İngiltere’nin Hürmüz’e savaş uçakları ve donanma sevkiyatına karşı Tahran, boğazı kilitleme kapasitesi, sürü harbi doktrini ve enerji kartıyla Batı’ya çok cepheli bir caydırıcılık mesajı veriyor.
YDH- Uluslararası İlişkiler alanında doktora adayı olan İhsan Tekhaddusi, eski adıyla Twitter olan X mecrasında kaleme aldığı analizinde, İngiltere’nin Hürmüz Boğazı’na yönelik yeni askeri sevkiyatını ve Tahran’ın bu hamleye karşı masadaki stratejik seçeneklerini değerlendirdi.
Tekhaddusi, İngiliz hükümetinin resmi açıklamalarının aksine, Londra’nın bölgedeki askeri ve istihbari varlığının 40 Gün Savaşı’ndan bu yana devasa boyutlarda olduğunu ve Umman’daki üsler aracılığıyla bu desteğin sürdüğünü savunuyor.
İngiltere Savunma Bakanlığı’nın son dönemde 40’tan fazla ülkenin katılımıyla oluşturulan koalisyon kapsamında bölgeye İHA, Typhoon tipi savaş uçakları ve savaş gemileri gönderme kararını hatırlatan yazar, bu durumun bölgedeki tansiyonu doğrudan yükselttiğine dikkat çekiyor.
"Henüz sıcak temas kurulmadan doğrudan cephe alacağını ilan eden bu tutuma karşı Tahran’ın tavrı son derece net."
Denizde sürü taktiği ve füze şehirleri
Yazarın analizine göre Tahran, Batılı güçlerin devasa donanmalarına karşı konvansiyonel bir savaştan ziyade, jeopolitik avantajlarını ve asimetrik gücünü kullanmayı planlıyor.
Tekhaddusi, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki mutlak hakimiyetini bir "kilitleme mekanizması" olarak kurguladığını; deniz mayınları ve denetim rejimleri vasıtasıyla küresel deniz trafiğini fiilen durdurabileceğini ifade ediyor.
Haberde öne çıkan bir diğer teknik detay ise Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri’nin benimsediği "sürü harbi" doktrini.
Tekhaddusi, İran’ın ağır silahlarla donatılmış binlerce sürat teknesi ve intihar İHA’ları ile büyük savaş gemilerinin savunma sistemlerini etkisiz hale getirebileceğini öne sürüyor. Olası bir önleyici saldırıya karşı ise dağların derinliklerine inşa edilen yeraltı tesislerinin stratejik bir koruma sağladığını vurguluyor.
"Dağların derinliklerine inşa edilen 'füze şehirleri' bu gücün korunmasını garanti altına alıyor; 'vur ve gizlen' prensibi düşmanın mutlak bir zafer elde etme umudunu kırıyor."
Diplomasi ve enerji kartı
Tekhaddusi son olarak, askeri seçeneklerin yanı sıra diplomatik ve ekonomik silahların da devrede olduğunu belirtiyor.
Enerji fiyatlarındaki olası bir sıçramanın Avrupa ekonomileri üzerinde baskı oluşturacağını ve koalisyon bünyesinde çatlaklar yaratabileceğini savunan yazar, İran’ın bu stratejik kozları hem tehditleri savuşturmak hem de küresel enerji akışını yönetmek için kullanabileceği tespitinde bulunuyor.