Prof. Diesen: ABD donanması Hürmüz Boğazı'na yaklaşmaya korkuyor

img
Prof. Diesen: ABD donanması Hürmüz Boğazı'na yaklaşmaya korkuyor YDH

Norveçli siyaset bilimci Prof. Glenn Diesen, ABD'nin Hürmüz Boğazı'nı açma girişiminin başarısızlıkla sonuçlandığını ve Washington'un ateşkes için acele ettiğini belirtti.




YDH - Norveçli siyaset bilimci ve uluslararası ilişkiler profesörü Glenn Diesen, ABD'nin İran'a yönelik Hürmüz Boğazı'nı açma girişiminin başarısızlıkla sonuçlandığını belirterek boğazın kontrolünün açık biçimde İran'ın elinde olduğunu söyledi.

Diesen, emekli yargıç Andrew Napolitano'nun Judging Freedom programına verdiği mülakatta, Amerikan donanmasının İran kıyılarına yaklaşmaktan duyduğu korkuya dikkat çekti ve Washington'un projenin üzerini örtmek için acele ettiğini ifade etti.

"İran boğazı kapatmak isterse kapatır"

Prof. Diesen, Hürmüz Boğazı'nın kontrolüne ilişkin değerlendirmesinde İran'ın buradaki üstünlüğünün son derece net olduğunu vurguladı.

Diesen, "İranlılar boğazı kontrol ediyor. Çünkü basitçe, kimin girip çıktığını onlar yönetiyor" ifadelerini kullandı.

Norveçli profesör, bu durumun gerekçelerini şöyle sıraladı: "Bu durum İran'ın uzun kıyı şeridinden kaynaklanıyor. Burası esasen onların kıyı şeridi ve kara suları içinde kalıyor. Kıyıdan gemileri vurabilir, durdurabilirler. Bunu ülke topraklarının derinliklerinden de yapabilirler."

Diesen sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dolayısıyla hayır, eğer İran boğazı kapatmak isterse kapatır ve bu her zaman böyle bilindi. Şimdi de tam olarak İran'ın yaptığı budur. Eğer bunu kırmak, onların Hürmüz Boğazı'nı kontrol etmesini engellemek mümkün olsaydı, şimdiye kadar bir şeyler yapılmış olurdu."

"ABD donanması İran'a fazla yaklaşmaktan korkuyor"

ABD'nin ilan ettiği ablukanın niteliğine de değinen Prof. Glenn Diesen, Amerikan donanmasının harekat alanının boğazdan uzakta konuşlandığını belirtti.

Diesen, "Amerikan donanması, püskürtemeyeceği saldırılara maruz kalma korkusuyla İran'a fazla yaklaşmaktan çekiniyor" dedi.

Norveçli siyaset bilimci, ABD'nin sözde ablukasının boğazın 400 ila 600 mil açığında, boğazdan çoktan çıkmış gemileri durdurmaya çalıştığı uluslararası sularda yürütüldüğünü söyledi.

Diesen, "Başkanın kendisi bunun bir korsanlık eylemi olduğunu kabul ediyor" ifadelerini kullandı.

Boğazın hukuki statüsüne ilişkin sorulan bir soru üzerine Diesen, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Hürmüz Boğazı'nı uluslararası sular olarak nitelendirdiğini ancak bunun doğru olmadığını belirtti.

Boğazın en dar noktasında yaklaşık 24 ila 25 mil genişliğinde olduğunu, bunun yarısının İran kara suları, diğer yarısının ise Umman suları olduğunu hatırlatan Diesen, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin diğer ülkelerin kara sularından güvenli geçişe ilişkin hükümler içerdiğini ancak ne İran'ın ne de ABD'nin bu sözleşmeyi onaylamadığını kaydetti.

Prof. Diesen, Washington'un bu hukuki çerçevenin dışında bir abluka kurmasının hukuki sonuçlarına da işaret etti. Diesen, "ABD'nin bunun dışında bir abluka kurması bir savaş eylemidir ve aynı zamanda uluslararası hukuka aykırıdır" değerlendirmesinde bulundu.

Norveçli profesör, bu noktadan geri dönüşün zor olduğu bir tabloda Washington'dan hukuki bir gerekçelendirme beklediğini belirtti. Ancak beklenenin aksine Başkan Donald Trump'ın neredeyse gururla "sanırım artık korsan gibiyiz, gemilere el koyuyor ve yüklerini alıyoruz" dediğini aktardı.

