Haaretz analisti Harel, Hürmüz Boğazı'ndaki ekonomik savaşın yarattığı yıkımın Trump'ı anlaşmaya ittiğini ancak Netanyahu'nun seçim öncesi "ebedi savaş" stratejisiyle Gazze ve Lübnan üzerinden gerilimi tırmandırmayı hedeflediğini belirtti.
YDH- İsrail'in Liberal Siyonist çizgideki gazetesi Haaretz’in askeri analisti Amos Harel, Ortadoğu’daki son gelişmeleri değerlendirdiği ''Trump İran Savaşından Bıktı Ama Bu, Savaşı Yeniden Başlatmayacağı Anlamına Gelmiyor'' başlıklı analizinde, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’la savaşı bitirme arzusu ile İsrail Başbakan Benyamin Netanyahu’nun savaşı sürdürme stratejisi arasındaki gerilimi mercek altına aldı.
Pamuk ipliğine bağlı ateşkes
Gazeteci Harel, geçtiğimiz günlerde İran heyeti henüz Pakistan’a ulaşmadan Trump tarafından ilan edilen "süresiz" ateşkesin, aslında göründüğü kadar istikrarlı olmadığını belirtiyor.
ABD yönetiminden sızan bilgilere dayanan Harel, bu uzatmanın gerçekte sadece 3 ila 5 günlük kısıtlı bir süreyi kapsadığını ifade ederek, savaş riskinin hala çok yakın olduğu uyarısında bulunuyor.
Analiste göre, Trump’ın "ortaya konan tercihi" savaşı bir anlaşmayla noktalamak olsa da taraflar arasındaki derin uçurumlar bu ihtimali zayıflatıyor.
İsrailli analist, mevcut durumu "ekonomik bir bilek güreşi" olarak tanımlıyor.
İran’ın Hürmüz Boğazı hamlesine karşı ABD’nin uyguladığı ablukayı hatırlatan Harel, her iki tarafın da yaptırımların küresel piyasalardaki yıkıcı etkisini bizzat tecrübe ettiğini ve küresel zararın tahminlerin çok üzerinde olduğunu vurguluyor.
"Yeni bir Vietnam" korkusu ve mühimmat krizi
Harel’e göre, olaylar tırmansa dahi Trump’ın İran’da geniş çaplı bir kara harekatına girişmesi düşük bir ihtimal.
ABD Başkanı’nın kendine yeni bir "Vietnam" ya da "Irak" yaratmak istemediğini savunan deneyimli gazeteci, Trump’ın bunun yerine sivil ve ekonomik altyapıyı hedef alan hava saldırılarını tercih edebileceğini; Netanyahu’nun da tüm çabasının ABD’yi bu yıkıcı senaryoya itmek olduğunu ileri sürüyor.
Öte yandan Harel, Amerikan Hava Kuvvetleri’nin ciddi bir mühimmat sıkıntısı çektiğine dair raporlara dikkat çekerek, bu durumun ABD’nin küresel caydırıcılığına darbe vurduğunu ifade ediyor.
Netanyahu hükümetinin bayraklarla donatılmış otoyol jestlerinin Trump nezdinde karşılık bulmadığını belirten yazar, Trump’ın İsrail ziyaretini iptal etmesini, düşen popülaritesi ve ABD medyasında zihinsel kapasitesine yönelik başlayan tartışmaların yarattığı moral bozukluğuna bağlıyor.
Lübnan'da 'rutin güvenlik' çıkmazı
Ordu Sözcülüğü’nün resmi söylemi ile sahadaki durum arasındaki makasın açıldığını belirten İsrailli analist, Trump’ın dayattığı ateşkes sonrası birliklerin büyük kısmının Lübnan’dan çekildiğini yazıyor.
Harel, Güney Lübnan’daki operasyonların asıl plandan saptığını ve bir "taviz" olarak tanksavar hattını tutmaya evrildiğini savunuyor.
Hizbullah’ın hala güçlü bir saldırı kapasitesine sahip olduğunu hatırlatan yazar, köylerdeki faaliyetlerin "rutin güvenlik aktivitesi"ne dönüştüğünü ve yüksek imha oranlarına rağmen örgütün direncinin kırılmadığını ifade ediyor.
Gazze’de 'ebedi savaş'
Analizinin son bölümünde Gazze Şeridi’ne odaklanan Harel, hükümet kanadından gelen "Hamas güçleniyor" açıklamalarının yeni bir saldırı için kamuoyu hazırlığı olduğunu ifade ediyor.
Netanyahu’nun, İran ve Lübnan’da Trump engeline takılması durumunda, Ekim seçimleri öncesi "savaş ateşini" Gazze’de canlı tutmak isteyeceğini savunan gazeteci, bu hamlenin "kesin zafer" vaadi altındaki siyasi sıkışmışlığı aşma çabası olduğunu belirtiyor.
Harel, koalisyon ortağı Smotrich’in Gazze’nin tamamen işgal edilmesi yönündeki çağrıları ile ordunun derinliklere sarkan hava saldırılarının eş zamanlılığına dikkat çekiyor.
İsrailli analist, sivil kayıpların arttığı bu süreçte İsrail tarafının, Gazze’yi yeniden bütünüyle hedef almak için Hamas’tan gelecek bir "roket hatasını" beklediği çıkarımıyla analizini noktalıyor.