CNN tarafından gerçekleştirilen yeni kamuoyu araştırması, ABD halkının yüzde 77'sinin Başkan Donald Trump’ın politikalarının yaşam maliyetini artırdığı görüşünde olduğunu ortaya koydu.
YDH - ABD'de Başkan Donald Trump’ın ekonomi yönetimine yönelik toplumsal memnuniyetsizlik derinleşiyor.
SSRS tarafından gerçekleştirilen yeni CNN anketi, aralarında Cumhuriyetçilerin çoğunluğunun da bulunduğu Amerikalıların yüzde 77'sinin, Trump’ın politikalarının kendi bölgelerindeki yaşam maliyetini artırdığı görüşünde olduğunu gösterdi.
Anket verilerine göre, halkın yaklaşık üçte ikisi Trump’ın izlediği politikaların ülkedeki ekonomik koşulları kötüleştirdiğini ifade etti. Trump’ın ekonomiye yönelik genel onay oranı ise yüzde 30 ile başkanlık kariyerinin en düşük seviyesine geriledi.
Ekonomik hoşnutsuzluk, pandemi başlangıcından bu yana siyasi ortamın kalıcı bir unsuru haline gelirken, Joe Biden’ın başkanlığının başındaki kısa süreli iyimserlik haricinde ABD ekonomisine yönelik görüşler olumsuz seyretmeye devam etti.
Cumhuriyetçi Parti’nin ekonomik meseleleri yönetme konusunda uzun yıllardır sahip olduğu güven avantajı, Trump’ın ikinci dönem politikalarına yönelik eleştirilerle birlikte zayıflama emareleri gösteriyor.
Güncel veriler, yaşam maliyeti, orta sınıfa yardım ve enflasyon gibi temel ekonomik başlıklarda Demokratların, Cumhuriyetçilere kıyasla daha fazla güven duyulan taraf olduğunu ortaya koydu. Ancak halkın önemli bir kesimi, birçok başlıkta her iki partiye de güvenmediğini dile getirdi.
Trump’ın orta sınıfa yardım konusundaki performansı halkın yalnızca üçte biri tarafından onaylanırken, enflasyon yönetimine destek yüzde 26, benzin fiyatlarına yönelik tutumuna destek ise yüzde 21 seviyesinde kaldı.
Özellikle benzin fiyatları konusunda Cumhuriyetçilerin çoğunluğu dahi memnuniyetsizlik bildirdi. Trump’ın politikalarının yaşam maliyetini yükselttiğini düşünenlerin oranı geçen yıldan bu yana genel toplamda 17 puan, Cumhuriyetçiler arasında ise 25 puan artış gösterdi.
Partilere yönelik güven düzeyinde ise dengelerin değiştiği gözlemleniyor. Biden döneminde Cumhuriyetçilerin lehine olan 15 puanlık güven farkı kapanırken, yaşam maliyeti konusunda Demokratlar 9 puanlık bir avantaj yakaladı.
Demokrat eğilimli yetişkinlerin kendi partilerine olan güveni, Cumhuriyetçi eğilimlilere kıyasla 15 puan daha yüksek ölçüldü. Demokratlar ayrıca gelir eşitsizliği, sağlık maliyetleri ve orta sınıfa yardım konularında çift haneli farkla önde yer alırken; Cumhuriyetçiler borsa yönetimi konusunda güven üstünlüğünü korudu.
Vergi yönetimi başlığında ise taraflar arasındaki farkın daraldığı kaydedildi.
Anket sonuçları, Amerikalıların yüzde 85’inin kendisini işçi sınıfı, orta sınıf veya üst-orta sınıf olarak tanımladığını ve dörtte üçünün ekonomik sistemin güçlü çıkarlar lehine haksız bir şekilde yapılandırıldığını düşündüğünü gösterdi.
Öte yandan, toplumun yarısından fazlasının emeklilik fonları dahil olmak üzere borsada yatırımı bulunması, sınıfsal algı ile piyasa katılımı arasındaki dengeyi ortaya koydu.
Bağımsız seçmenlerin yarısından fazlası dahil olmak üzere, halkın yüzde 30'undan fazlası test edilen tüm konularda her iki partiye de güvenmediğini bildirdi.
Kamuoyu, 8 puanlık bir farkla, hükümetin "hak etmeyen" çok sayıda kişiye yardım etmesini, yeterince kişiye yardım edememesinden daha büyük bir sorun olarak nitelendirdi. Bu durum, sosyal güvenlik ağının genişletilmesine yönelik toplumsal talebin belirli sınırları olduğuna işaret etti.
Kayıtlı seçmenlerin ara seçim tercihleri incelendiğinde, yüzde 45’lik bir kesimin Demokrat adayı, yüzde 42’lik bir kesimin ise Cumhuriyetçi adayı desteklediği görüldü.
Hiçbir partiyi desteklemeyenlerin oranı yüzde 14 olurken, her iki partinin ekonomik mesajlarına mesafeli duran seçmenlerin genel eğilimde Demokratlara yöneldiği saptandı.
Ekonomi ve yaşam maliyeti, yüzde 55’lik bir oranla ülkenin karşı karşıya olduğu en önemli mesele olarak tanımlandı. Bununla birlikte, katılımcıların yüzde 57’si bu yılki ara seçimlerde ekonomi kadar önem taşıyan başka siyasi konuların da bulunduğunu ifade etti.
Özellikle herhangi bir partiye yakınlık hissetmeyen "gerçek" bağımsızların yüzde 60’ı ekonomiyi en önemli öncelik olarak görürken, siyasi gelişmeleri yakından takip etmeyen seçmen grubunda bu oran yüzde 52 olarak kaydedildi.
Son olarak, ara seçim sonuçlarının kişisel finansal durumları üzerinde büyük bir etki yaratacağını düşünenler ile etkili olmayacağını düşünenlerin oranı birbirine yakın seyretti.
Bu durum, Trump’ın "enflasyonu bitirme" vaatlerinin başkanlık seçimleri üzerinde büyük bir etki yaratacağına inanıldığı 2024 yılındaki algıdan belirgin bir uzaklaşma olarak değerlendirildi.