Diesen, "Sanırım korsanlık normalleşti" diyerek Avrupalıların da Rus gemilerine yönelik benzer uygulamalar yaptığını ancak onların en azından bunu hukuki bir görünüme büründürmeye çalıştıklarını söyledi.

İran'ın boğazdaki kontrol yöntemleri ile ABD'nin açık denizdeki durdurma girişimleri arasındaki farka da değinen Diesen şu değerlendirmede bulundu:

"İranlıların yaptığıyla bu gemilerin durdurulması çok farklı şeyler. Söylediğiniz gibi burası çok dar bir boğaz. Mayın döşeyebilirler. Gemilerin geçiş alanını sınırlayabilir hatta daha da daraltabilirler. Bazıları buna uymayı reddederse hücumbotlarını anında gönderip çıkarabilirler. İnsansız hava araçlarını kullanabilirler. Ucuz ve kullanımı kolay çok sayıda araca sahipler."

"ABD donanması ihmal edildi"

ABD donanmasının durumuna ilişkin bir soruyu yanıtlarken Prof. Diesen, ABD'nin dünyanın en iyi donanmasına sahip olduğunu ve Amerikan ordusunun hafife alınmaması gerektiğini vurguladı.

Bununla birlikte ortak tanıdıkları olan Albay Douglas Macgregor'un da dile getirdiği bir noktaya dikkat çeken Diesen, "ABD donanmasının önemli bir kısmı yıllar içinde ihmal edildi" ifadelerini kullandı.

Norveçli profesör, İran'a yönelik abluka sırasında bazı gemilerde sorunlar yaşandığına dair raporlar bulunduğunu belirterek bu sorunların sabotajdan mı yoksa gemilerin yaşlanmasından mı kaynaklandığını söylemenin güç olduğunu ifade etti.

Diesen, asıl meselenin Soğuk Savaş sonrası ABD'nin küresel önceliğine dayanan güvenlik mimarisinin aşırı gerilmiş olması olduğunu söyledi.

Diesen, "ABD her zaman her yerde olmak zorunda kalınca aşırı yayılıyor. Gemiler açısından maddi bir gerileme yaşayabiliyorsunuz" dedi.

Prof. Diesen, çok sayıda general ve aşırı terfi, bürokrasi ve yolsuzluk gibi sorunlara da değinmekle birlikte ABD'nin savaş gücünün küçümsenmemesi gerektiğinin altını çizdi. Ancak İran özelinde seçilen görevin niteliğine ilişkin net bir yargı ortaya koydu.

Diesen, "Sadece, ABD'nin İran'da seçtiği bu görev imkansız. Hürmüz Boğazı'nı kimsenin nasıl açabileceğini göremiyorum" dedi.

Bunun sebebini de Amerikan gemilerinin boğaza yeterince yaklaşamaması olarak açıklayan Diesen, "Karadan saldırılara maruz kalma riski yüzünden kontrolü sağlayacak kadar yaklaşamıyorlar" ifadelerini kullandı.

"Beyaz Saray'dan çıkan yalanlar karşısında kuşkuluyum"

ABD ile İran arasında devam eden müzakerelere ilişkin soruyu yanıtlayan Prof. Glenn Diesen, Başkan Trump'ın konuşmalarının büyük ölçüde piyasaları yönetmeye dönük olduğunu belirtti.

Diesen, "Trump'ın konuşmaları büyük ölçüde piyasayı yönetmeye yöneliktir. Bunun tartışmalı olmayan bir tespit olduğunu düşünüyorum" dedi.

Bununla birlikte bir şeyin doğru olmasının diğerinin yanlış olmasını gerektirmediğini kaydeden Diesen, bir miktar temasın sürdüğünü umduğunu ifade etti.

Ancak Norveçli profesör, Trump'ın iddia ettiği kadar başarılı bir süreç olsaydı telefon görüşmelerinin ötesine geçilip bir toplantı aşamasına gelinmiş olması gerektiğini belirtti.

