İsrail'in güney Suriye'deki askeri hareketliliği mayısın ilk üçte birlik bölümünde hızlandı; karadan sızmalar, topçu atışları, keşif faaliyetleri ve tahkimat çalışmalarıyla birlikte saldırı sayısı 40'ı aştı.
YDH - El-Ahbar gazetesine konuşan yerel kaynaklara göre, güney Suriye'de mayıs ayında İsrail'in askeri faaliyetlerinde nisanın ikinci yarısına kıyasla belirgin artış yaşandı.
Mayısın ilk üçte birlik bölümünün sonuna kadar kaydedilen saldırı ve ihlal sayısı 40'ı aştı.
Söz konusu faaliyetler, büyük bölümü kara sızmalarından oluşan hareketliliğin yanı sıra geçici gözaltılar, kontrol noktaları kurulması, topçu atışları, keşif faaliyetleri ve İsrail'in 8 Aralık 2024'ten bu yana kurduğu dokuz noktadaki tahkimat ve kazı çalışmalarını kapsıyor.
Kuneytra, İsrail faaliyetlerinin ana merkezi olmayı sürdürürken, Deraa'da da dikkat çekici artış yaşandı.
Bölgedeki ihlallerin yaklaşık dörtte biri Deraa'da kaydedildi. Bu çerçevede ilin batı kırsalındaki Rakad Vadisi'nde sekiz askeri araçtan oluşan İsrail devriyesi bölgeye girdi.
Ani gerçekleştirilen harekat sırasında piyade birlikleri de bölgeye yayıldı. Yermuk Havzası'ndaki Cumle beldesinin çevresi de topçu atışlarıyla hedef alındı. Bölgedeki bu faaliyetlerin son dönemde neredeyse düzenli hale gelen operasyon modelinin parçası olduğu belirtiliyor.
Kuneytra'da ise İsrail ordusu tahkimat çalışmalarını sürdürüyor. Özellikle Tel Ahmer Şarki bölgesindeki savunma hazırlıkları yoğunlaştırılırken, Hamidiye Kışlası'nda görüşü engelleyen unsurlar kaldırılıyor. Bölgeye sevk edilen takviye birliklerinin ilin kuzey ve orta kırsalına yönelik kara sızmalarını yönettiği aktarılıyor.
İsrail'in bu faaliyetleri, eski rejimin devrilmesinden sonra açılan dört geçiş noktası üzerinden yürütülüyor. Bu noktalar arasında Asbah ile Rezzaniye geçişleri de bulunuyor. Bazı geçişlerin, kara sızmalarını meşrulaştırmak amacıyla "insani yardım" girişleri için kullanıldığı belirtiliyor.
Sahadaki veriler, Kuneytra'nın kuzey kırsalında uzun vadeli işgal düzeni oluşturma girişimlerinin hızlandığını gösteriyor. Bu kapsamda Hadar ile Tarance arasında yeni askeri nokta kurulması planlanıyor.
Bölgedeki tahkimat çalışmalarının niteliği, bu noktanın kalıcı üsse dönüştürülmesinin hedeflendiğine işaret ediyor.
Böylece İsrail'in güney Suriye'deki üs sayısı ona yükselmiş oldu. Bölgedeki en önemli üsler arasında Tel Kurs el-Nafl ile Hamidiye üsleri gösteriliyor.
Ayrıca İsrail'in aldığı tedbirlerde yedek birliklerden oluşan Gilead 96 tümeninin de görev alabileceğine dair işaretler bulunduğu aktarılıyor. Bu süreç, doğu sınırı boyunca "akıllı güvenlik duvarı" çalışmalarının yeniden başlatılmasıyla eş zamanlı ilerliyor.
Hader ile Tarance arasında kurulması planlanan yeni üs, Dürzi nüfusun yoğun olduğu bölgede yer alması nedeniyle ayrıca önem taşıyor.
