Foreign Policy: İran savaşı ABD liderliğindeki uluslararası düzeni sarsıyor

img
Foreign Policy: İran savaşı ABD liderliğindeki uluslararası düzeni sarsıyor YDH

Foreign Policy dergisinde yayımlanan analize göre, İran’da patlak veren savaşın tetiklediği devasa güç kaymaları, çatışmalar sona erdikten sonra da küresel çapta stratejik etkiler yaratmaya devam edecek.




YDH - Foreign Policy dergisinde yayımlanan geniş kapsamlı analizde, İran’da süregelen savaşın devasa güç dinamiklerini harekete geçirdiği ve bu durumun stratejik etkilerinin, çatışmaların sona ermesinin ardından dahi uzun süre dünya genelinde hissedileceği kaydedildi.

Savaşın uzun vadeli stratejik sonuçlarının, kısa vadeli kazanımlardan çok daha belirleyici olabileceği ifade edilen analizde, çatışmaların tarihte kritik dönüm noktaları ve küresel dönüşümleri hızlandıran jeopolitik depremler niteliği taşıdığına dikkat çekildi.

Değerlendirmeye göre İran savaşı, ABD ve dünyanın yıllar boyu yüzleşmek zorunda kalacağı derin stratejik tortular bırakıyor.

Uluslararası düzen ağır darbe alıyor

İran’a yönelik savaşın, halihazırda çöküşün eşiğinde olan ABD liderliğindeki uluslararası düzene ölümcül bir darbe vurduğu belirtildi. Washington’un, hem iç hukuk hem de uluslararası hukuk zemininde makul bir yasal dayanak olmaksızın başlattığı "önleyici savaş" neticesinde, bizzat liderlik ettiği düzen için temel bir tehdit haline geldiği aktarıldı.

Bu durumun, devletler arası ihtilafların çözümünde "saldırganlığın" bir araç olarak normalleşmesine hizmet ettiği vurgulandı.

Söz konusu yansımaların henüz bir başlangıç olduğu ifade edilen analizde, sivil altyapıların, enerji santrallerinin ve hatta bir medeniyetin topyekûn yok edilmesi yönündeki tehditlerin, savaş suçlarını askeri bir taktik ve diplomatik pazarlık kozu haline getirdiği dile getirildi. Ayrıca Hürmüz Boğazı’nın abluka altına alınmasıyla, dünya ekonomisinin bağımlı olduğu stratejik darboğazların silahlandırılmasının kanıksandığı kaydedildi.

İleride göreve gelecek bir ABD başkanının, Çin’in Tayvan’a yönelik hamlelerine karşı dünyayı seferber etme, Ukrayna’yı destekleme, Rusya’nın savaş suçlarını kınama veya Güney Çin Denizi’ndeki seyrüsefer serbestisini savunma gibi prensipleri yeniden canlandırmak isteyebileceği, ancak mevcut hasarın Washington’un uluslararası düzeni savunma konusundaki inandırıcılığını kalıcı olarak zedelediği bildirildi.

Küresel ittifaklar ve savunma mimarisi sarsılıyor

Analizde, ABD’nin artık müttefiklerine eskisi kadar güvenemeyeceği, zira savaşın küresel ittifakların temellerini sarstığı ifade edildi. NATO’nun zaten bir kriz içinde olduğu anımsatılarak, İran savaşının Washington ile Avrupalı müttefikleri arasındaki kopuşu derinleştirebileceği aktarıldı.

ABD’nin ittifaktan çekilme yönündeki en küçük imasının dahi ortak savunma taahhüdünü zayıflattığı, Avrupa’yı savunma alanında stratejik özerkliğe ve hatta nükleer silahlanma arayışına itebileceği vurgulandı.

Savaşın ABD’nin Hint-Pasifik bölgesindeki ittifakları üzerinde de ciddi sonuçlar doğuracağı kaydedildi. Askeri varlıkların Ortadoğu’ya kaydırılmasının bölgedeki hazırlık seviyesini düşürdüğü ve Amerikan ordusunun Çin ile olası bir karşı karşıya gelme durumundaki kapasitesini zayıflattığı bildirildi.

Çin ve Rusya’nın yükselen nüfuzu

Savaşın tetiklediği enerji krizi ortamında bölgedeki müttefiklerin ABD’nin taahhütlerini sorgulamaya başladığı, bu durumun onları Çin ile yakınlaşmaya veya Washington’dan uzaklaşmaya sevk edebileceği değerlendirildi.

Ayrıca ABD’nin İsrail ile olan stratejik ortaklığının da bu süreçten zarar gördüğü, İran’daki maliyetli savaşın sorumlusu olarak görülen İsrail’e yönelik Amerikan kamuoyundaki algının olumsuz yönde değiştiği aktarıldı.

Washington’un stratejisinin aksine, savaşın Çin, Rusya, İran ve Kuzey Kore arasındaki ekseni birbirine daha da yaklaştırdığı ifade edildi. ABD’nin küresel ekonomiyi istikrara kavuşturma ihtiyacı ve Çin’in domine ettiği temiz enerji teknolojilerine olan talebin, Pekin’in elini güçlendirdiği ve küresel bir güç olarak rolünü pekiştirdiği belirtildi.

Rusya’nın ise yükselen petrol fiyatları sayesinde gelirlerini artırdığı, bu durumun Ukrayna’daki çatışmanın seyrini etkileyebileceği ve Washington’u Rus petrolüne yönelik yaptırımları gevşetmek zorunda bıraktığı kaydedildi.

İran savaşının nükleer dosya, Hürmüz Boğazı ve balistik füze programı gibi temel ihtilaflar nedeniyle henüz sonuçlanmadığı vurgulanan analizde, tarafların çatışmayı her an yeniden alevlendirme kapasitesine sahip olduğu ve savaşın küresel etkilerinin uzun yıllar devam edeceği ifade edildi.



Makaleler

Güncel