Diesen, İran tarafının tutumuna dikkat çekerek şunları söyledi:

"Trump her seferinde konuştuğumuzu, İranlıların geri adım attığını, anlaşmaya yaklaştığımızı söylediğinde genellikle tam o noktada İranlılar çıkıp 'Hayır, konuşmuyoruz, kimse birbiriyle konuşmuyor ve bunlar saçmalık' diyor. Dolayısıyla, bu günlerde Beyaz Saray'dan çıkan onca yalan karşısında oldukça kuşkuluyum."

"Avrupalılar savaşın dışında kalmak istiyor"

Avrupalıların tutumuna ilişkin değerlendirmesinde Prof. Diesen, Avrupalı siyasi liderliğin Başkan Trump'a oybirliğiyle "bu sizin savaşınız, İsrail'in savaşı, bizim savaşımız değil" dediğini hatırlattı.

Norveçli profesör, Avrupalıların içgüdüsel olarak bu savaşın dışında kalmak istediğini belirtti.

Diesen, Trump'ın Avrupalılara savaştan uzak durmaları için bir yol açtığını çünkü İran'a yönelik sürpriz saldırıyı başlatacağını Avrupalılara haber bile vermediğini ve işlerin ters gittiği anlaşılana kadar yardım istemediğini söyledi.

Diesen, "Bu koşullarda Avrupalıların bu savaşa katılmak için pek az teşviki oldu ve aynı zamanda ellerinde savaşın dışında kalmak için bir gerekçe oluştu" ifadelerini kullandı.

Norveçli siyaset bilimci, tablonun diğer yüzünde ise Avrupalıların transatlantik ittifakı canlı tutma kaygısının yattığını belirtti.

Diesen, "Şu anda Avrupalılar ABD'ye yardım etmek için hiçbir şey yapmadığı için ABD, İran'daki başarısızlıktan Avrupalıları sorumlu tutabilecek ve Trump bunu Avrupa'dan asker çekmek ve tüm transatlantik ittifakı zayıflatmak için bir fırsat olarak kullanabilecek. Avrupalıların asıl endişesi bu" değerlendirmesinde bulundu.

"Merz, Trump'a hizaya geldi"

Almanya Şansölyesi Friedrich Merz'in ABD'nin İran karşısında küçük düşürüldüğü yönündeki açıklaması ve ardından gelen ABD'nin Almanya'dan 5 bin asker çekme kararını da değerlendiren Diesen, Merz'in bu çıkışının ardından bir U dönüşü yaparak hasar kontrolüne giriştiğini söyledi.

Diesen, "Merz şimdi İranlıların zaman kazanmayı bırakması, taviz vermesi, Hürmüz Boğazı'nı açması, nükleer hedeflerinden vazgeçmesi gerektiğini söylüyor. Görünen o ki Merz mesajı aldı ve yeniden hizaya geliyor. Ki bu da zaten 5 bin askerin çekilmesinin amacı olabilir" ifadelerini kullandı.

Söz konusu 5 bin askerlik çekmenin Almanya'daki 35 ila 42 bin arasındaki toplam ABD askeri varlığıyla kıyaslandığında küçük bir yüzde olduğunu belirten Diesen, asıl önemli olanın bunun verdiği sinyal olduğunu vurguladı.

Norveçli profesör, bu adımın, Aralık 2025'te açıklanan ABD ulusal güvenlik stratejisinde NATO'nun artık kilit bir öncelik olarak görülmediği ve Avrupalıların öncelik olmadığı yönündeki mesajlarla uyumlu olduğunu kaydetti.

Diesen, "Avrupalılar bunu NATO'nun dağılması yolunda bir adım olarak görüyor ve bu İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana tüm güvenlik mimarisini çözdüğü için Avrupalılar açısından derin bir sorun" dedi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin son iki hafta içinde St. Petersburg'da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Pekin'de Çinli mevkidaşıyla yaptığı görüşmelerin önemini değerlendiren Prof. Diesen, bu ziyaretlerin açık bir destek arayışı olduğunu belirtti.

Norveçli profesör, İran'ın ABD bombardımanı karşısında gösterdiği direncin hem Rusya'yı hem de Çin'i şaşırttığını ifade etti.

