Lübnan Enerji ve Su İşleri Bakanı el-Sadi, İsrail ordusu tarafından yayınlanan yeni askeri konuşlanma haritasının, iki ülke arasında 2022 yılında imzalanan deniz sınırı anlaşmasını hukuki ve fiili olarak etkilemediğini açıkladı.
YDH- Lübnan Enerji ve Su İşleri Bakanı Joe El-Sadi, İsrail ordusunun Lübnan kıyı şeridinden denize doğru uzanan ve "gelişmiş deniz savunma bölgesi" olarak tanımladığı yeni askeri haritasına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
El-Sadi, söz konusu haritanın iki ülke arasında 2022 yılında varılan deniz sınırı belirleme anlaşmasının hükümlerini ve mevcut sınır hatlarını hiçbir şekilde etkilemediğini teyit etti.
Deniz sınırı anlaşmasının hukuki statüsü
Reuters haber ajansına mülakat veren Bakan El-Sadi, İsrail’in paylaştığı yeni koordinatların uluslararası anlaşmalarla güvence altına alınan sınırları değiştirmeyeceğinin altını çizdi.
El-Sadi, "Hukuki çerçeveden değerlendirildiğinde bu harita, deniz sınırlarının belirlenmesine yönelik imzalanan anlaşmanın ortaya koyduğu gerçekleri etkilememektedir.'' dedi.
Lübnanlı Bakan, ''Söz konusu anlaşma tüm maddeleriyle geçerliliğini sürdürmektedir ve sınır yapısında herhangi bir değişiklik söz konusu değildir" ifadelerini kullandı.
İsrail ordusunun yeni askeri hattı
İsrail ordusu, Pazar günü Lübnan toprakları içindeki askeri varlığını gösteren yeni bir konuşlanma hattı haritası yayınlamıştı.
Söz konusu haritada belirlenen hat, doğu-batı ekseninde ilerleyerek Lübnan topraklarının yaklaşık 5 ila 10 kilometre derinliğine kadar ulaşıyor.
İsrail'in bu bölgeyi bir "tampon alan" olarak kurgulamayı hedeflediği belirtiliyor.
Operasyonel gerekçeler ve stratejik hedefler
İsrail ordusu, haritayla birlikte servis ettiği resmi açıklamada bölgedeki askeri faaliyetlerin kapsamını detaylandırdı.
Yapılan açıklamada, İsrail Donanması ile koordineli çalışan beş ayrı ekibin, Hizbullah’a ait ''lojistik ve terör altyapılarını imha etmek amacıyla'' Güney Lübnan'ın ön cephe hattında operasyonlar yürüttüğü kaydedildi.
Açıklamanın devamında, bu hamlelerin temel amacının İsrail’in kuzeyindeki yerleşim birimlerine yönelik doğrudan tehditleri bertaraf etmek olduğu vurgulandı.