❝Amerikalılar ya yeterli bilgiye sahip değiller ya da bilgiyi çarpıtıyorlar.❞
Murtaza Hüseyin
YDH- Drop Site platformunda Murtaza Hüseyin imzasıyla yayımlanan analiz, ABD'nin İran ekonomisini ve siyasi iradesini çökertmek amacıyla uyguladığı deniz ablukası ve enerji üretimini durdurma stratejisini ele alıyor. Hüseyin, bu stratejinin teknik, ekonomik ve jeopolitik boyutları ile bu hamlenin küresel petrol piyasaları ve müttefik ülkeler üzerindeki sarsıcı etkilerini tartışıyor. ABD'nin "birkaç gün içinde sonuç alma" beklentisine karşılık, İran'ın "aylarca dayanabilecek depolama ve lojistik hazırlığa" sahip olduğunu vurguluyor.
“Bu kesinlikle Trump yönetimi adına büyük bir kumar.”
Trump yönetimi şu an, Tahran'ı kendi taleplerine boyun eğmeye zorlamak amacıyla İran deniz taşımacılığını felç etmeyi hedefleyen, yüksek riskli bir ekonomik strateji yürütüyor. ABD, İran limanlarına yönelik ablukayı genişleterek konteyner gemilerine el koyuyor veya geri çeviriyor; böylece İran ekonomisi için hayati önem taşıyan enerji ihracatını boğmaya çalışıyor.
Aynı zamanda, Başkan Donald Trump ve rejim yetkililerine göre ABD'nin hedefi, İran'ın petrol ve gaz sahalarında üretimin durmasını sağlamak. Bu durumun ülkenin depolama kapasitesini doldurması, kıtlığa yol açması ve nihayetinde İran'ın petrol ve gaz sahası altyapısında uzun vadeli hasara neden olması bekleniyor.
Trump, geçtiğimiz hafta sonu Fox News’in The Sunday Briefing programında yaptığı açıklamada, İran petrol kuyularının kapatılmasının yaratacağını öngördüğü etkiyi şu sözlerle tarif etti:
“Gerçekleşecek olan şudur; o hat içeriden patlar. Hem mekanik olarak hem de yerin altında, hattın infilak ettiği bir şeyler olur ve bunun gerçekleşmesine sadece üç günleri kaldığını söylüyorlar. Ve bir kez patladığında, onu asla eski haline getiremezsiniz.”
Trump’ın İran altyapısının infilak etmesi için öngördüğü üç günlük mühlet, herhangi bir olay yaşanmadan doldu. Benzer açıklamalar Hazine Bakanı Scott Bessent tarafından da yinelendi. Bessent, X üzerinden yaptığı yakın tarihli bir paylaşımda, “Devrim Muhafızları liderleri bir kanalizasyon borusunda boğulan sıçanlar gibi kapana kısıldı,” diyerek şunları ekledi:
“İran’ın gıcırdayan petrol endüstrisi, ABD ABLUKASI sayesinde üretimi durdurmaya başlıyor. Pompalama işlemi yakında çökecek. SIRADA İRAN’DAKİ BENZİN KITLIĞI VAR!”
İran ekonomisi kırılma noktasında mı?
Küresel petrol göstergesi olan Brent ham petrol fiyatının geçtiğimiz günlerde kısa süreliğine 126 doların üzerine çıkmasına rağmen sürdürülen bu abluka stratejisi, iki varsayıma dayanıyor:
1- Ekonomik baskının İran hükümetini ABD talepleri karşısında dize getireceği,
2- İran’ın petrol ihracat kapasitesinin olası duruşlarının ülkede teslimiyeti kaçınılmaz kılacak boyutta, anlık bir altyapı hasarına yol açacağı.
Buna karşın, İranlı birçok ekonomi uzmanı ve hükümetin savaş öncesi planlamalarına vakıf olan kişiler; ülkenin bir ablukayı zaten muhtemel gördüğünü, petrol ve gaz lojistiğini uzun süreli bir kuşatma beklentisiyle önceden yeniden yapılandırdığını belirtti.
Tahran'da yaşayan ve İran hükümetine yakınlığıyla bilinen güvenlik analisti Mustafa Hoşçeşm konuya ilişkin şunları söyledi:
“Savaş öncesinde İran, depolama kapasitesinin bir kısmını boşaltmıştı. Bu nedenle İran’ın denizlerde yüzen on milyonlarca varil petrolü bulunuyordu; yani durumu zaten öngörmüştü. İkincisi, İran’ın petrol üretiminin %70’i yurt içinde tüketiliyor, %30’u ise ihraç ediliyor. İran, petrol ihracatını kara yolu, takas (swap) ve daha pek çok yöntemle yeniden kanalize edebilir. ABD rejiminin, İran’ın depolama kapasitesini maksimum üretimle iki üç gün veya bir iki hafta içinde doldurabileceğine inanması tamamen yanlıştır.”