Diesen, "Pek çok kişi İran'ın ABD'nin muazzam baskısı ve gücü karşısında çökeceğini düşünüyordu. Ama şimdi İran'ın savaşabileceğini gördüler ve aynı zamanda İran'ı devre dışı bırakma girişiminin, Rusya ve Çin'i zayıflatmayı ve yenmeyi amaçlayan daha geniş ABD stratejisinin bir parçası olduğunu fark ettiler" dedi.

Diesen, bundan sonraki sürece ilişkin şu öngörüde bulundu:

"Anladığım ve okuduğum kadarıyla, Ruslar ve Çinliler şimdi İran'ı daha güçlü biçimde desteklemeye başlayacak. Bu bir fedakarlık eylemi değil, kişisel çıkar meselesi."

Çin'in durumunu örnek gösteren Diesen, ABD'nin İran'a abluka koymasıyla birlikte İran petrolünün büyük bölümünün gittiği Çin'in de hedef haline geldiğini söyledi.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'in Çinlilerin İran petrolü almasına izin verilmeyeceğini açıklamasını hatırlatan Diesen, Pekin'den gelen büyük açıklamalara dikkat çekti:

"Çin kendi şirketlerinin ABD yaptırımlarına uymasını yasaklayacak. Yani Çinli şirketler kendi hükümetlerinin yasalarına mı yoksa esasen düşman bir hükümet haline gelmiş olanın yasalarına mı uyacaklarına karar vermek zorunda kalacak."

"Çin'in ABD tahvillerini bırakması hazine faizlerini yükseltecek"

Prof. Diesen, Çin'in aynı zamanda ABD tahvillerini almayı durduracağını ve Çinli yatırımcıların ABD tahvili almasını yasaklayacağını hatırlatarak bunun sonuçlarına işaret etti.

Diesen, "Bu ne işe yarayacak? ABD Hazinesi'nin borçlanmak için ödemek zorunda kalacağı faiz oranlarını yükseltecek" dedi.

Norveçli profesör, şimdiden ABD hazine tahvili getirilerinin yükseldiğinin görüldüğünü ve ABD borcu yüksek riskli hale geldiğinde yatırımcıların daha yüksek getiri talep ettiğini belirtti.

Diesen, "Ama ABD için 39 trilyon dolar borcun altındayken bu borcu yönetmek, özellikle hazine tahvilleri için daha fazla ödemek zorunda kalmak büyük bir sorun" ifadelerini kullandı.

Diesen, genel tabloyu şöyle özetledi:

"Bütün bu farklı ülkeler, İran, Rusya, Çin, hepsi esasen aynı oyunun içindeler. ABD'nin küresel önceliğini yeniden tesis etme çabalarının kendilerini aynı gemide birleştirdiğini görüyorlar. Hepsi tehdit altında. Bunu askeri alanda olduğu kadar ekonomik alanda da görüyorsunuz. Önümüzde çok sayıda değişiklik var ve bu da bu savaşın devasa bir hata olduğunun bir başka göstergesi."

"Trump yönetimi geri adım atıyor"

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik ağır saldırılarına yeniden başlayıp başlamayacağına ilişkin soruyu yanıtlarken Prof. Diesen, son 48 saatte yaşananların her iki yöne de çekilebilecek nitelikte olduğunu belirtti.

Norveçli profesör, gelişmeleri şöyle özetledi:

"Hürmüz Boğazı'nı açmayı amaçlayan Özgürlük Projesi'nin başlatılmasından 48 saat geçmeden Trump, Salı günü bir tweet atarak operasyonun durdurulduğunu çünkü İran'la harika müzakereler yürüttüklerini söyledi. Bu, bir hatadan geri dönmek istediğinizde söyleyeceğiniz türden bir şey. Ardından Marco Rubio çıkıp Destansı Öfke Harekatı'nın başarıya ulaştığını, tüm hedeflere varıldığını ve bu nedenle harekatın sona erdirildiğini açıkladı."

Diesen, bütün bu işaretlerin Trump yönetiminin esasen bir yoklama faaliyeti olan operasyondan geri adım attığını gösterdiğini söyledi.

Diesen, "Ancak savaşın henüz bitmediğinden şüpheleniyorum. ABD geri çekiliyor olsa da bölgeye çok büyük bir ateş gücü yığdı ve zafer ilan edip eve dönmeden önce İran'a bir kez daha yüklenmeleri beni şaşırtmaz" değerlendirmesinde bulundu.



Makaleler

Güncel