İsrail’den sivil toplum kuruluşlarına operasyon

img
İsrail’den sivil toplum kuruluşlarına operasyon YDH

İsrail’in Batı Şeria’da hayır kurumlarına yönelik baskın ve kapatmaları sürerken, el-Halil’de yetimlere hizmet veren derneklerin hedef alınması sivil toplumun zayıflatıldığı yönündeki tartışmaları artırıyor.




YDH- İsrail işgal makamlarının, Batı Şeria’da hayır ve sosyal çalışma kaynaklarını kurutmaya yönelik sistematik bir politika izlediği, bunun “asılsız gerekçeler ve bahaneler” altında yürütüldüğü belirtildi.

Söz konusu uygulamaların, Filistin toplumunun temel sosyal yapısını hedef alan kapsamlı bir stratejiye dönüştüğü ve aynı zamanda hayır kurumlarına yönelik baskıların arttığı ifade edildi.

Bu durumun, el-Halil’deki İslami Hayır Kurumu’nun son dönemde maruz kaldığı baskınlar, kapatmalar ve çalışanlara yönelik tutuklamalarla somutlaştığı aktarıldı.

Uzmanlara göre, bu adımlar, binlerce yetim ve ihtiyaç sahibi aileye yönelik sosyal dayanışma ağını zayıflatmayı ve destek kaynaklarını kurutmayı amaçlıyor.

Tutuklamalar, kapatmalar ve el koymalar

En son gelişmeler kapsamında, işgal güçlerinin kurum başkanı ve eski Vakıflar Bakanı Hatem el-Bekri’yi, genel müdür İmad el-Cube’yi ve bazı çalışanları tutukladığı bildirildi.

Ayrıca, kurumun merkez binasının yeniden kapatıldığı aktarıldı.

Kurum ve uzmanlar, bu adımları Filistin kurumlarını hedef alan ve toplumun yoksullaştırılmasına yol açan sistematik bir politikanın parçası olarak değerlendiriyor.

“Sosyal dayanışmayı hedef alan yapı”

İslami Hayır Kurumu kendisini, Filistin Sosyal Kalkınma Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış bağımsız bir insani kurum olarak tanımlıyor.

Kurumun Batı Şeria’da hiçbir siyasi ayrım gözetmeden faaliyet yürüttüğü ve yaklaşık 6 bin yetim ve yetime, yaklaşık 2 bin aile üzerinden hizmet verdiği belirtildi.

1961 yılında kurulan kurumun, İhvan-ı Müslimin’e bağlı kişiler tarafından oluşturulduğu ve el-Halil’de 9 okul işlettiği aktarıldı. 2007 yılına kadar yönetiminin Hamas’a yakın isimlerde olduğu, daha sonra ise Filistin Yönetimi’nin denetimine geçtiği ifade edildi.

“Binalar defalarca kapatıldı”

Kurum yönetim kurulu üyesi Cuveyd et-Temimi, işgal güçlerinin 2023 yılında idari binayı elektrik kaynağı ile kapattığını, daha sonra yeniden açıldığını ancak tekrar hem içeriden hem dışarıdan kapatıldığını söyledi.

Temimi, “İşgal güçleri bilgisayarlar, yetim dosyaları, cep telefonları ve nakit paraya el koydu” ifadelerini kullandı.

Ayrıca, 21 Ekim 2025’te ana girişin demir levhalarla kapatıldığını ve son olarak 14 Nisan’da Saib en-Nazır Mesleki Eğitim Enstitüsü’nün de basılarak kapatıldığını belirtti.

Son baskında kurumun “tam kapatma” emriyle mühürlendiği, elektronik cihazlara, bilgisayarlara ve kamera kayıt sistemlerine el konulduğu ifade edildi.

“Siyasi değil insani bir kurum”

Temimi, kurumun yalnızca yetim bakımı ve sosyal yardım faaliyetleri yürüttüğünü, herhangi bir siyasi bağlantısının bulunmadığını vurguladı.

Kurumun amacının toplumsal dayanışmayı güçlendirmek ve Filistin toplumuna hizmet etmek olduğunu ifade etti.

Temimi ayrıca, tüm zorluklara rağmen faaliyetlerin sürdüğünü, özellikle okullar üzerinden yetimlere hizmet verildiğini ve El Halil’deki ihtiyaç sahibi ailelere destek verilmeye devam edildiğini söyledi.

Temimi, kurumun kapatılması için herhangi bir geçerli hukuki gerekçe sunulmadığını belirtti. Kurumun yeniden açılması için İsrail yargısına başvurma hazırlığında olduklarını ifade etti.

Sadece İslami Hayır Kurumu değil, el-Halil’deki Müslüman Gençler Derneği’nin de kapatıldığı ve bazı çalışanlarının tutuklandığı bildirildi.

“Güvenlik bahanesi ve eski yasalar”

Kudüs Hukuk ve İnsan Hakları Merkezi’nden hukuk araştırmacısı Hişam eş-Şerbati, işgal makamlarının güvenlik gerekçelerini öne sürdüğünü ve Batı Şeria’daki Filistin kurumlarına yönelik baskılarda eski İngiliz yasalarına dayandığını söyledi.

Şerbati, İsrail’in bireyleri zaten tutuklayabildiğini, buna rağmen kurumları kapatmasının zorunlu olmadığını ifade etti.

“Yoksullaştırma ve toplumsal yapı hedef alınıyor”

Şerbati’ye göre, işgal politikalarında “güvenlik kaygısı” merkezi bir rol oynuyor ve bu yaklaşım artık yalnızca bireyleri değil, uzun yıllardır faaliyet gösteren sosyal kurumları da hedef alıyor.

Bu kurumların yetimlere ve yoksul kesimlere hizmet verdiğini belirten Şerbati, bu durumun Filistin toplumunun dayanışma ve direniş yapısına yönelik bir saldırı olduğunu söyledi.

“Zorunlu göç ve kolektif cezalandırma”

Şerbati, bu uygulamaların Filistin toplumunu yoksullaştırma ve göçe zorlama stratejisinin bir parçası olduğunu, bunun İsrail hükümetindeki bazı bakanların politikalarıyla da uyumlu olduğunu ifade etti.

Ayrıca bu uygulamaların “toplu cezalandırma” niteliği taşıdığını ve sosyal hizmetlerden yararlanan geniş kitleleri etkilediğini vurguladı.

Şerbati, İsrail’in bu operasyonları kendi medyasında “güvenlik başarısı” olarak sunduğunu, bunun da kamuoyu desteği oluşturma ve sert politikaları meşrulaştırma amacı taşıdığını söyledi.



Makaleler

Güncel