ABD'li emekli yarbay Aguilar: ABD İran savaşını stratejik düzeyde en baştan kaybetti

img
ABD'li emekli yarbay Aguilar: ABD İran savaşını stratejik düzeyde en baştan kaybetti YDH

Emekli Yarbay Anthony Aguilar, Dialogue Works kanalına verdiği mülakatta, ABD-İran savaşının Washington açısından stratejik bir felakete dönüştüğünü açıkladı.




YDH - Amerika Birleşik Devletleri ordusunda yirmi beş yıl hizmet vermiş kıdemli bir subay olan Emekli Yarbay Anthony Aguilar, Dialogue Works YouTube kanalında katıldığı mülakatta, 29 Nisan 2026 itibarıyla 62. gününe giren ABD ve İsrail'in İran'a açtığı savaşa tepki gösterdi.

Aguilar, çatışmanın başladığı 28 Şubat'tan bu yana Washington yönetiminin süreci "felaket ve yıkım" getiren bir stratejiyle yönettiğini dile getirdi.

Eski ordu subayı, Tahran ve Minab’a atılan ilk füzelerle birlikte Amerika Birleşik Devletleri’nin bu savaşı stratejik düzeyde kaybettiğini, taktiksel başarıların stratejik bir sonuç doğurmadığı her durumda olduğu gibi bu çatışmanın da Irak, Afganistan ve Vietnam tecrübelerine benzer bir hüsranla sonuçlanacağını dile getirdi.

"ABD stratejik düzeyde bu çatışmayı en baştan kaybetti"

Emekli Yarbay Aguilar, savaşın başından itibaren herhangi bir operasyonel hattın ulusal politikayla uyumlu bir stratejik sonuca bağlanmadığını belirtti.

Aguilar, "Takvimin 28 Şubat gününü gösterdiği andan itibaren, bu yönetim çatışmayı feci bir şekilde ele aldı. Tahran ve Minab’a atılan ilk Tomahawk füzelerinden itibaren, Amerika Birleşik Devletleri’nin stratejik düzeyde zaten kaybettiğini söylemiştim. Bir çatışmada temel hedef her zaman stratejik bir sonuç olmalıdır. Ulusal politikaya bağlı olmayan operasyonel hatlar olmadan kazanılan her taktiksel galibiyet, aslında bir kayıptır. Irak’ta, Afganistan’da, Suriye’de ve Vietnam’da yaşadığımız tecrübe buydu ve bu yönetim de süreci tam bir felakete sürükledi" ifadelerini kullandı.

Aguilar, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun daha önce yaptığı açıklamalara atıfta bulunarak, savaşın İsrail’in talepleri doğrultusunda başlatıldığını kaydetti.

İsrail’in İran’ı "ahtapotun başı" olarak nitelendirdiğini ve direniş eksenini yok etmek için bu savaşı arzuladığını belirten Aguilar, ABD’nin bu kurguya teslim olduğunu belirtti.

Aguilar, "Daha teyit edilmemiş, hayali bir tehdide karşı, sırf bir müttefikin talebiyle böylesine büyük çaplı bir kinetik operasyon başlatmak, tarih kitaplarında Batı Asya’yı ve Amerika’nın dünyadaki konumunu sonsuza dek değiştiren bir hata olarak yazılacaktır. Diplomasi seçenekleri henüz masadayken, ekonomik ve enformasyon seçenekleri tükenmemişken askeri güce başvurmak her zaman en son çare olmalıydı. Biz bu noktadan çok uzaktık" dedi.

"Minab’daki okul saldırısı bilinçli ve kasıtlı bir eylemdi"

Mülakatın en sarsıcı bölümlerinden birini, savaşın ilk günlerinde İran’ın Minab kentindeki bir ilkokula düzenlenen ve çok sayıda çocuğun katledilmesiyle sonuçlanan saldırı oluşturdu.

Aguilar, bu saldırının bir hata ya da istihbarat kusuru olamayacağını teknik verilerle açıkladı. Aguilar, "Yeryüzünde Hürmüz Boğazı ve İran’ın batı kıyılarından daha fazla gözetlenen çok az yer vardır. Güncel sinyal istihbaratına, görüntü istihbaratına, insan istihbaratına ve uydu verilerine sahip olmadığımızı söyleyemeyiz. Minab’daki hedefin bir Devrim Muhafızları üssü olmadığı, altında gizli bir karargah bulunmadığı açıkça biliniyordu. O duvarları çiçeklerle, kelebeklerle boyanmış bir okuldu ve çocuklar bahçesinde oynuyordu. Biz bunu izledik" dedi.

