İranlı kaynaklar, Tahran’ın ABD’nin önerisini “Trump’ın dayatmalarına teslimiyet” olarak gördüğünü belirtirken, Washington’da ise Hürmüz Boğazı’na yönelik “Özgürlük Projesi” planı ve İran altyapısına saldırı seçeneklerinin tartışıldığı bildirildi.
YDH- İran tarafından, ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran’ın yanıtını reddetmesine ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak Tesnim Haber Ajansı’nın aktardığı bilgide, konuya yakın bir kaynak “Trump memnuniyetsizlik gösteriyorsa, bu genellikle planın daha iyi olduğu anlamına gelir.” dedi.
Kaynağın ayrıca, “Amerikan başkanının tepkisi önemli değil. İran’da kimse Trump’ı memnun edecek bir plan hazırlamakla uğraşmıyor” ifadelerini kullandığı aktarıldı.
İran’ın yanıtında hangi maddeler vardı?
İran’ın ABD önerisine verdiği yanıtın tüm ayrıntıları netleşmezken, Tesnim Haber Ajansı şu maddelerin yer aldığını bildirdi:
Tüm cephelerde savaşın derhal durdurulması
İran’a yönelik gelecekte saldırı düzenlenmeyeceğine dair güvence verilmesi
Petrol ihracatına yönelik kısıtlamalar dahil tüm ABD yaptırımlarının 30 gün içinde kaldırılması
İlk anlaşmanın imzalanmasıyla birlikte deniz ablukasının sona erdirilmesi
Dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması
ABD taahhütleri karşılığında Hürmüz Boğazı yönetiminin İran’a bırakılması
İran devlet televizyonu ise ABD planının reddedildiğini ve söz konusu planın “Trump’ın dayatmalarına teslimiyet anlamına geldiğini” bildirdi.
Washington’da iki senaryo tartışılıyor
Axios’un haberine göre Trump’ın müzakereleri sürdürüp sürdürmeyeceği ya da askerî seçeneğe yönelip yönelmeyeceği netleşmedi.
Eski ABD Savunma Bakan Yardımcısı yardımcısı Michael Mulroy dahil bazı analistler iki olası senaryodan söz etti.
“Özgürlük Projesi” planı
İlk senaryonun, uzun süreli deniz çatışmasını öngören “Özgürlük Projesi” planı olduğu belirtildi. Bu plana göre Hürmüz Boğazı kapalı tutulacak ve İran limanlarına yönelik deniz ablukası sürecek.
Bunun dünya ekonomisi ve enerji piyasaları üzerinde ciddi sonuçlar doğurabileceği ifade edildi.
Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, İran’ın yanıtını “kesinlikle kabul edilemez” olarak nitelendirerek, “İran konusunda yeni bir yaklaşımı değerlendirme zamanı geldi.” dedi.
Trump’ın daha önce, Tahran ile müzakerelerin istediği şekilde sonuçlanmaması halinde “Özgürlük Projesi” projesini devreye sokmakla tehdit ettiği belirtildi.
Askerî uzman Tuğgeneral İlyas Hanna ise planın, Hürmüz’de daha büyük askerî güç kullanılarak deniz yollarının kontrol altına alınmasını amaçlayan genişletilmiş bir operasyon olabileceğini söyledi.
İkinci senaryo: İran altyapısına saldırılar
Mulroy’a göre ikinci seçenek, İran’ın altyapısını hedef alan daha geniş askerî saldırılar düzenlenmesi.
Mulroy, bunun Tahran üzerindeki baskıyı artırarak Trump’ın istediği tavizleri vermeye zorlamayı amaçladığını belirtti. ABD’nin bu ihtimal doğrultusunda bölgeye ek güç sevk ettiği ve mühimmat stoklarını artırdığı ifade edildi.
Ancak Mulroy, böyle bir senaryonun İran’ın da bölgedeki petrol ve doğal gaz altyapılarını hedef almasına yol açabileceğini, bunun da enerji fiyatlarını daha da yükselteceğini söyledi.
Mulroy ayrıca savaşın yalnızca doğrudan tarafları etkilemeyeceğini, küresel ekonomi üzerinde de ciddi sonuçlar doğuracağını ifade etti.
Bloomberg’in haberine göre bugün (Pazartesi) 40’tan fazla ülke, ateşkes sağlanması halinde Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilere eşlik edecek Avrupa öncülüğündeki askerî misyona katkılarını görüşmek üzere toplanacak.
