İsrail, Gazze topraklarının yüzde 70'ini işgal etti

img
İsrail, Gazze topraklarının yüzde 70'ini işgal etti YDH

Mizan İnsan Hakları Merkezi Başkan Yardımcısı Semir Zakut, İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki askeri varlığını genişleterek bölgeyi yaşanılamaz ve insansız bir alana dönüştürmeyi hedeflediğini belirtti.




YDH - Mizan İnsan Hakları Merkezi Başkan Yardımcısı Semir Zakut, Gazze Şeridi'nde yaşanan güncel gelişmeleri, ABD öncülüğünde yürütülen ve soykırım sürecini daha düşük yoğunluklu fakat daha ölümcül bir ritimle sürdürmeyi amaçlayan bir "stratejik aldatmaca" olarak niteledi.

Şehab Haber Ajansı'na özel açıklamalarda bulunan Zakut; Trump planı ve Şarm eş-Şeyh anlaşmalarının küresel kamuoyunu yatıştırmaya yönelik araçlar olduğunu, sahadaki gerçekliğin ise uzun vadeli işgali pekiştirerek zorunlu göçün zeminini hazırladığını ifade etti.

Saha verilerine dayanan saptamalarını paylaşan Zakut, İsrail güçlerinin yayılmacı hamlelerine dikkat çekerek "Turuncu Hat" veya "Sarı Hat" olarak isimlendirilen bölgenin Gazze Şeridi'nin geniş kesimlerini yuttuğunu kaydetti.

İsrail'in kontrolü altındaki toprak oranının yüzde 50'den yüzde 70'in üzerine çıktığını belirten Zakut, Han Yunus ile Gazze'yi birbirine bağlayan Selahaddin Koridoru'nun doğrudan İsrail denetimine girdiğini bildirdi.

Zakut, Beni Süheyle kavşağının ortasına yerleştirilen "Sarı Blok" ve stratejik noktalara inşa edilen yüksek askeri mevziler nedeniyle bu güzergahtaki ulaşımın hayati tehlike arz eden bir risk haline geldiğini aktardı.

Zakut, işgal hattındaki her genişleme hamlesine, gelecekte yaşamın geri dönmesini engellemek amacıyla bina ve tesislerin sistematik şekilde havaya uçurulmasının eşlik ettiğini vurguladı.

İsrail'in askeri geri çekilme veya insani yardım akışına dair hiçbir yükümlülüğe uymadığını belirten Mizan Başkan Yardımcısı, bölgede yaşamı imkansız kılan "soykırımcı" koşulların bilinçli olarak yaratıldığını ifade etti.

Zakut bu kapsamda, yaklaşık iki buçuk yıldır çalışan jeneratörler için yedek parça ve yağ girişinin engellenmesi nedeniyle sistemlerin arızalanmaya başladığını, elektrik santrali hazır olmasına rağmen siyasi kararla elektrik kesintilerinin sürdürüldüğünü kaydetti.

Bölgedeki insani tablonun ağırlaştığına işaret eden Zakut; İsrail'in haşere ve kemirgen istilasına karşı ilaçlama malzemelerinin girişini engellediğini, atık transferini aksattığını ve kanalizasyon arıtma tesislerinin durmasına neden olduğunu belirtti.

Zakut ayrıca, doğrudan insan hayatını ilgilendiren ilaç ve tıbbi malzeme tedarikinde de ciddi bir kıtlık yaşandığını dile getirdi.

Uluslararası toplumun rolünü "işbirlikçi veya aciz" olarak tanımlayan Zakut, özellikle garantör devletlere eleştiriler yöneltti.

Şarm eş-Şeyh anlaşmasına imza atan Arap ve İslam ülkelerinin, İsrail'i asgari insani taahhütlere dahi zorlayamadığını ifade eden Zakut, Avrupa Birliği'nin ise yalnızca sözlü tepkiyle yetindiğine dikkat çekti.

Almanya'nın İsrail ile ticari ortaklığı sona erdirmeye yönelik her adımı veto ettiğini hatırlatan Zakut, bu durumun AB yasaları uyarınca cezai işlem yapılmasını engellediğini ve resmi açıklamaları işlevsiz kıldığını vurguladı.

Zakut, "Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi her taraf devlete bu suçları önleme ve faillerden hesap sorma yükümlülüğü getiriyor, ancak hukuki ve ahlaki sorumluluklardan toplu bir kopuşa tanıklık ediyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

İsrail'in temel hedefinin Gazze sakinlerini "Gazze'de hayat kalmadığı" inancına itmek ve göçü tek seçenek haline getirmek olduğunu savunan Zakut, aşırılık yanlısı Siyonist grupların "Gazze'yi sakinlerinden temizleme" hedefinden vazgeçmediğini belirtti.

Zakut; Filistin, Arap ve uluslararası çevreleri, bu genişlemeyi durdurmak, sınır kapılarını açmak ve etnik temizlik süreci tamamlanmadan ablukayı sonlandırmak için etkin bir harekete çağırdı.



Makaleler

Güncel