Kullanılan mühimmatın niteliğine dikkat çeken Aguilar, saldırının kasten yapıldığını şu sözlerle detaylandırdı:

"Bu saldırıda bir değil, iki adet Tomahawk füzesi kullanıldı. Herkesin anlaması gerekir ki, Tomahawk aslında küçük bir uçaktır. Yüzlerce kilometre yol alabilir, havada 24 saate kadar asılı kalabilir. Üzerinde tam hareketli renkli kameralar vardır ve hedefi anbean izler. Ne vurduğumuzu tam olarak biliyorduk. Füzeler hedefe yönelirken operasyon merkezinde her şey canlı olarak izleniyordu. Eğer istihbaratın güncelliğiyle ilgili en ufak bir şüphe olsaydı, o füze son saniyede bile iptal edilebilirdi ama edilmedi. Bu saldırı kasıtlıydı. Amacı ya Devrim Muhafızları liderlerinin orada okuyan çocukları üzerinden onlara darbe vurmaktı ya da İran halkını diz çöktürüp barış için yalvarmaya zorlamaktı."

"İsfahan’da kurtarılacak bir pilot yoktu, her şey bir kurguydu"

Aguilar, Nisan ayı ortalarında İran’ın İsfahan kentinin güneyinde gerçekleştirilen ve kamuoyuna "düşen bir Amerikan pilotunu kurtarma operasyonu" olarak sunulan eylemin tamamen uydurma olduğunu ifade etti.

Trump yönetiminin "kahraman bir albay pilotu ve onun silah sistem subayını kurtardık" hikayesinin askeri doktrin ve fiziksel gerçeklerle bağdaşmadığını belirten Aguilar, "Ortada düşen bir uçak da yoktu, kurtarılacak bir pilot da. Her şey bir perdeden ibaretti. Birincisi, Hava Kuvvetleri’nde silah sistem subayları albay rütbesinde olmaz. Bir albay bir filoyu komuta eder; onu bir F-15’in arka koltuğuna oturtup İran semalarına göndermezsiniz. Bu, Pete Hegseth’i bir tankın içine koyup İran’a sürmek gibi saçma bir iddiadır" dedi.

Operasyonun yapıldığı bölge ile uçağın düştüğü iddia edilen yer arasındaki mesafe farkına da değinen Aguilar, "Operasyonun gerçekleştiği nokta, uçağın düştüğü iddia edilen yerden 100 kilometreden fazla uzaktaydı. Bu yaralı subay, teçhizatıyla birlikte o sarp kayalıkları ve çölü nasıl geçti? Dünyanın en hızlı maraton koşucusundan daha hızlı mı hareket etti? Bu imkansızdır. Asıl amaç, İsfahan’ın güneyindeki yardımcı havaalanını ele geçirmek ve oradan nükleer malzeme çalmaktı. Amerikan halkına bir başarı hikayesi sunmak istediler: 'Nükleer malzemeyi aldık, artık silah yapamazlar, işimiz bitti' demek için bu baskını düzenlediler. Ancak bu baskın başarısız oldu" açıklamasında bulundu.

Aguilar’a göre, Amerikan özel kuvvetleri olan Delta Force ve nükleer timleri taşıyan hava araçları, İran’ın omuzdan atılan gelişmiş hava savunma füzeleriyle vuruldu ve ağır hasar aldı.

Aguilar, "O uçaklar ve helikopterler tamir edilemeyecek şekilde hasar görünce oldukları yerde imha edildiler. Sonra başka araçlar gelip o komandoları tahliye etti. Bugüne kadar kimse o pilotun adını duymadı, yüzünü görmedi. Çünkü öyle biri yoktu. Bu bir nükleer baskın girişimiydi ve hüsranla sonuçlandı" dedi.

"Bir arzuyu askeri güçle nasıl yenebilirsiniz bilmiyorum"

Savaş Bakanı Pete Hegseth’in Kongre’deki ifadelerini eleştiren Aguilar, yönetimin savaşı sürdürmek için öne sürdüğü "arzuyu yok etme" söyleminin askeri tarihte karşılığı olmadığını belirtti.

Aguilar, "Pete Hegseth’e Kongre’de soruldu: 'İran’ın nükleer kapasitesini yok ettiğimizi söylediniz, o halde neden hala oradayız ve 200 milyar dolar daha istiyoruz?' Hegseth’in cevabı şuydu: 'Kapasitelerini yok ettik ama arzularını yok edemedik.' Ben 25 yıl askerlik yaptım, savaş sanatının her türünü çalıştım ama bir ulusun arzusunun askeri güçle nasıl yok edileceğini bilmiyorum. Füzelerle bir fikri nasıl vurursunuz? Bu yaklaşım, bizi sonu gelmeyen bir batık maliyet tuzağına çekiyor" uyarısında bulundu.

Aguilar, Amerika’nın şu anki konumunu dik bir yokuşta freni patlamış bir kamyona benzetti.

