Washington Institute: Hürmüz’deki ‘yeni düzeni’ değiştirmek zor

img
Washington Institute: Hürmüz’deki ‘yeni düzeni’ değiştirmek zor YDH

Washington Institute tarafından yayımlanan analizde, Hürmüz Boğazı’nda oluşan yeni deniz trafiği düzeninin İran’ın kontrolü altında şekillendiği ve mevcut koşullarda bu yapının değiştirilmesinin kısa vadede zor olduğu belirtildi.




YDH- Washington Institute tarafından yayımlanan analizde, 28 Nisan'da Japonya'ya ait, Panama bandralı bir ham petrol tankerinin, Suudi Arabistan'ın Cuayme terminalinden yüklediği yaklaşık 2 milyon varil ham petrolle Hürmüz Boğazı'nı "güvenli şekilde" geçtiği belirtildi.

Analizde, Idemitsu Maru isimli tankerin neredeyse iki ay boyunca “mahsur” kaldıktan sonra Fars Körfezi'nden çıkış izni aldığı, ancak "150'den fazla tankerin hâlâ bölgede beklediği" belirtildi.

Aynı kaynak, İran'ın boğaz trafiği üzerindeki "sıkı kontrolünü" sürdürdüğünü vurguladı. Son bir haftada bu tanker ve birkaç “İran dışı” geminin geçişinin, Tahran yönetiminin davranışında bir değişiklik anlamına gelmediği ifade edildi.

Analizde, geçişlerin hâlâ "Tahran'ın savaş boyunca gelişmelere -ki buna ABD'nin İran limanlarındaki ablukası da dahil- göre uyarladığı yeni navigasyon düzenine" sıkı sıkıya bağlı olduğu aktarıldı.

"Tahran'ın en güçlü kozu"

Analizde, özellikle petrol tankerleri olmak üzere bu trafiği kontrol etmenin, Tahran yönetimi için bu krizdeki "en güçlü koz" olduğu ve İranlı yetkililerin bu kozu "baskı oluşturmak ve nüfuz yansıtmak için oynamaya devam edeceği" belirtildi.

Ticari gemilerin, özellikle İran'ın kendilerine zorunlu kıldığı ve uluslararası sular yerine İran'ın karasularından geçen yeni güzergâhlara uymadan, Hürmüz'den güvenli şekilde geçebileceklerine dair "garantilerden yoksun" olduğu ifade edildi.

Hindistan ve Pakistan bağlantılı gemiler zorlanıyor

Analizde, boğazdan çıkış yapabilen bazı gemilerin, bağlı oldukları ülkelerin (Hindistan, Japonya, Pakistan gibi) Tahran'a ulaşmasının ardından geçiş yapabildiği bildirildi. Ancak bu düzenlemelerin bile "sorunsuz işlemediği" kaydedildi.

18 Nisan'da İran'ın geçiş kontrolünü yeniden sıkılaştırmasından bu yana Pakistan ve Hindistan bağlantılı gemilerin boğazdan çıkmakta zorlandığı belirtildi.

Söz konusu ülkelerin (Irak gibi diğer ithalatçı ve ihracatçıların yanı sıra) enerji güvenlikleri için Hürmüz güzergâhına "büyük ölçüde bağımlı" olduğu vurgulandı.

Analizde, 18 Nisan'daki “kısıtlamalardan” önce boğazdan çıkan son Pakistan bandralı tankerin “Şalamar” olduğu, ancak Pakistan bandralı “Haydarpur” isimli tankerin 18 Nisan'da çıkamayarak geri dönmek zorunda kaldığı ve 30 Nisan'a kadar izin verilmediği aktarıldı.

Irak bağlantılı gemi de bekliyor

Haydarpur çıkış yaparken bile, Malta bandralı Agios Fanourios I isimli tankerin Irak'ta yüklediği petrolle "belirsizlik içinde" beklemeye devam ettiği belirtildi.

Analizde, Bağdat ile iş yapan gemilerin bu tür kısıtlamalardan muaf tutulması gerektiği ancak "gemi verilerinin bunu henüz göstermediği" ifade edildi.

Savaş öncesinde Irak'ın Hürmüz üzerinden güney ham petrol ihracatının günde 3 milyon varilin üzerinde olduğu, ancak savaşla birlikte "felç olduğu" bildirildi.

İki Hindistan bandralı gemiye saldırı

Analizde, 18 Nisan'da boğazdan geçmeye çalışan en az iki Hindistan bandralı geminin saldırıya uğradığı belirtildi.

Sanmar Herald isimli çok büyük ham petrol tankerinin, İran Devrim Muhafızları Ordusu’na ait botlar tarafından "ateş altına alındığı" ve geri dönmek zorunda kaldığı aktarıldı.

Yeni Delhi yönetiminin "derin endişe" dile getirerek Tahran'dan Hindistan'a giden gemilerin geçişini kolaylaştırmasını istediği bildirildi.

"Karanlıkta" geçiş yapan gemi

İlginç bir şekilde, Liberya bandralı Jiaolong isimli tankerin, İran'ın “baskısına” rağmen Körfez'den yük alıp Hindistan'daki bir rafineriye teslimat yapabildiği iddia edildi.

