ifade eden gruplar, silahların tamamen kaldırılmasına karşı çıktı. Mladenov’un bu yaklaşımı kabul etmediği belirtildi.

Bu gelişmelerin yanında sahadaki güvenlik durumu da hareketli seyrediyor. Direniş kaynakları, İsrail güçlerinin “ateş gücüyle keşif” olarak tanımlanan yöntemle sahada istihbarat topladığını bildirdi. Bu yöntemin, ajanlar aracılığıyla direniş unsurlarının konuşlandığı noktaların tespit edilmesine dayandığı ifade edildi.

Kaynaklar, bu faaliyetlerin erken aşamada tespit edildiğini ve büyük ölçüde engellendiğini aktardı.

Bazı direniş unsurlarının hedef alındığı, ancak aynı zamanda operasyonlara dahil olan kişilerin bir kısmının yakalandığı bildirildi. Bu süreçte hem güvenlik hem de yerel toplumsal mekanizmaların devreye girdiği ifade edildi.

Direniş kaynakları ayrıca bazı ajanların aileleri aracılığıyla etkisiz hale getirildiğini belirtti. İsrail’in bu kişileri özellikle Gazze’nin doğusunda faaliyet gösteren gruplar içinde kullandığı ifade edildi. Kaynaklar, güvenlik alanında karmaşık süreçlerin yönetildiğini ve sahada kesintisiz bir istihbarat mücadelesi yürütüldüğünü kaydetti.



Makaleler

Güncel