Tahran’ın Körfez stratejisi: Ayrışmalar üzerinden denge siyaseti

img
Tahran’ın Körfez stratejisi: Ayrışmalar üzerinden denge siyaseti YDH

İran’ın, Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki farklılaşmayı stratejik bir fırsat olarak değerlendirerek Körfez’deki gerilimleri kendi bölgesel politikasını güçlendirecek şekilde kullandığı belirtildi.




YDH- İran ile ABD arasındaki kırılgan ateşkes sürerken, Tahran’ın geçen hafta aldığı ABD önerisine verdiği yanıt, Washington’da “sert” bir tepkiyle karşılandı.

El-Ahbar’ın bildirdiğine göre, İran, yanıtını Pakistanlı arabulucu aracılığıyla ABD’ye iletti. Ancak Başkan Donald Trump, kısa süre sonra yaptığı açıklamada, yanıtı “tamamen kabul edilemez” olarak nitelendirdi.

Trump’tan sert tepki: “Tamamen kabul edilemez”

El-Ahbar’ın aktardığına göre, ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, “İran’ın sözde temsilcilerinden gelen yanıtı henüz okudum. Hiç hoşuma gitmedi. Tamamen kabul edilemez. Bu konuya gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.

Trump, daha sonraki bir konuşmasında İran’ı 47 yıldır kendilerini oyalamakla suçlayarak, “İran’ın 2015 nükleer anlaşmasıyla elde ettiği paraları bir daha asla alamayacaklarını” vurguladı.

Öte yandan, Trump, enkaz altındaki yüksek oranda zenginleştirilmiş İran uranyumuna da dikkat çekerek, ABD Uzay Kuvvetleri’nin bu uranyumu izlediğini belirtti.

El-Ahbar’ın bildirdiğine göre Trump, “Yakınına gelen olursa, bunu bileceğiz ve patlatacağız.” tehdidinde bulundu ve şu ifadeleri ekledi: “İran’a karşı iki hafta daha askerî harekât düzenleyebilir, belirlenmiş her hedefi vurabiliriz. Hedeflerimizin yaklaşık yüzde 70’ini zaten gerçekleştirmiş olabiliriz.”

İran’dan “gerçekçi ve olumlu” vurgusu

El-Ahbar’ın, Katar merkezli el-Cezire kanalına dayandırdığı bilgilere göre, İranlı bir kaynak ülkesinin yanıtını “gerçekçi ve olumlu” olarak tanımladı.

Kaynak, yanıtın “başta Lübnan olmak üzere tüm bölgede savaşı sona erdirmeye ve ABD ile anlaşmazlıkları çözmeye odaklandığını” belirtti.

Aynı kaynak şu vurguları yaptı: “Yanıtımız, tüm yaptırım biçimlerinin kaldırılmasına yönelik açık ve güvenceli bir mekanizmanın varlığını zorunlu kılıyor. Ayrıca, ABD ile varılacak herhangi bir anlaşmanın uygulanmasına ilişkin net uluslararası garantiler gerekiyor.”

Söz konusu kaynak şöyle devam etti: “ABD’nin yanıtımıza olumlu yaklaşması, müzakereleri hızlı biçimde ilerletecektir. Şimdi seçim Washington’da ve siyasi gerçekçiliğe bağlılık belirleyici olacaktır.”

El-Ahbar’ın aktardığına göre, Wall Street Journal gazetesi ise kaynaklara dayandırdığı haberinde, “İran’ın yanıtı, ABD’nin nükleer programa ilişkin taleplerini karşılamıyor” değerlendirmesinde bulundu. Gazete, İran’ın şunları önerdiğini yazdı:

Yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun bir kısmının eritilmesi, kalanının ise ABD dışında bir ülkeye gönderilmesi,

Müzakerelerin başarısız olması halinde gönderilen uranyumun iade edilmesi için garantiler talep edilmesi,

Zenginleştirmenin 20 yıldan daha kısa bir süre için askıya alınmasına hazır olunması, ancak nükleer tesislerin sökülmesinin kesinlikle reddedilmesi.

