Politico: Avrupa Birliği'nde 'siyasi patlama' korkusu büyüyor

img
Politico: Avrupa Birliği'nde 'siyasi patlama' korkusu büyüyor YDH

Avrupa Birliği ülkelerinde tırmanan enerji fiyatları ve derinleşen ekonomik sorunlar, birliği ciddi bir siyasi krizin eşiğine getiriyor.




YDH - Avrupa Birliği liderleri, İran'a açılan savaşın gölgesinde şekillenen ekonomik tablonun kıta genelinde bir "siyasi patlamaya" yol açmasından endişe ediyor.

Politico'nun haberine göre, enerji maliyetlerindeki artış ve buna bağlı olarak kötüleşen genel ekonomik durum, Avrupa Birliği'ni derin bir siyasi krizin eşiğine taşıma potansiyeli barındırıyor.

Haberde, artan enerji fiyatları ve yavaşlayan ekonomik büyüme ortamında, Avrupa Birliği yanlısı hükümetlerin engelleme kapasitelerinin düşük olduğu bir krize hazırlandıkları belirtildi.

Bu tablonun, birliğin halihazırda zayıflamış olan ana akım siyasi dengelerini temelinden sarsabileceği ifade ediliyor.

Avrupa genelindeki sendikaları bir araya getiren ve Avrupa Komisyonu'na ekonomi ile çalışma politikaları konusunda danışmanlık yapan Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi Başkanı Seamus Boland, sürece dair dikkat çekici veriler paylaştı.

Boland, elektrik maliyetlerinin gıda, ulaşım ve barınma giderlerini artırdığını, bu durumun en ağır darbeyi düşük ve orta gelirli hanelere vurduğunu kaydetti.

Seamus Boland, mevcut durumun siyasi yansımalarına dair yaptığı değerlendirmede, "Siyasi açıdan bu durum, sadece ulusal hükümetlere karşı değil, aynı zamanda Avrupa kurumlarının vatandaşları dış şoklardan koruma yeteneğine karşı da bir güvensizlik doğuruyor. Bu durum, korumacı duyguların güçlenmesine ve iç pazarlara odaklanılmasına yol açabilir" ifadelerini kullandı.

Politico, bu atmosferde popülaritesini kaybeden mevcut siyasetçilerin ciddi bir popülizm dalgasıyla karşı karşıya kaldığını yazdı. Haberde, bu dalganın önümüzdeki yıl Fransa'yı etkisi altına alabileceği ve "Ulusal Birlik" partisinin iktidara gelmesine yol açabileceği uyarısı yapıldı.

Değerlendirmede, aşırı sağın Elysee Sarayı'nı ele geçirmesinin tüm dünyada sarsıntı yaratacağı vurgulandı.

Avrupa siyasetinde endişe yaratan bir diğer gelişme olarak, Bulgaristan'da 20 Nisan'da yapılan seçimlerde "Kremlin'e sempati duyduğu" belirtilen eski Cumhurbaşkanı Rumen Radev'in kazandığı zafer öne çıkarıldı.

Benzer şekilde Romanya'da, koalisyon içindeki kriz nedeniyle AB yanlısı Başbakan Ilie Bolia'nın kısa süre içinde iktidarını kaybedebileceği aktarıldı.

Almanya'da ise Almanya için Alternatif (AfD) partisinin, geleneksel tabanı olan doğu eyaletlerinin ötesinde batı bölgelerinde de zemin kazandığı ve Eylül ayında Saksonya-Anhalt eyaletinde yapılacak seçimlerde zafer beklediği kaydedildi.

Ekonomik etkileri hafifletmek ve bir borç krizinin önüne geçmek amacıyla 27 Nisan'da AB üyesi ülkelerin maliye bakan yardımcıları Atina'da bir araya gelecek.

Görüşmelerin bir sonraki aşaması ise önümüzdeki hafta Brüksel'de maliye bakanları düzeyinde devam edecek. Bu toplantılarda, bakanlıkların gelecek yılın ulusal bütçelerini oluşturma süreçleri ele alınacak.

AB Komisyonu'nun Ekonomiden Sorumlu Üyesi Valdis Dombrovskis, Politico'ya verdiği mülakatta, Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalmaya devam etmesinin sonuçlarının giderek daha fazla hissedildiğini ve bu durumun genel ekonomi üzerinde yayıldığına dair veriler bulunduğunu belirtti.

Avrupa'nın ekonomik düzlemde büyümenin durması ve enflasyonun yükselmesi anlamına gelen "stagflasyon" ile karşı karşıya olduğunu ifade eden Dombrovskis, Mayıs ayının ikinci yarısında yıllık ekonomik tahminlerini aşağı yönlü revize etmek zorunda kalacaklarını açıkladı.

Avrupa Birliği'nin toplam gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) üçte birinden fazlasını oluşturan Almanya ve İtalya'nın, son günlerde tüm yıl için ekonomik öngörülerini düşürdüğü bilgisi paylaşıldı.

Geçtiğimiz hafta Kıbrıs'ta düzenlenen zirvede AB liderleri, enerji vergi indirimleri, hassas haneler için sosyal programlar, KDV indirimleri, çevre dostu teknolojilere yönelik sübvansiyonlar ve gaz depolama alanlarının koordineli dolumu gibi çözüm önerilerini görüştü.

Ancak Politico'ya göre, Brüksel ve kaynak sıkıntısı çeken ulusal hükümetlerin yapabilecekleri oldukça sınırlı duruyor.

Dombrovskis, Avrupa Komisyonu'nun radikal önlemlerden kaçındığını ve hükümetlere desteğin "hedefli ve geçici" tutulması, yani müdahalenin sadece durumun en akut olduğu noktalarda yapılması çağrısında bulunduğunu aktardı.

Yaşanan kriz, Avrupa Birliği içindeki geleneksel saflaşmaları da yeniden su yüzüne çıkardı. Tasarruf yanlısı kuzey ülkeleri ile Brüksel'den daha fazla destek talep eden güney ülkeleri arasındaki görüş ayrılığı derinleşiyor.

Politico, 2028-2034 dönemi için öngörülen 1,8 trilyon avroluk AB bütçesi üzerindeki müzakerelerin bir "savaş alanına" dönüştüğünü yazdı.

Kuzey ülkelerinin harcamaları kısıp savunmaya daha fazla pay ayırmak istediği, güney ülkelerinin ise ekonomik destek paketlerinde ısrar ettiği vurgulandı.

Bir diğer kritik başlığı ise 2028 yılından itibaren AB'nin, pandemi sonrası ekonomik toparlanma için oluşturulan ortak borç kapsamında yıllık 25 milyar avro ödeme yapmaya başlayacak olması teşkil ediyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, konuya ilişkin değerlendirmesinde, "Pandemi sırasında borçlandık. Bugün bazıları bize bu borçları hızla geri ödememiz gerektiğini söylüyor. Bu bir aptallıktır" ifadelerini kullandı.