ABD'den Küba'ya yönelik yeni yaptırım paketi

img
ABD'den Küba'ya yönelik yeni yaptırım paketi YDH

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Küba hükümeti üzerindeki baskıyı artırmak amacıyla bir kişi ve iki kurumu kapsayan yeni yaptırımları açıkladı.




YDH - ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, perşembe günü Küba hükümetine yönelik baskıyı artırmayı hedefleyen ve son yayımlanan başkanlık kararnamesini tahkim eden yeni yaptırım paketini açıkladı. Yaptırım listesinde bir kişi ile Küba devletine ait iki kurum yer aldı.

Yeni kısıtlamaların ana hedefini, Küba ordusu tarafından kontrol edilen çatı kuruluş Grupo de Administración Empresarial S.A. (GAESA) oluşturdu.

Rubio, söz konusu yapıyı "Küba'nın kleptokratik komünist sisteminin kalbi" sözleriyle nitelendirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı verilerine göre, Küba ekonomisinin en az yüzde 40'ını kontrol eden bu işletmenin, 20 milyar dolar düzeyinde yasa dışı varlığa sahip olduğu tahmin ediliyor.

ABD hükümeti, GAESA'nın yöneticisi Ania Guillermina Lastres Morera'yı da yaptırım listesine dahil etti.

Rubio konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Küba halkının gıda ve ilaç eksikliğinin yanı sıra enerji şebekesi gibi kritik altyapı yetersizliklerinden mustarip olduğunu iddia etti.

Rubio, "Küba halkı açlık, hastalık ve elektrik şebekesi gibi kritik altyapılardaki kronik yatırım eksikliğiyle mücadele ederken, GAESA'nın faaliyetlerinden elde edilen gelirlerin büyük bir kısmı yurt dışındaki gizli banka hesaplarına aktarılıyor" ifadesini kullandı.

Yaptırım paketi kapsamında Küba'nın metal ve madencilik sektöründe faaliyet gösteren Moa Nickel SA (MNSA) da listeye alındı.

Dışişleri Bakanlığı, bu kurumu adanın doğal kaynaklarını mevcut rejimin çıkarları doğrultusunda istismar etmekle suçladı.

MNSA, Kanadalı madencilik şirketi Sherritt International Corporation ile Küba devletine ait La Compañía General de Niquel arasında kurulan bir ortak girişimdi.

Ancak The Wall Street Journal'ın aktardığına göre Sherritt, perşembe günü yaptığı duyuruda ülkedeki faaliyetlere doğrudan katılımını askıya aldığını ve çalışanlarını geri çağırmak için gerekli adımları attığını bildirdi.

Söz konusu kısıtlamalar, Başkan Trump'ın geçtiğimiz hafta imzaladığı başkanlık kararnamesi uyarınca hayata geçirildi. Kararname; Küba hükümetinin temsilcilerine, yetkililerine, hükümete maddi destek sağlayanlara ve güvenlik mekanizmasını ayakta tutanlara yönelik yaptırımların genişletilmesini öngörüyordu.

Beyaz Saray, geçen cuma yaptığı açıklamada kararnamenin "Küba'nın kötü niyetli etkisine karşı koymayı" amaçladığını kaydetti.

Küba, Trump yönetiminin ocak ayında uygulamaya koyduğu petrol ambargosunun ardından derinleşen bir ekonomik ve enerji kriziyle karşı karşıya bulunuyor.

Adadaki elektrik şebekesinin mart ayında çökmesi sonucu yaklaşık 11 milyon kişi bir günden uzun süre karanlıkta kalmıştı. Ülke ayrıca halkın gıda, su ve ilaca erişiminin kısıtlı olduğu ağırlaşan bir insani krizle mücadele ediyor.

Trump yönetiminin, Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel'i iktidardan indirmek amacıyla ekonomik baskı araçlarını siyasi reformlar için kaldıraç olarak kullanmaya çalıştığı belirtiliyor.

Gelen haberlere göre Başkan Trump, adanın yönetiminin devralınması ihtimalini de gündeme getirdi. Küba asıllı olan Rubio'nun ise liderlik değişimi karşılığında ABD ambargosunun hafifletilmesi seçeneğine kapıyı kapatmadığı görülüyor.

Dışişleri Bakanlığı heyetinin nisan ayında insani krizi ele alacak bir anlaşmayı görüşmek üzere Küba'ya gittiği aktarılıyor.

Küba'nın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Ernesto Soberón Guzmán ise pazartesi günü yaptığı açıklamada, diplomatik müzakerelerin temel ilkelerine değindi.

Guzmán, diplomatik sürecin "içişlerine müdahale edilmeden; karşılıklılık, eşitlik, saygı, egemenlik ve bağımsızlık" esaslarına dayanması gerektiğini vurguladı.

Guzmán, Fox News ile yaptığı söyleşide, "Eğer birisi Küba halkının sözlüğünde 'pes etmek', 'teslim olmak' veya 'diz çökmek' gibi kelimelerin yer aldığını düşünüyorsa, o kişi ve o çevreler büyük bir yanılgı içindedir" dedi.



Makaleler

Güncel