Gazze Şeridi kökenli Filistinlilerin pasaport başvurularının “güvenlik gerekçeleri” ile askıya alınması, Ramallah yönetiminin uygulamalarını tartışmaya açtı.
YDH- Filistin yönetiminin, Gazze Şeridi’nde yaşayan veya yurt dışında ikamet eden Gazze kökenli binlerce vatandaşın pasaport başvurusunu "güvenlik gerekçeleri" ileri sürerek askıya aldığı bildirildi.
İnsan hakları aktivistleri ve hukuk uzmanları, Ramallah’taki mercilerin bu uygulamayla pasaportu sivil bir hak olmaktan çıkarıp siyasi bir sadakat belgesine dönüştürdüğünü savunuyor.
Gazze İnsan Hakları Merkezi tarafından yapılan açıklamada; Mısır, Türkiye, Malezya ve Katar gibi ülkelerde yaşayan çok sayıda Filistinlinin, büyükelçilikler üzerinden yaptıkları yenileme başvurularının reddedildiği belirtildi.
Merkez, "güvenlik yasağı" teriminin yasal bir standart olmaksızın gelişigüzel kullanılmasının yetkiyi kötüye kullanmak anlamına geldiğini vurguladı.
Bu durumun, uluslararası insancıl hukuk çerçevesinde yasaklanan bir toplu cezalandırma yöntemi olabileceği uyarısı yapıldı.
Mağduriyet yaşayanlardan biri olan 43 yaşındaki öğretmen Kemal Yasin, 2024 yılındaki bir saldırıda yaralandıktan sonra tedavi için gittiği Kahire’de pasaportunun iki yıldır alıkonulduğunu ifade etti.
Yasin, "Ben bir kamu görevlisiyim, güvenlikle hiçbir ilgim yok. Pasaportumun verilmemesi hem tedavimi hem de yasal ikametimi tehlikeye atıyor," diyerek yaşadığı belirsizliği dile getirdi.
Benzer şekilde, 39 yaşındaki Abdul Raouf Alloush da hiçbir siyasi aidiyeti olmamasına rağmen pasaportunun "Önleyici Güvenlik Servisi" tarafından alıkonulmasını "zayıf ve anlaşılmaz bir bahane" olarak nitelendirdi.
Uluslararası hukuk uzmanı Salah Abdel-Aati, Filistin mevzuatında "güvenlik yasağı" şeklinde tanımlanmış bir hukuki kavram bulunmadığını belirtti.
Abdel-Aati’ye göre bu uygulama, kamu hizmetinden kaçınmayı maskeleyen kodlanmamış idari bir yöntemden ibaret. Pasaportun seyahat özgürlüğüyle doğrudan bağlantılı anayasal bir hak olduğunu hatırlatan uzman, gerekçesiz reddetme kararlarının yargı denetimi dışında tutulmasının hukukun üstünlüğü ilkesini açıkça ihlal ettiğini savundu.
Siyasi analist Muhammed Şahin ise krizin sadece bürokratik bir hata olmadığını, muhalefeti kuşatmayı amaçlayan sistemli bir stratejinin parçası olduğunu ileri sürdü.
Şahin’e göre Ramallah yönetimi, pasaportu sivil bir belgeden ziyade "siyasi tanınma belgesi" olarak kullanıyor. Analist, bu durumun iki ana eksende ilerlediğini belirtti: Birincisi, ikamet yerine dayalı bir ayrımcılıkla doğrudan Gazzelilerin hedef alınması; ikincisi ise ideolojik olarak muhalif görülen kesimlerin cezalandırılması.
Şahin, karar alma süreçlerinde Dışişleri Bakanlığı gibi sivil kurumların yerini güvenlik teşkilatlarının aldığını ve bu "güvenlik yetki aşımı" neticesinde yargı denetiminin işlevsizleştiğini ifade etti.
2007’den bu yana süregelen Filistin siyasi bölünmüşlüğünün, pasaportu bir "meşruiyet mücadelesi" aracına dönüştürdüğü ve bu durumun birleştirici kimlik belgesi kavramına zarar verdiği sonucuna varıldı.