İsrail'in özellikle Şam'ın batı kırsalıyla iç içe geçmiş Şeyh Dağı köylerinde "yumuşak güç" araçları üzerinden nüfuzunu kalıcı hale getirmeye çalıştığı belirtiliyor.
İsrail daha önce Hader'de İsrail hastanesi kurmuş, Süveyda'da ise İsrail'de eğitim alan ekiplerin görev yaptığı itfaiye merkezi oluşturmuştu.
İsrail ordusundan subay ve komutanların bölgeye açık ya da gizli ziyaretler gerçekleştirdiği de aktarılıyor.
Bu ziyaretlerin sonuncusu geçen perşembe günü gerçekleşti. Dürzi kökenli İsrail generali Gassan Alyan, Şam kırsalındaki Katana bölgesine bağlı Rime köyünü ziyaret etti.
Alyan ile beraberindeki askerlerin bölgedeki kanaat önderleri ve sakinlerle öğle yemeğinde bir araya geldiğini gösteren görüntüler yayımlandı.
El-Ahbar gazetesinin aktardığı bilgilere göre, Alyan'ın ziyareti ne onun ne de diğer İsrailli subayların bölgeye yaptığı ilk ziyaret oldu.
Ancak ziyaretin zamanlaması ve gündemi yeni anlamlar taşıyor. Ziyaret, Suriye ile İsrail arasında yeniden müzakere ihtimalinin konuşulduğu dönemde gerçekleşti.
Haberde ayrıca görüşmelerde, İsrail'in Suriyeli Dürzilere sunmayı planladığı hizmetlerin ele alındığı belirtildi. Bu başlıklar arasında, işgal altındaki topraklarda çalışma izni verilmesi, Süveyda'daki eğitim sektörünün geleceği, İsrail'in bölgedeki faaliyetlerine karşı çıkan toplumsal kesimlerle yaşanan gerilimin nasıl kontrol altına alınacağı ve mali desteğin artırılması gibi konular yer aldı.
El-Ahbar'ın aktardığı bilgilere göre, İsrail'in sağladığı mali destek aile başına aylık yaklaşık 400 dolara ulaşıyor.
Öte yandan geçiş yönetiminin, İsrail'in bölgedeki yayılmasına karşı somut tepki vermediği görülüyor. Özellikle toplumsal düzeyde herhangi ciddi girişim kaydedilmediği belirtiliyor.
İsrail sızmaları nedeniyle evlerinden ve binlerce dönüm araziden mahrum kalan bölge sakinleriyle temas kurmaya yönelik ciddi adımların atılmadığı ifade ediliyor.
İsrail'in söz konusu arazileri askeri noktalara dönüştürdüğü ve bölge halkının günlük yaşamını bu üsler üzerinden denetlediği aktarılıyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü de "İsrail, işgal altındaki Suriye Golanı'nda savaş suçlarını finanse ediyor" başlıklı raporunda benzer uyarılarda bulundu.
Kuruluş, 17 Nisan'da kabul edilen ve bütçesi 334 milyon doları bulan planın, 2030'a kadar bölgeye 3 bin yeni İsrailli ailenin yerleştirilmesini hedeflediğini belirtti.
Rapora göre plan, 1977'de kurulan ilk yerleşimin genişletilmesini de içeriyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü, sabit askeri tesislerin kurulması, tarım arazileriyle su kaynaklarının tahrip edilmesi ve Suriyeli sivillerin "suçlama olmaksızın" İsrail'e götürülmesinin, yerinden edilen sivillerin köylerine dönüşünü imkansız hale getirdiğini kaydetti.
Kuruluş ayrıca Kuneytra, Deraa ve Süveyda'da 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Hattı'nın ötesine geçen yeni askeri sızmalar tespit ettiğini bildirdi.
Raporda, bu faaliyetlerin silah tehdidi altında ailelerin zorla yerinden edilmesi, gözaltılar ile evlerin ve ağaçların buldozerlerle yıkılmasıyla birlikte yürütüldüğü belirtildi.