İsrail medyasında yer alan değerlendirmelerde, ABD’nin İran’a yönelik deniz ablukasının ekonomik baskı oluşturmasına rağmen Tahran’ın bu süreci tamamen çöküşe sürüklenmeden atlatabilecek kapasiteye sahip olabileceği ifade edildi.
YDH- Times of Israel kaynaklı haberde, ABD’nin İran limanlarına yönelik deniz ablukasının önümüzdeki haftalarda İran’ın petrol üretimini baskılayabileceği, ancak bunun “ekonomik çöküş” iddialarını desteklemek için erken olduğu ifade edildi.
Analistler, son haftalarda karşılıklı saldırılar ve hava operasyonlarının ardından odağın Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilime kaydığını belirtti. Boğazın normalde küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin yaklaşık beşte birini taşıdığı aktarıldı.
“Karşılıklı abluka” ve ekonomik baskı hesapları
Haberde, ABD’nin İran’ın boğazı kapatmasına karşılık olarak İran limanlarını hedef alan bir “karşı abluka” uyguladığı belirtildi. Bu adımın, Tahran yönetimini müzakere sürecinde tavize zorlamayı amaçladığı ifade edildi.
Ancak bazı ekonomistler, bu stratejinin kısa vadede istenen sonucu vermesinin “zor” olduğunu kaydetti.
Tahran’daki Şehid Beheşti Üniversitesi’nden Said Leylaz, AFP’ye yaptığı değerlendirmede, “Abluka iki ya da üç aydan uzun sürerse İran’a daha fazla zarar verebilir” dedi.
Leylaz ayrıca, “İran zarar görürse, Basra Körfezi’nin güneyindeki ülkeler daha büyük zarar görür” ifadelerini kullandı.
Petrol üretimi ve ihracatta daralma beklentisi
Global Risk Management baş analisti Arne Lohmann Rasmussen, İran’ın yaklaşık bir ay içinde depolama kapasitesini doldurmasının beklendiğini, hatta “birkaç hafta içinde üretimin bir kısmını kısmak zorunda kalabileceğini” iddia etti.
Donald Trump ise İran’ın “finansal olarak çöktüğünü” ve “nakit sıkıntısı yaşadığını” öne sürdü.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent de İran’ın ana ihracat terminali olan Hark Adası’ndaki depolamanın dolacağını ve bunun, üretim kesintilerine yol açabileceğini söyledi.
Middle East Economic Survey/ Ortadoğu Ekonomik Araştırmas (MEES) Genel Yayın Yönetmeni Jamie Ingram ise İran’ın depolama sınırlarına ulaşma sürecinin “günler değil haftalarla ölçüleceğini” iddia etti.
“Üretim zaten düşüyor” değerlendirmesi
Enerji veri şirketi Kpler'in kıdemli analisti Humayun Felekşahi’ye göre İran’ın ham petrol üretimi savaş sürecinde zaten gerileme gösterdi.
Üretimin Mart ayında günlük 200 bin varil azalarak 3,68 milyon varile düştüğü, Nisan ayında ise 3,43 milyon varile gerilemesinin beklendiği aktarıldı.
“Etkisi sınırlı, direnç yüksek”
Tahran’da konuşan Leylaz, ablukaların psikolojik etkisinin bulunduğunu ancak “gerçek maddi etkinin şimdiye kadar sınırlı kaldığını” söyledi.
Ingram ise Hark Adası’nın İran için “özellikle kritik bir darboğaz olmadığını”, petrolün başka tesislere yönlendirilebileceğini ifade etti.
Ayrıca MEES uzmanı, İran’ın petrol ihracatına bağımlılığının son yıllarda arttığını ancak ülkenin daha önceki yaptırım dönemlerinde de büyük gelir kayıplarına rağmen ayakta kalabildiğini belirtti.
“Müzakere baskısı Çin üzerinden gelebilir”
Analizde, ekonomik baskının İran’ı doğrudan değil, dolaylı yollarla etkileyebileceği değerlendirildi.
Ingram, ekonomik sıkışmanın “daha çok Çin’i İran üzerinde müzakere baskısı kurmaya itebileceğini” söyledi.
Uluslararası Kriz Grubu’ndan Ali Vaiz ise İran ekonomisinin savaş öncesinde de zor durumda olduğunu, yaptırımlar ve saldırıların bu tabloyu daha da ağırlaştırdığını iddia etti.
Vaiz, İran yönetiminin daha önce de yüksek ekonomik baskılara rağmen geri adım atmadığını ve Hürmüz Boğazı üzerinden yürütülen stratejiyi “karşılıklı zarar dengesi” olarak gördüğünü belirtti.