Analizde, bu geminin Otomatik Tanımlama Sistemini (AIS) kapatarak boğaza girdiği ve yine AIS'i kapalı şekilde çıktığı, yükün 26 Nisan'da Hindistan'daki Camnagar rafinerisine ulaştığı ileri sürüldü.

Ayrıca, en az altı Dynacom tankerinin savaş başladığından bu yana bölgeye girip çıkmayı başardığı ancak bunu "yüksek güvenlik riskleri" altında nasıl başardıklarının ve AIS kapatmanın "engelsiz seyir" sağlayıp sağlamadığının bilinmediği vurgulandı.

Gemilerin bu şekilde "karanlıkta" boğazdan geçişinin "çok riskli" olduğu ifade edildi.

Küresel enerji piyasalarına etkisi

Uluslararası Enerji Ajansı'na atıfla, savaş nedeniyle petrol ihracatındaki toplam kaybın "günde 13 milyon varili aştığı" ve bunun küresel piyasalar, fiyatlar ve talep üzerinde "inkâr edilemez bir baskı" oluşturduğu bildirildi.

Analizde, Körfez'deki bu varillerin kolayca ikame edilemeyeceği, alternatif arz havuzunun "sınırlı" olduğu ve rekabetin "keskin" olduğu belirtildi.

ABD ham petrol ihracatının savaş öncesi şubat ayında günde 3,8 milyon varilden nisan ayında 5,2 milyon varile çıktığı ancak bunun "yeterli bir ikame olmaktan uzak" olduğu ifade edildi.

Suudi Arabistan ve BAE'nin Hürmüz'ü baypas etmek için iki boru hattı kullandığı ancak bu hatlarla taşınan miktarın, daha önce boğazdan geçen hacimlerden "çok daha az" olduğu belirtildi.

Ayrıca, bu boru hatlarının diğer petrol ürünlerini veya bölgedeki sıvılaştırılmış doğal gaz akışını (küresel LNG arzının yaklaşık yüzde 20'si) taşıyamadığı kaydedildi.

"Hürmüz üzerinden akışların yeniden başlaması en önemli değişken"

Uluslararası Enerji Ajansı'nın değerlendirmesine göre, "Hürmüz Boğazı üzerinden akışların yeniden başlaması, enerji arzı, fiyatlar ve küresel ekonomi üzerindeki baskının hafifletilmesinde tek en önemli değişken olmaya devam ediyor."

Ancak analizde, Tahran'ın bunu kolaylaştırmasının "pek olası olmadığı", özellikle de ABD ablukasının İran petrolünü Asya ülkelerine (başta rejimin en büyük müşterisi Çin) taşıyan tankerleri aksattığı bir dönemde bu durumun geçerli olduğu belirtildi.

Tanker geçişlerinde “dramatik düşüş”

Analize göre, Hürmüz'den petrol ve gaz tankeri geçişleri savaş öncesi rakamlara kıyasla "çok düşük seviyede".

Yalnızca 28 Şubat'ta yaklaşık elli tankerin girip çıktığı, ancak bu sayının 28 Nisan'da Idemitsu Maru dahil "üç tanker kadar" düştüğü bildirildi.

Tahran'ın Körfez'de mahsur kalan tankerler üzerindeki baskıyı sürdürmesinin beklendiği, bunun kısmen ABD Donanması'nın İran petrol tankerlerini ve diğer gemileri limana dönmeye yönlendirmesine ve "yanlış bandralı" İran petrolü taşıyan gemilere el koymasına bir tepki olduğu ifade edildi.

"Yeni denizcilik düzeni"

Analizde, Tahran'ın ABD baskısı altında boyun eğip petrol tankerlerinin boğazdan serbestçe geçişine izin vermesi durumunun "olumlu bir sinyal" olacağı ancak şu ana kadar "buna dair bir işaret bulunmadığı" belirtildi.

Savaş patlak verdiğinde İran'ın deniz sahasına hakim olmak için "erken adımlar attığı" ve geçmişteki gemi saldırısı taktiğine güvenmek yerine Hürmüz geçişleri üzerinde "sıkı kontrol kurma ve sürdürmeye odaklandığı" kaydedildi.

Analizde, ABD ablukası ortamında Tahran'ın boğazı kullanan diğer ülkelere yönelik kısıtlamalarını, yakın sulardaki "güvenlik tehditlerine" karşı "gerekli ve orantılı bir önlem" olarak göstermeye devam edeceğinin tahmin edildiği belirtildi.

Boğazın yeniden açılmasına yönelik siyasi bir anlaşmaya varılsa bile normale dönüşün "hızlı olmayacağı" ifade edildi.

Analizin sonunda, İran'ın savaşın getirdiği yeni jeopolitik koşulları "deniz sahasında nüfuz yansıtarak kullanmaya devam edeceği" öngörüldü.

"Seyir özgürlüğü ilkesini altüst ettiği ve deniz güvenliğini ciddi şekilde aşındırdığı" belirtilen İran'ın, bölgedeki "yeni denizcilik düzeni" olarak tanımlanan bu durumu şu anda "yönettiği" kaydedildi.

 



Makaleler

Güncel