ABD istihbarat kurumları, Başkan Donald Trump’ın İran savaşında "tek taraflı zafer" ilan etmesi durumunda Tahran’ın verebileceği olası yanıtları analiz eden bir çalışma başlattı.
YDH - ABD'li yetkililer ve konuya aşina kaynaklar, istihbarat birimlerinin Başkan Donald Trump yönetimindeki üst düzey isimlerin talebiyle, İran'a karşı yürütülen savaşta "tek taraflı zafer" ilan edilmesi halinde Tahran'ın verebileceği muhtemel tepkileri incelediğini bildirdi.
İstihbarat kurumlarının bu hamlesi, devam eden savaşın bu yıl yapılacak ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi Parti'nin şansını tehdit eden ağır bir "siyasi yüke" dönüştüğü bir dönemde geldi.
Reuters/Ipsos tarafından yapılan son anketler, savaşa yönelik halk desteğinin gerilediğini ortaya koyuyor.
Verilere göre Amerikalıların sadece yüzde 26’sı harekatın maliyetine değdiğini düşünürken, kampanyanın ABD güvenliğini güçlendirdiğine inananların oranı yüzde 25’te kaldı. Beyaz Saray'daki görüşmelere vakıf kaynaklar, Trump'ın iki ay önce başlayan savaş nedeniyle kendisinin ve partisinin ödediği siyasi bedelin "tamamen farkında" olduğunu belirtiyor.
Diğer yandan Wall Street Journal gazetesi, Başkan Trump’ın bugün yardımcılarına İran’a yönelik uzun süreli bir abluka için hazırlık yapılması talimatını verdiğini yazdı.
Trump'ın, hava saldırıları veya tam çekilme seçenekleri yerine, limanlar üzerinden sevkiyatı engelleyen ve ülkeyi "ekonomik olarak boğan" bir kuşatma yöntemini tercih ettiği ifade edildi.
Trump, Kral III. Charles'ın katıldığı resmi bir akşam yemeğinde İran hakkında yaptığı açıklamada, "Bu rakibi askeri olarak yendik" dedi. "Bu rakibin nükleer silaha sahip olmasına asla izin vermeyeceğiz" diyen Trump, Kral Charles'ın bu konuda kendisinden bile daha fazla hemfikir olduğunu dile getirdi.
İstihbarat kaynaklarına göre analizler, Tahran'ın iki temel senaryodaki tepkisine odaklanıyor:
Amerikan kuvvetlerinin çekilmesiyle birlikte tek taraflı zafer ilanı: Savaşın ilk günlerinden bu yana değerlendirilen bu senaryoda, Tahran'ın bu adımı kendisi için "açık bir zafer" olarak yorumlayacağı öngörülüyor.
Yoğun askeri varlığın korunmasıyla birlikte tek taraflı zafer ilanı: İstihbarat birimleri, İran'ın bu durumu bir "müzakere taktiği" olarak göreceğini ve bunun çatışmaların sona ermesini garanti etmeyeceğini tahmin ediyor.
Henüz nihai bir karar verilmemiş olsa da kaynaklar, gerilimi düşürmenin Trump üzerindeki siyasi baskıyı hafifletebileceğini ancak İran'ın nükleer ve füze programlarını yeniden inşa ederek Washington'ın müttefiklerini tehdit etme riskini barındırdığını kaydediyor.
Reuters'a konuşan kaynaklar, analizin amacının, ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin ağır kayıplar vermesinden endişe eden danışmanlar ve yetkililer için muhtemel bir çekilmenin yansımalarını anlamak olduğunu belirtti.
CIA Halkla İlişkiler Direktörü Liz Lyons söz konusu değerlendirmeden haberdar olmadıklarını açıklarken, Ulusal İstihbarat Direktörlüğü yorum yapmaktan kaçındı.
Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, ABD'nin müzakereler konusunda İran tarafıyla iletişimini sürdürdüğünü ifade etti. Kelly, Başkan Trump’ın "kötü bir anlaşma yapmak için acele etmeyeceğini", ABD ulusal güvenliğini ön plana koymayan hiçbir metne imza atmayacağını ve İran'ın nükleer silah edinmesini önleme kararlılığının sürdüğünü vurguladı.
Trump ise özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner’in Pakistan’da İranlı yetkililerle yapması planlanan görüşmeyi iptal ederek diplomatik hattaki sert tutumunu korudu.
Trump, diyaloğun başlaması için doğrudan Tahran'dan bir girişim gelmesi gerektiğini belirtti.
Ekonomi ve dışişleri kanadından da baskı mesajları gelmeye devam ediyor. Hazine Bakanı Scott Besent, İran’ın "paralel bankacılık sistemini" şiddetin finansmanı için bir "can damarı" olarak nitelendirirken, Dışişleri Bakanlığı, İran'ı caydırmak ve ABD çıkarlarına yönelik tehditlerden sorumlu tutmak için "maksimum baskı" politikasının süreceğini teyit etti.
İran kanadından ise misilleme tehdidi geldi. Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri Siyasi Yardımcısı, yeni bir saldırı durumunda ABD gemilerini yakmakla ve "direniş cephesinin" imkanlarını kullanarak askeri sürprizlerle yanıt vermekle tehdit etti.
Saha verileri, deniz ablukasının İran'ın ticari hareketliliğini önemli ölçüde kısıtladığını gösteriyor. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) verilerine göre, çatışma öncesi günde ortalama 5 geminin uğradığı Çabahar Limanı'nda şu an 20'den fazla gemi bekletiliyor.
Fakat Trump'ın ateşkes ilanından 20 gün sonra bile, Hürmüz Boğazı'nın tam olarak trafiğe açılması için yürütülen diplomatik çabalar sonuç vermedi. Tahran'ın bölgeye döşediği mayınlar nedeniyle boğazın kapalı kalması, küresel enerji fiyatlarının yanı sıra ABD içindeki benzin fiyatlarının da artmasına yol açtı.
Askeri kaynaklar, İran'ın 8 Nisan'dan bu yana devam eden ateşkes sürecini, ABD ve İsrail bombardımanları sırasında gizlediği füze rampaları ve insansız hava araçları gibi askeri teçhizatı gün yüzüne çıkarmak için kullandığına işaret ediyor.
Bu durum, kapsamlı bir savaşın yeniden başlamasının maliyetini eskisinden daha yüksek kılıyor. Savaşın sonlandırılması yönündeki iç siyasi baskılara rağmen, İranlı askeri ve siyasi liderleri hedef alan hava saldırılarının tazelenmesi seçeneği masada kalmaya devam ediyor.
Kara harekatı olasılığı ise geçtiğimiz haftalara oranla gerileyerek en düşük ihtimal olarak tanımlanıyor.