Trump’tan Obama’ya suçlama
Trump, eski ABD Başkanı Barack Obama’yı İran’a yakın durmak ve İsrail ile müttefiklerini yalnız bırakmakla suçladı.
Trump, eski nükleer anlaşma kapsamında İran’ın elde ettiği mali kaynakların bir daha sağlanmayacağını belirterek, “Yüz milyarlarca dolar ve ayrıca nakit olarak uçağa yüklenip Tahran’a gönderilen 1,7 milyar dolar” ifadelerini kullandı.
Gazeteci Sharyl Attkisson ile yaptığı röportajda Trump, ABD ordusunun “iki hafta daha devreye girip tüm hedefleri vurabileceğini” söyledi.
Trump, “Belirli hedeflerimiz vardı ve muhtemelen bunların yüzde 70’ini vurduk. Ama teorik olarak vurabileceğimiz başka hedefler de var.” dedi.
Netanyahu: “Savaş bitmedi”
Benyamin Netanyahu da Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde İran’ın yanıtını değerlendirdi.
CBS News’e konuşan Netanyahu, savaşın henüz sona ermediğini belirterek, İran’daki zenginleştirilmiş uranyumun çıkarılması, nükleer tesislerin sökülmesi, İran’ın bölgesel müttefikleri ve balistik füze kapasitesi konusunda “yapılması gereken daha çok iş olduğunu” söyledi.
Reuters’ın aktardığına göre Netanyahu, zenginleştirilmiş uranyumun taşınması için diplomasinin en iyi yöntem olduğunu söyledi ancak bunun zorla yapılması ihtimalini dışlamadı.
“İran savaş ihtimalini dışlamıyor”
Bazı analistler, İran’ın uzun süredir savaş seçeneğine hazır olduğunu ve ABD’nin müzakerelerde “tam teslimiyet” dayatmaya çalıştığına inandığını belirtti.
Eski İranlı diplomat Abbas Hameyar, İranlıların “direnişin bedelinin teslimiyetin bedelinden daha düşük olduğuna” inandığını söyledi.
Hameyar, İran’ın “tehdit altında müzakere etmeyeceğini” ifade etti.
İran devlet televizyonunun aktardığına göre, İran’ın Pakistan üzerinden yanıtını göndermesinden önce Ali Abdullahî, İran Devrim Lideri Mücteba Hamenei ile görüştü ve “askerî operasyonların sürdürülmesi ile düşmanlara sert şekilde karşılık verilmesi” yönünde yeni talimatlar aldı.
“Müzakere kapısı tamamen kapanmadı”
Ortadoğu politikaları uzmanı Mahcub ez-Zuveyri ise savaşın yeniden başlamasının kesin olmadığını söyledi.
Zuveyri, ABD’nin savaşın ilk 40 gününde çok büyük güç kullandığını ancak hedeflerine ulaşamadığını belirtti.
Trump’ın açıklamalarının hâlâ siyasi baskı ve müzakere süreci kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Zuveyri, diplomasi seçeneğinin tamamen kapanmadığını vurguladı.
Gözler Trump’ın Çin ziyaretinde
Müzakere ihtimalini güçlendiren unsurlardan birinin de Trump’ın bu hafta Çin’e yapacağı ziyaret olduğu belirtildi.
Wall Street Journal’ın aktardığına göre ABD’li yetkililer, Trump’ın Pekin’den İran savaşını sona erdirecek bir anlaşmaya destek vermesini isteyeceğini söyledi.
Gazete, olası bir anlaşmanın Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in küresel rolünü güçlendirebileceğini değerlendirdi.
Üst düzey ABD’li yetkililer ayrıca, Trump ile Xi arasındaki görüşmeler başladığında “Hürmüz Boğazı krizi ve İran’ın nükleer tavizleri reddetmesinin ikinci plana düşeceğini” ifade etti.
Financial Times ise bir ABD’li yetkilinin, Trump’ın Çin’in İran’a desteğini azaltması için Xi üzerinde baskı kurmasını beklediğini aktardı.
Belirsizlik sürüyor
Analistler, İran’ın yanıtı ve ABD’nin bunu reddetmesinin ardından sürecin nasıl ilerleyeceğine dair kesin bir tablo oluşmadığını belirtiyor.
Uzmanlara göre, en azından Trump’ın Çin ziyareti tamamlanana kadar ihtiyatlı bir sakinlik sürebilir; sonrasında ise süreç yeniden müzakere ya da askerî tırmanma arasında şekillenebilir.