İsrail basını yazdı: 'Lübnan süreci beklentilerin gerisinde'

img
İsrail basını yazdı: 'Lübnan süreci beklentilerin gerisinde' YDH

Maariv yazarı Anna Barsky’ye göre İsrail-Lübnan doğrudan temasları sembolik eşik aşsa da Hizbullah’ın dışlandığı ve tarafların farklı hedeflerle masaya oturduğu süreçten kalıcı ateşkes çıkmadı.




YDH- İbranice yayın yapan Maariv gazetesinin yazarı Anna Barsky, İsrail ve Lübnan arasında geçtiğimiz hafta gerçekleşen doğrudan görüşmelerin arka planını ve sahadaki karşılığını mercek altına aldı.

İsrailli yazar Barsky’ye göre, İsrail ile Lübnan arasında geçen hafta yapılan doğrudan görüşmeler sembolik önem taşısa da somut bir ateşkes ya da sahada uygulanabilir mutabakat üretmedi.

Barsky, Hizbullah’ın masada yer almaması ve tarafların tamamen farklı önceliklerle hareket etmesi nedeniyle diplomatik sürecin kalıcı çözümden uzak olduğunu vurguladı.

Barsky’ye göre, resmi diplomatik ilişkisi bulunmayan ve savaş hali süren iki ülkenin üst düzeyde bir araya gelmesi başlangıçta "olağanüstü bir adım" olarak sunulsa da gerçekler beklentilerin gerisinde kaldı.

Görüşmelerden somut bir ateşkes veya operasyonel bir mutabakat çıkmadığını belirten yazar, sürecin mevcut durumunu şu çarpıcı cümlelerle özetliyor:

"Şimdilik bu ortak toplantının yapılabiliyor olması, elde edilen yegâne somut başarı olarak durmaktadır. Taraflar sadece çözüm yönteminde anlaşmazlık yaşamıyor; aslında iki farklı sorunu tartışıyorlar."

Analizinde İsrail işgal varlığı ve Beyrut’un masadan tamamen farklı anlatılarla kalktığına dikkat çeken Barsky, ''İsrail’in diplomatik süreci Hizbullah karşısındaki stratejik konumunu güçlendirmek ve bölgedeki Şii etkisini kırmak için bir araç olarak gördüğünü'' savunuyor.

Buna karşın Lübnan’ın tek önceliğinin savaşı durdurmak ve iç istikrarı sağlamak olduğunu ifade eden İsrailli gazeteci, ''Beyrut’un yeni bir bölgesel nizam kurma vizyonundan uzak olduğunu'' iddia ediyor.

Barsky, masadaki en büyük handikap olarak Hizbullah’ın fiziksel yokluğuna işaret ediyor.

Direniş örgütünün ''kendisinin dışlandığı hiçbir anlaşmayı tanımayacağını'' hatırlatan yazar, Lübnan hükümetinin kağıt üzerinde varılabilecek olası kararları sahada uygulama kapasitesinin büyük bir soru işareti olduğunu vurguluyor.

ABD’nin arabuluculuk rolünü de değerlendiren yazar, Trump yönetiminin Lübnan hamlesini bölgesel bir patlamayı önlemeye yönelik geniş bir stratejinin parçası olarak nitelendiriyor.

Ancak Washington’ın istikrar arayışı ile Netanyahu hükümetinin askeri hareket serbestisini koruma isteği arasındaki örtülü gerilime dikkat çekiyor.

Barsky, İran’ın da denklemin ayrılmaz bir parçası olduğunu ve Hizbullah’ı devre dışı bırakan her çözümün "sert bir duvara çarpmaya mahkûm" olduğunu savunuyor.

Sonuç olarak, kalıcı bir barış veya silahsızlanma gibi büyük hedeflerin ufukta görünmediğini belirten yazar, diplomasinin çatışmaların yerini almaktan ziyade, çatışmalarla eş zamanlı ve kontrollü bir zeminde yürütüldüğü bir döneme girildiğini ifade ediyor.



Makaleler

Güncel