Çıkış rampalarının birer birer kapandığını ifade eden Aguilar, "Donald Trump ve ekibi için artık tek çıkış yolu, kamyonu doğrudan dağın yamacına sürmek, yani siyasi ve askeri olarak ağır bir bedel ödemeyi kabul etmektir. İran, çatışmanın başından beri 10 maddelik şartlarını korudu ve bu şartlar uluslararası hukuka aykırı değil. İsrail’in Lübnan’dan çekilmesi, Gazze’deki soykırımın durması ve İran’ın sınırlarına saygı duyulması gibi talepler maksimalist değil, rasyonel taleplerdir. Ancak Washington, maksimalist bir tutum sergileyerek 'ya dediğimizi yaparsınız ya da savaşırız' diyor. Bu kafayla müzakere masası kurulamaz" şeklinde konuştu.

"ABD stratejik olarak hem askeri hem de diplomatik alanda kaybediyor"

Savaşın lojistik ve müttefik ilişkileri boyutunu da değerlendiren Yarbay Aguilar, Amerika’nın müttefiklerini hor görmesinin ve "zorbalık" yapmasının ağır sonuçları olduğunu belirtti.

Aguilar, İspanya’nın ABD uçaklarına hava sahasını kapatmasının ve Rota üssünün kullanılamamasının lojistik ikmali felç ettiğini söyledi.

Aguilar, "İspanya bize kapılarını kapattı. C-5 Galaxy gibi devasa nakliye uçaklarımızı oraya indiremiyoruz. George Bush uçak gemisi, Yemenli Husilerin kontrolündeki Kızıldeniz’den geçmeye korktuğu için Afrika’nın güney ucunu dolaşarak bölgeye gelmek zorunda kaldı. Bu, hem zaman hem de devasa bir kaynak kaybıdır. NATO müttefiklerimize hakaret edip sonra onlardan yardım bekleyemeyiz" dedi.

Aguilar, Avrupa ülkelerinin artık Amerika’yı güvenilir bir ortak olarak görmediğini ve kendi savunma sanayilerini güçlendirmeye çalıştıklarını vurguladı.

Fransa’nın yeni uçak gemisi hamlesini ve Türkiye’nin yerli üretim savaş uçağı ile füze savunma sistemlerini hatırlatan Aguilar, "NATO ülkeleri artık Amerikan teknolojisine bağımlı kalmak istemiyor. Türkiye kendi uçağını ve önleme sistemlerini üretiyor. Diğer müttefikler de bu bağımsızlık yolunda ilerliyor. Donald Trump’ın zorbalıkları, ittifakı bir arada tutmak yerine parçalıyor. Bugün Hürmüz Boğazı’nı açmak için Avrupa’dan yardım istediğimizde 'neden savaştığınızı bile anlamıyoruz' cevabını alıyoruz" değerlendirmesini yaptı.

"Stoklarımız tükeniyor, karşımızda avantajlı bir İran var"

Askeri envanterin alarm verdiğine dikkat çeken Aguilar, Amerika’nın elindeki hassas güdümlü mühimmatın, Tomahawk füzelerinin ve Patriot savunma sistemlerinin tükenme noktasına geldiğini belirtti.

Aguilar, "Mühimmat depolarımız boşalıyor. Elimizde kara savaşı yapacak güç veya taktik nükleer silahlardan başka pek bir şey kalmadı. Öte yandan İran, balistik ve hipersonik füze kapasitesinin yüzde 70’ini hala koruyor. Bir hipersonik füze fırlatıldığında onu durdurabilecek bir sistem yeryüzünde yok. Bu füzeler bir uçak gemisini batırabilir. Biz ise İsrail’in hava savunmasını takviye etmek için kendi stoklarımızı eritiyoruz. Bu sürdürülebilir bir durum değil" ifadelerini kullandı.

Aguilar, son olarak Amerika’nın "yalnız kurt" stratejisinin bir sonu olmadığını ve bu savaşın on yıllarca sürebileceğini hatırlattı.

Irak ve Afganistan’daki gibi "görev tamamlandı" ilanlarının hiçbir anlam ifade etmediğini söyleyen Aguilar, "Irak’ta 20 yıl sonra hala aynı yetkiyle oradayız. Afganistan’da 21 yıl sonra Taliban’ı yine Taliban ile değiştirdik. Şimdi İran’da aynı hatayı yapıyoruz. Binlerce askerimizin hayatını ve trilyonlarca dolarımızı, bir başkanın ve damadının 'hislerine' dayalı bir macera uğruna feda ediyoruz. Tek gerçekçi yol, Amerika’nın kibrini bir kenara bırakıp ciddi ve gerçekçi bir diplomasi masasına oturmasıdır" diyerek sözlerini noktaladı.



Makaleler

Güncel