Kaani Bağdat'ta: Bir güvenlik operasyonu olarak siyaset

img
Kaani Bağdat'ta: Bir güvenlik operasyonu olarak siyaset YDH

❝Tahran yönetimi artık Irak’ın güvenliğini, doğrudan kendi ulusal güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olarak görüyor.❞




Fakir Fadel

YDH- El-Ahbar yazarı Fakir Fadel, Kudüs Gücü Komutanı General İsmail Kaani'yi, Irak’taki siyasi tıkanıklığı çözmeye gelen bir arabulucudan ziyade, Irak’ı İran’ın "ileri savunma hattı" olarak tahkim etmeye gelen bir komutan olarak resmediyor. Ziyaretin, Batı medyasındaki "İsrail üssü" iddialarıyla eş zamanlı olması, Kaani’nin bu iddiaları bir "casusluk ve sızma tehdidi" olarak ele aldığını gösteriyor. Fadel, Kaani’nin bu iddiaları ciddiye alarak savunma kanallarını bizzat denetlediğini vurguluyor

 

✱✱✱


Irak’taki siyasi ve güvenlik krizi daha önce görülmemiş bir kördüğüme dönüşürken, Kudüs Gücü Komutanı General İsmail Kaani’nin son iki gündür Bağdat’ta olması kritik bir dönüm noktasını işaret ediyor.

Sadece yeni hükümetin kurulma sürecini değil, bölgesel dengeleri de sarsan bu hamle; özellikle Batı medyasının "Irak topraklarında İsrail askerleri var" iddialarının hemen ardından gelmesiyle stratejik bir anlam kazanıyor.

Siyasi ve askeri çevrelerden sızan bilgilere göre Kaani’nin temasları; direniş liderleri, nüfuzlu siyasetçiler ve üst düzey yetkililerle yapılan görüşmelerle birlikte tamamen "güvenlik" odaklı bir zemine oturdu.

Masadaki asıl mesele ise bölgede tırmanan İran-İsrail ve İran-ABD gerilimiydi.

Bölgenin derinliklerine sızabilecek sofistike askeri senaryoların konuşulduğu şu günlerde kaynaklar; görüşmelerin asıl amacının grupları yeniden organize etmek ve güvenlik kanallarını her an açık tutmak olduğunu vurguluyor.

Stratejik güvenlik uzmanı Saif Raad, bu ziyareti şu şekilde yorumluyor:

"İran, Irak topraklarının kendisine yönelik operasyonlarda bir üs olarak kullanılmasından ciddi şekilde endişe ediyor. Tahran yönetimi artık Irak’ın güvenliğini, doğrudan kendi ulusal güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olarak görüyor."

Kaani’nin Bağdat trafiği, Batı medyasında Necef ve Kerbela arasındaki çöl bölgesinde gizli bir İsrail askeri üssü kurulduğuna dair iddiaların yayılmasıyla aynı döneme denk geldi.

Irak her ne kadar bu iddiaları resmi dille yalanlasa da Tahran meseleyi hafife almıyor.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, "bölgedeki Siyonist varlığın hiçbir hareketini göz ardı etmediklerini" ve konuyu Bağdat ile en üst düzeyde ele alacaklarını belirtti.

Öte yandan Irak Güvenlik Medya Birimi yabancı bir askeri hareketliliği reddederken; Parlamento Güvenlik ve Savunma Komitesi bu iddiaların peşini bırakmayarak güvenlik bürokrasisinin derhal ifadeye çağrılması gerektiğini duyurdu.

Gelişmeleri değerlendiren Koordinasyon Çerçevesi liderlerinden Ali Hüseyin şu yorumda bulundu: 

"Irak’ın egemenlik haklarının ihlal edilmesi veya topraklarımızda yabancı askeri faaliyetlerin barınması bağımsızlığımıza vurulmuş bir darbedir. Irak, ne bölgesel hesaplaşmaların sahası ne de komşumuz İran’ı hedef alan saldırıların sıçrama tahtası olacaktır,"

İranlı yetkililerin Bağdat ziyaretlerini, İsrail’den yükselen tehditlere karşı iki komşu ülkenin doğal bir güvenlik koordinasyonu olarak nitelendiren Hüseyin; Irak’ın asıl önceliğinin iç huzuru korumak ve her türlü sınır ihlalinin önüne geçmek olduğunu hatırlattı.

Irak’ı yeniden bir ateş çemberine sürükleyebilecek bu gerilim karşısında, direniş gruplarının da sahadaki rollerini yeniden tarttığı gözlemleniyor.

Siyasi kulislerde; özellikle sınır ötesi operasyon ihtimallerine karşı Tahran’ın, kontrolsüz bir çatışmanın fitilini ateşlememek adına Kasım Süleymani’den miras kalan askeri ve diplomatik kanalları kullanarak bu grupları dizginlemeye çalıştığı konuşuluyor.

Tüm bu güvenlik fırtınası, Başbakan adayı Ali Zeydi'nin hükümet kurma sürecine de gölge düşürdü.

Geçtiğimiz haftalarda tamamlanmasına kesin gözüyle bakılan kabine çalışmaları, değişen güvenlik dengeleri ve yeni bölgesel denklemler nedeniyle yeniden müzakere masasına dönmüş durumda.


Çeviri: YDH

İlgili Haberler