İran'ın ihraç edilen petrolü ile yurt içinde tüketilen petrolü arasındaki oran yıllar içinde değişkenlik göstermiştir. İhracat rakamları, yaptırımlar ve mevcut abluka altında gerilemiş; ancak ülke ekonomik bir kuşatmaya hazırlanırken savaşın hemen öncesindeki günlerde ve haftalarda artış kaydetti.
Dr. Mustafa Hoşçeşm, görüşmelere dahil olan İranlı parlamenterlerle yaptığı tartışmalara dayanarak; İran'ın ateşkes anlaşmasının bir parçası olarak Hürmüz Boğazı'ndan her gün belirli sayıda ticari geminin geçişine izin vermeyi kabul ettiğini de belirtti.
Hoşçeşm’in aktardığına göre bu teklif; ABD’nin deniz ablukasını sürdürmesi, İsrail’in Lübnan’a yönelik bombardımanını genişletmesi ve Washington’ın İran varlıklarını serbest bırakmaması üzerine geri çekilmiştir.
Zamana karşı yarış: Kim önce kırılacak?
ABD, Hürmüz Boğazı'nın kapanmasından kaynaklı ekonomik sarsıntıyı hissetmeye başlayan dünyanın geri kalanından önce, İran ekonomisini bir kırılma noktasına getirip getiremeyeceğini görmek için zamana karşı yarışıyor.
ABD rejiminin ablukanın İran altyapısını tahrip edebileceği, ani bir ekonomik çöküşü, hiperenflasyonu veya kıtlığı tetikleyebileceği yönündeki iddiası, New York Times'ta da yankı bulmuştur.
Gazete, son haberinde ABD’li yetkililerin petrol kuyularının "açılıp kapatılamayacağı, durmaya zorlanmaları halinde hasar görecekleri" ve bu risklerin İran'ı "uzun vadeli sorunlardan kaçınmak için bir anlaşma yapmaya zorlayacağı" yönündeki iddialarına yer vermiştir.
Ancak İran içinden ve dışından çok sayıda uzman, petrol kuyularında üretimin durdurulmasının ülkenin altyapısına ciddi zarar vereceği iddiasına şiddetle karşı çıkmış; hatta bir uzman, Times haberinde yer alan bu iddiayı "fahiş derecede yanlış" olarak nitelendirmiştir.
İranlı ekonomist ve reformist eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’nin danışmanı Said Leylaz, konuya ilişkin şunları kaydetti:
“İran, ABD’nin iddia ettiğinden daha fazla depolama kapasitesine sahip olmasının yanı sıra, petrolü yurt içinde de önemli ölçüde kullanmaktadır. Dolayısıyla ABD’nin, kuyuların tamamen kapatılması gerektiği yönündeki iddiası asla gerçekleşmeyebilir.”
Bakım mı, abluka mı? Üretimi durdurmanın teknik gerçekliği
Columbia Üniversitesi Küresel Enerji Politikası Merkezi tarafından yayımlanan yakın tarihli bir rapor; İran'ın son yıllarda kapasitesini bilinçli olarak genişletmesinin ardından, eskisinden çok daha fazla ham petrol depolama alanına sahip olduğunu değerlendirdi.
Ekonomik istihbarat firması Kpler, Pazartesi günü yayımladığı tahminlerde İran'ın “12 ila 22 gün daha yetecek kadar kullanılmamış depolama kapasitesine” sahip olduğunu bildirdi ve ablukanın devam etmesi halinde Mayıs ayı ortasına kadar günlük petrol üretimini azaltmak zorunda kalacağını belirtti.
Bağımsız araştırmacıların diğer tahminleri ise, İran'ın elindeki boş petrol tankerlerini yüzer depolama alanı olarak kullanma ve kara tabanlı tesisleri devreye sokma kabiliyetine dayanarak, bu süreyi 4 ila 6 hafta sonrasına kadar uzatıyor.
Leylaz, açıklamalarına şöyle devam etti:
“İran’ın kuyuları yeni kuyulardan çok daha eskidir; bu nedenle, kapatılmaları durumunda felakete yol açacak türden bir yukarı yönlü gaz basıncıyla karşı karşıya değiliz. Ayrıca tarihsel bir tecrübeye de sahibiz. 1980 yılında kuyularımız şu ankinden 50 yıl daha gençti ve petrol üretimimiz günlük bir milyon varilin altına, yani yaklaşık 700.000 varile düşmüştü. O zaman bile bu tür sorunlarla asla karşılaşmamıştık.”
1979 İran Devrimi sırasında ülkenin petrol üretimi, kesintiler ve aksamalar nedeniyle kısa süreliğine %90’a varan oranda azalmıştı.