El-Ahbar’ın belirttiğine göre, Pakistanlı arabulucu General Asım Munir, İslamabad’ın arabuluculuk çabalarını sürdürdüğünü açıkladı.

Körfez’de stratejik ayrışma: Suudi Arabistan ve BAE arasında derin uçurum

El-Ahbar’ın makalesinde vurguladığı bir diğer kritik nokta ise İran’ın bölge politikasında Körfez ülkelerine yönelik “farklılaştırılmış stratejisi” oldu.

Gazeteye göre, “Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasındaki ayrışma, hiç olmadığı kadar belirgin hale geldi.”

İran, bu ayrışmayı bilinçli olarak kullanarak “BAE’yi geniş çaplı cezalandırmayı, Suudi Arabistan’a karşı ise esnek davranmayı” hedefliyor.

El-Ahbar’ın aktardığına göre, bu stratejinin somut adımı 4 Mayıs’ta yaşandı. İran, o gün BAE’nin Füceyra bölgesindeki sanayi bölgesi ve enerji tesislerine insansız hava araçları ve füzelerle saldırı düzenledi. Saldırıyı resmen üstlenmeyen İran, saldırıdan bir hafta önce Suudi Arabistan’a, “Ebu Dabi’yi şiddetle vuracağını” diplomatik kanallarla bildirmişti.

El-Ahbar’ın belirttiğine göre: BAE savunması, 3 seyir füzesi ve 12 balistik füze engellediğini duyursa da Füceyra’da çıkan yangınlar hedeflerin vurulduğunu ve somut hasar oluştuğunu gösterdi.

Suudi Arabistan, İran’ın söylem ve eylemlerine açıkça karşı çıkmasına rağmen, pratikte BAE’yi destekleyecek herhangi bir adım atmaktan kaçındı.

El-Ahbar, İran’ın BAE’ye bakışındaki köklü değişimi, İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komitesi üyesi Ali Hızriyan’ın sözleriyle aktarıyor.

Hızriyan, “İran artık BAE’yi komşusu olarak görmüyor; onu düşmanlarının üssü olarak görüyor.” ifadelerini kullandı ve şu tehdidi savurdu:

“BAE’ye, Irak Kürdistan Bölgesi’ne uyguladığımız yöntemi uygulayacağız. Kendi güvenliğimiz için tehdit oluşturduğunu düşündüğümüz her noktayı vurmaktan çekinmeyeceğiz.”

İran-Suudi hattında diplomasi sürüyor

El-Ahbar’ın bildirdiğine göre, BAE’ye yönelik saldırıdan sadece 48 saat sonra İran ve Suudi Arabistan dışişleri bakanları Abbas Arakçi ve Faysal bin Ferhan bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Taraflar, “gerilimin tırmanmasını önlemek için bölgesel işbirliğini güçlendirmenin gerekliliğini” vurguladı.

İran Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre, liderler “diplomatik yolun sürdürülmesi ve Batı Asya ülkeleri arasında yakın koordinasyonun artırılması” konusunda anlaştı.

El-Ahbar’ın aktardığına göre, İran’ın Riyad Büyükelçisi Ali Rıza İnayeti geçen hafta yaptığı açıklamada, “Suudi Arabistan Krallığı, gerilimi azaltma ve ilave tırmanışı önleme yönündeki tutumuna bağlılığını sürdürüyor.” ifadelerini kullandı.

Gazeteye göre, Çin’in arabuluculuğunda yürütülen İran-Suudi yakınlaşması da devam ediyor. Pekin son olarak bölgede barış için 4 maddelik bir girişim açıkladı.

El-Ahbar, son olarak şu değerlendirmeyi yapıyor: “İran’ın izlediği strateji akıllı görünmekle birlikte, büyük riskler de taşıyor. Suudi-BAE anlaşmazlığının bir silahlanma yarışına ve daha sert bir güvenlik rekabetine dönüşmesi halinde, Tahran sonunda karşısında daha güçlü ve daha donanımlı iki düşman bulabilir.”