İsrail ordusu şaşkın: Hizbullah’tan 'merkezi olmayan' operasyon modeli

img
İsrail ordusu şaşkın: Hizbullah’tan 'merkezi olmayan' operasyon modeli YDH

Hizbullah’ın Güney Lübnan’da EYP saldırıları ve zırhlı konvoylara yönelik pusular İsrail ordusunda artan can kayıplarına yol açarken, sahadaki çatışma dinamiğinin konvansiyonel savaş sınırlarının dışında devam ettiğini ortaya koyuyor.




YDH- El-Ahbar’ın haberine göre, Güney Lübnan’da ateşkese rağmen Hizbullah tarafından gerçekleştirilen art arda patlayıcı saldırılar ve İsrail ordusundaki kayıplar, sahadaki güvenlik dengelerine ilişkin belirsizliği artırdı.

İsrail tarafı, bu gelişmelerin arkasında Hizbullah’ın değişen taktik yapısı ve merkezi olmayan operasyon modelinin olabileceğini değerlendiriyor.

Bölgedeki olaylar, ateşkese rağmen düşük yoğunluklu çatışma dinamiğinin sürdüğüne işaret ediyor.

Hassas yerleştirilmiş patlayıcı düzeneklerin fiber optik güdümlü insansız hava aracı teknolojileriyle birleştiği bu süreç, işgal varlığında 1980 ve 1990’lı yıllardaki "Lübnan bataklığı"na dair hafızaları tazeliyor.

 

Kafa karışıklığı ve taktik değişim

Direnişin askeri kanadı tarafından yayınlanan son açıklamalar, Güney Lübnan’daki işgal komutanlığında hakim olan belirsizliği derinleştirdi.

Tel Aviv rejiminde başlangıçta hakim olan kanı, ateşkesin ilk gününde infilak eden patlayıcıların önceden planlandığı yönündeyken, patlamaların takip eden günlerde de sürmesi bu düşünceyi değiştirdi.

Özellikle ateşkesin ikinci ve üçüncü günlerinde yaşanan, 4 askerin ölümü ve 24 askerin yaralanmasıyla sonuçlanan olaylar, Hizbullah’ın yeni bir stratejiye geçtiği şüphesini doğurdu.

İsrail tarafında, örgütün işgal altındaki bölgeleri kendi savaşçıları için aktif bir operasyon sahasına dönüştüren, merkezi olmayan ve gizli bir eylem metodunu benimsediği değerlendiriliyor.

 

Tank konvoyuna yönelik pusu

Perşembe ve Cuma gecesi yürürlüğe giren ateşkesin ardından yapılan ilk resmi açıklamada Hizbullah, İsrail güçlerinin belgelediği ihlallere karşı bir operasyon gerçekleştirildiğini duyurdu.

Pazar günü sekiz zırhlı araçtan oluşan bir konvoyun Taybeh kasabasından Deyr Siryan bölgesindeki Sal'a mevkisine doğru ilerlediği sırada, önceden yerleştirilen el yapımı patlayıcılarla (EYP) hedef alındığı belirtildi.

İki aşamalı olarak düzenlenen bu saldırıda dört Merkava tankı imha edilirken, araçların olay yerinden tahliye edilmeden önce alevler içinde kaldığı kaydedildi.

 

İsrail kanadından gelen itiraflar

Walla’nın askeri analizleriyle tanınan ismi Amir Bohbot, söz konusu açıklamayı Hizbullah’ın İsrail ordusuna bir meydan okuması ve yeni bir denklem kurma çabası olarak nitelendirdi.

Bohbot’a göre Hizbullah, pusu saldırısını bölgedeki İsrail hareketliliğine bir yanıt olarak sunarak kendi anlatısını oluşturuyor.

Öte yandan Kanal 12, Hizbullah’ın yoğun İsrail varlığına rağmen sahada kalmasını sağlayan gizli faaliyet biçimine dikkat çekti.

Haberde, "sarı hat" olarak nitelenen geniş alanların taranmasının uzun zaman alacağı ve buralarda bilinmeyen sayıda Hizbullah hücresinin bulunduğu ifade edildi.

Militanların yıkılan evler yerine tünel ağlarında ve açık alanlardaki gizli sığınaklarda konumlandığı belirtildi.

 

Teknolojik meydan okuma ve fiber optik tehdidi

Maariv gazetesinden Avi Aşkenazi, yaşananları "İsrail'in kabusu geri dönüyor" başlığıyla değerlendirirken, yol kenarı bombalarının 80'li ve 90'lı yıllarda her asker için bir korku kaynağı olduğunu hatırlattı.

Bölgedeki yoğun bitki örtüsü ve sisli havaların Hizbullah’a topografik bir avantaj sağladığını belirten gazete, asıl tehlikenin "fiber optik" teknolojisinde olduğunu yazdı.

Kablosuz iletişim veya uydu yerine fiziksel kablolarla kontrol edilen yüzlerce bubi tuzaklı insansız hava aracının (İHA), İsrail’in elektronik engelleme sistemlerini devre dışı bıraktığı bildirildi.

Ordunun başlangıçta iki kilometre menzile sahip olduğunu düşündüğü bu İHA’ların, sahada on kilometrelik bir menzile ulaşması savunma sanayisinde yeni bir teknolojik çözüm arayışını başlattı.

 

Ateşkes sürecindeki kayıpların bilançosu

Ateşkesin ilk üç gününde yaşanan güvenlik olayları, işgal güçlerinin sahadaki denetim prosedürlerini sorgulattı.

Cuma günü Cibbin kasabasında bir binaya keşif için giren birliğin içinde patlayan düzenek nedeniyle Emekli Başçavuş Barak Kalfon öldü, üç asker yaralandı.

Aynı gün Paraşütçü Tugayı'ndan altı asker patlayıcılarla, bir asker ise Bint Cübeyl'de açılan ateş sonucu yaralandı.

Cumartesi günü beş askerin yaralandığı olayları, Pazar günü üç askerin öldüğü ve dokuz askerin yaralanmasıyla sonuçlanan ağır kayıplar izledi.

Cibbin ve Kefar Kila kasabalarında meydana gelen bu olaylarda, özellikle bir buldozerin infilak etmesi sonucu Binbaşı Lidor Porat öldü.

İsrail ordusu, bu cihazların neden tespit edilemediğini ve Hizbullah’ın bu bölgeleri nasıl aktif operasyon sahası olarak kullanmaya devam ettiğini araştırmayı sürdürüyor.

Hizbullah’ın Güney Lübnan’da EYP saldırıları ve zırhlı konvoylara yönelik pusular İsrail ordusunda artan can kayıplarına yol açarken, sahadaki çatışma dinamiğinin konvansiyonel savaş sınırlarının dışında devam ettiğini ortaya koyuyor.



Makaleler

Güncel