Leylaz; İranlı yetkililerin, Amerikalıların enerji kıtlığı veya üretimin durdurulmasından kaynaklanan altyapı hasarı iddialarını “propaganda yoluyla baskı uygulama girişimi” olarak gördüğünü de sözlerine ekledi.
Leylaz, “Amerikalılar ya yeterli bilgiye sahip değiller ya da bilgiyi çarpıtıyorlar,” diyerek şu ifadeleri kullandı:
“İran halkı arasında korku yaymaya çalışmaları yeni bir politika değil.”
Trump’ın İran petrol endüstrisinin infilak edeceği yönündeki üç günlük öngörüsünün üzerinden çok zaman geçmiş olsa da, İran'ın depolama tesislerini tamamen doldurmadan petrol üretimine ne kadar süre devam edebileceğine dair kesin zaman çizelgesi belirsizliğini koruyor.
Özellikle enerji sektörü uzmanları, üretimin durması nedeniyle İran’ın altyapısında yapısal hasar oluşacağı fikrine karşı çıkıyor. Uzmanlar; İran’ın 2012’deki yaptırımlara ve 2019’daki pandemi kaynaklı aksamalara yanıt olarak, altyapısında benzer planlı kapatma işlemlerini başarıyla gerçekleştirdiğine dikkat çekiyor.
Qamar Energy CEO’su ve Küresel Enerji Politikası Merkezi kıdemli araştırmacısı Robin Mills, konuya dair şu değerlendirmede bulundu:
“İran’ın petrol sahaları, kuyuları ve boru hatları üretim durdurulduğu için patlamaz. Sahalar her zaman kapatılır; bakım, OPEC kısıtlamaları veya her türlü sebeple bu işlem yapılabilir. Üretimi haftalarca, hatta aylarca durdurmak oldukça normal olabilir ve bunu yapmanın teknik açıdan büyük bir güvenlik riski yoktur. İdeal olan, birkaç günlük veya haftalık bir ön hazırlık süresine sahip olmaktır ki bu vakada İranlılar bu süreye sahip görünmektedir.”
Son haftalarda İran; abluka nedeniyle karşı karşıya kaldığı ikilem karşısında üretimi sürdürebilmek ve duruşlardan kaçınmak amacıyla, Fars Körfezi’nde atıl durumda bekletilen depolama tankerlerini yeniden hizmete almak da dahil olmak üzere geçici depolama çözümlerini devreye sokmaya başladı.
Ablukanın gerçek etkisi ne zaman hissedilir?
Analistler; Trump yönetiminin stratejisi İran’ı üretimi durdurmaya zorlamada başarılı olsa bile, bunun ülkede anlık bir ekonomik yıkıma yol açmayacağını belirtiyor.
Abluka uygulanmadan önce İran, enerji ihracatının büyük çoğunluğunu gerçekleştirdiği Çin başta olmak üzere Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatına devam ediyordu.
Bir İran tankerinin Çin’e ulaşma süresi yaklaşık iki ay sürüyor, ardından ödemenin İran’a ulaşması için bir iki ay daha geçmesi gerekiyor.
Bu durum; enerji üretimi ve sevkiyatının tamamen durdurulmasından ancak dört ay sonra İran'ın ablukanın tam ekonomik etkisini hissedeceği anlamına geliyor. O zamana kadar ise küresel ekonomi halihazırdakinden çok daha yıkıcı bir zarar görmüş olacaktır.
Obsidian Risk Advisors adlı stratejik danışmanlık firmasının yönetici ortağı, yaptırım ve jeopolitik uzmanı Brett Erickson durumu şöyle açıklıyor:
“İran, Ocak ve Nisan ayları arasında sevk edilen ihracattan gelir elde etmeye devam edecektir; bu ablukanın ekonomik etkisini tüm ağırlığıyla hissetmeleri birkaç ay daha alacaktır. Eğer bu abluka onları teslim olmaya veya bir anlaşmaya varmaya zorlamak için 2-3 gün daha sürecekse bu bir sorun teşkil etmez. Ancak bu süreç 2 ay sürerse, küresel ekonomi için bu kabul edilemez bir durumdur.”
İran, deniz taşımacılığına yönelik ABD ablukası, müzakerelerin yeniden başlamasının önündeki temel engel haline geldi. İran tarafı, bu politika yürürlükte kaldığı sürece müzakere masasına dönmeyeceğini defaatle belirtti. Trump ise, İran’ın teslim olmaması karşısında ticari taşımacılığa yönelik saldırılarını genişletti ve bombardımanların yeniden başlama ihtimaline dair imalarda bulundu.
Tahran merkezli siyasi analist Peyman Salihi konuya ilişkin şunları söyledi:
“İran içinde, bu tür önlemlerin baskı yaratabilse de geçmişteki gibi yapısal bir etki doğurmayacağına dair genel bir kanı hakim. İran yıllardır yaptırımlar altında yaşıyor ve ekonomisinin önemli bir kısmı, gerek yerel üretim gerekse kara sınırları dahil alternatif ticaret yolları aracılığıyla bu duruma uyum sağlamış durumda. Aynı zamanda, Hürmüz’deki aksaklıkların daha geniş bir küresel etkiye sahip olduğu algısı var. Burada tartışılan soru İran’ın zarar görüp görmeyeceği değil, küresel sistemin enerji akışındaki uzun süreli bir kesintiyi ne kadar absorbe edebileceğidir. Özellikle Avrupa’nın bu duruma son derece açık olduğu görülüyor.”
ABD, müttefiklerini Rusya ve Çin'e itiyor
Politico’nun haberine göre, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen çarşamba günü Avrupa Parlamentosu’na hitaben yaptığı konuşmada; devam eden çatışmaların sebep olduğu artan yakıt maliyetleri nedeniyle Avrupa’nın günde yaklaşık 500 milyon avro kaybettiğini belirtti.
Von der Leyen, sadece 60 günlük çatışma sürecinde, “fosil yakıt ithalat faturamız, tek bir molekül ek enerji almamış olmamıza rağmen 27 milyar avrodan fazla arttı,” dedi.
Trump yönetimi defalarca zafer ilan etmek ile yakın zamanda başarı elde edileceği öngörüsü arasında gidip gelirken; Salihi, İran’ın uzun süreli bir çatışma dönemini halihazırda hesaba kattığını ve ABD ile İsrail’in ülkeye yönelik gelecekteki saldırılarını engelleyecek uygun bir güç dengesine ulaşılana kadar süreci devam ettirmeye istekli olduğunu ifade ediyor.
Salihi, “ABD; siyasi takvimler, seçimler, ekonomik döngüler ve Dünya Kupası gibi yaklaşan etkinlikler çerçevesinde hareket ediyor. Buna karşın İran, aynı türden acil bir zaman baskısı altında çalışmıyor,” diyor ve ekliyor:
“Buradaki pek çok kişi mevcut aşamayı savaşın sonu değil, daha uzun bir çatışma içindeki bir duraksama olarak görüyor. Kesin bir sonuca varılmadığı sürece, özellikle ABD’deki kritik siyasi dönemeçlerin ardından çatışmanın yeniden başlayabileceğine dair güçlü bir inanç var.”

Trump yönetimi müzakere kördüğümünü çözmek için bir yol aramaya devam ederken; küresel ekonomi, özellikle ABD’yi güvenlik garantörü olarak gören Asya ve Avrupa ülkelerinde artan şoklarla karşı karşıya kalıyor.
Filipinler, kriz sonucunda 24 Mart’ta ulusal enerji acil durumu ilan eden ilk ülke olurken; Bangladeş, üniversitelerin erken kapatılması talimatını vermiş ve yakıt tasarrufu için ticari işletmelere de aynısını yapmaları uyarısında buldu.
ABD’nin uzun süreli müttefiki olan Tayland’ın Dışişleri Bakanı, yakın tarihli bir röportajda; ABD’nin savaştan kaynaklanan enerji şoklarıyla başa çıkmak için ülkeye, ABD’li enerji üreticilerinden alım yapmaya teşvik etmek dışında hiçbir yardım sunmadığından yakınmış ve bu durumun kendilerini yardım için Rusya ve Çin’e yönelmek zorunda bıraktığını belirtti.
Bu sırada Almanya, Fransa, İtalya ve İspanya, kendi halklarını hızla yükselecek fiyatlara karşı uyardı ya da Asya genelinde halihazırda uygulananlara benzer acil durum önlemlerine hazırlanmaları çağrısında bulundu.

Erickson ise şu yorumda bulundu:
“Birkaç hafta daha beklemeye devam edeceğimizden ve ciddi bir şekilde müzakere etmeyi reddedeceğimizden endişe ediyorum. Washington’ın, ablukayı kaldırmayı reddederek ve takvimi uzatarak İslamabad’daki müzakereleri iki kez iptal ettiğini gördük. Bu politikada ısrarcı olacağımızdan endişeliyim; bu durum, başarısız olması halinde feci sonuçlar doğuracaktır,”
Erickson sözlerini şöyle tamamlıyor:
“Bu kesinlikle Trump yönetimi adına büyük bir kumar. İddia ettikleri gibi tüm kozların ellerinde olması iyi olur, aksi takdirde İran bizi son kartta (river card) alt edecek ve tüm dünya ekonomisi bunun bedelini ödeyecek.”
Çeviri: YDH
