Aşırı milliyetçi İsraillilerin Doğu Kudüs’ün işgalini anmak için düzenlediği yıllık "Bayrak Yürüyüşü", ırkçı sloganlar, el-Aksa baskınları ve yerli Filistinli nüfusun kendi mahallelerinde tamamen görünmez kılınmasıyla tırmanan bir gövde gösterisine dönüştü.
YDH- İşgal altındaki Doğu Kudüs’te yer alan Eski Şehir’in Müslüman Mahallesi, Perşembe günü öğle saatlerine gelindiğinde büyük ölçüde boşaldı.
Şehirdeki 48 yaşındaki Filistinli esnaf Fadi, tezgahını içeri çekip metal kepengini indirdiği sırada, "Eğer saldırıya uğramak istemiyorsam dükkanımı kapatmak zorundayım" sözleriyle içinde bulunduğu durumu özetledi.
Normal şartlar altında Eski Şehir için oldukça canlı ve hareketli geçen Perşembe günleri, bu kez aşırı milliyetçi İsrailliler tarafından düzenlenen yıllık "Bayrak Yürüyüşü" nedeniyle kesintiye uğradı.
"Kudüs Günü" münasebetiyle düzenlenen ve güzergahı kasıtlı olarak Müslüman Mahallesi’nden geçirilen yürüyüş öncesinde, Filistinli sakinler ve tüccarlar dükkanlarını kapatmaya, kendilerini evlerine kilitlemeye veya bölgeyi tamamen terk etmeye zorlandı.
Erken başlayan gerilim ve esnafa yönelik saldırılar
Buna rağmen, örgü kipaları ve uzun zülüfleriyle bilinen aşırı sağcı yerleşimci grupları, resmi etkinliklerin başlamasından saatler önce sokaklarda yürümeye başladı.
Gençlerden oluşan bir grup, henüz açık olan bir Filistin dükkanının önünden geçerken hakaretler savurdu.
Bu sözlü taciz, kısa süre içinde iki esnafa yönelik fiziksel saldırıya dönüştü.
Esnaflar kendilerini plastik sandalyelerle savunmaya çalışırken, bölgede bulunan "Koruyucu Varlık" aktivistleri de durumu yatıştırmak için müdahale etti.
Yaklaşık 30 saniye süren bu arbede, söz konusu gençlerin gün boyunca nasıl bir cezasızlık zırhından faydalanacağına dair erken bir gösterge oldu.
Eski Şehir genelindeki yoğun silahlı polis varlığına rağmen, birçok iş yeri sahibi dükkanlarının yağmalanmasını veya tahrip edilmesini sadece izlemekle yetindi.
Her yıl, Doğu Kudüs’ün 1967’deki işgali ve ardından, 1948 Nakba sürecinde Siyonist milisler tarafından ele geçirilen Batı Kudüs ile "birleştirilmesi" anısına düzenlenen bu sahneler, zamanla daha da kemikleşti.
Aşırı sağın giderek daha fazla egemen olduğu yürüyüş, yıllar içinde daha oynak ve tehlikeli bir hal alarak, İsrail’in kentteki Filistinli nüfus üzerindeki hakimiyet ve kontrol gösterisine dönüştü.
Üçüncü Tapınak sembolizmi ve el-Aksa baskını
Güvenlik güçleri, aralarında 12 yaşında çocukların da bulunduğu bu grupları kolaylıkla kontrol altına alabilecekken, İsrail birimleri yürüyüş boyunca Filistinlileri veya mülklerini koruma konusunda isteksiz bir tutum sergiledi.
Bu kasıtlı ihmal karşısında sivil aktivistler devreye girmek zorunda kaldı.
Standing Together (Birlikte Ayakta) hareketinden aktivist Yonatan Shargian, "Her yıl burada zorbalık, sözlü nefret ve fiziksel şiddet yaşanıyor" diyerek sahada tanıklık ettiği durumu aktardı.
Şiddetin tırmanmasına paralel olarak aktivist sayısının da arttığını belirten Shargian, varlıklarının aynı zamanda "Bu kentin hepimize ait olduğu ve herkesin kendini güvende hissetmeyi hak ettiği" mesajını taşıdığını ifade etti.
Müslüman Mahallesi’ni basan kalabalıkların hemen yakınında ise Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, yüzlerce yerleşimciyle birlikte el-Aksa Camii’ne baskın düzenledi.
Aşırı sağcı siyasetçi, burada bir İsrail bayrağı sallayarak, İslam’ın en kutsal mekanlarından biri üzerinde tam İsrail egemenliği kurulması yönündeki aşırılıkçı arzuyu tetikleyecek şekilde, "Tapınak Tepesi bizim elimizdedir" ilanında bulundu.
Ben Gvir’in yanında yer alan milletvekili Yitzhak Kroizer ise günün ilerleyen saatlerinde yaptığı Facebook paylaşımında, caminin kaldırılarak yerine Üçüncü Yahudi Tapınağı’nın inşa edilme vaktinin geldiğini savundu.
Sözlü tacizler ve gazetecilere yönelik şiddet
Gün ilerledikçe yerleşimciler, Müslüman Mahallesi ve el-Aksa Camii’nin ana girişi konumundaki Şam Kapısı’nın hemen iç kısmında toplanmaya başladı.
Yaklaşık 200 kişiden oluşan gruplar, sırayla "Araplara ölüm" ve "Yahudi bir ruhtur, Arap ise bir fahişenin oğludur" şeklinde sloganlar savurdu.
Çeşitli örgütlerden aktivistler, evlerine gidip gelen az sayıdaki Filistinliye eşlik etmek üzere bölgede kalmayı sürdürdü.
Ancak aktivistler ve gazeteciler, kısa süre içinde sözlü ve fiziksel saldırıların doğrudan hedefi haline geldi.
Bir grup genç, bir gazetecinin etrafını sararak onu köşeye sıkıştırdı, telefonunu yere fırlattı ve yüzüne tükürdü.
Polis her saldırıyı ayırdıktan sonra, aşırı milliyetçiler zafer şarkıları söyleyerek "Köyünüz yansın" sloganlarıyla tezahürat yaptı.
Filistinlilerin görünmez kılınması
Bu olayların hemen ardından aktivistler ve gazeteciler, Bayrak Yürüyüşü’ne katılan ana kortejin önünü açmak amacıyla alandan uzaklaştırıldı.
Küçük bir grupla başlayan yürüyüş, kısa sürede Şam Kapısı’na ardı ardına gelen dalgalar halinde ulaşan ve Ağlama Duvarı’na doğru ilerleyen bir genç erkek denizine dönüştü.
Alan, İsrail bayraklarının yanı sıra el-Aksa Camii’nin yıkılması ve yerine bir Yahudi tapınağının yapılması çağrılarıyla özdeşleşen Üçüncü Tapınak bayraklarıyla donatıldı.
Kortejde taşınan büyük bir pankartta, "El-Aksa değil, Tapınak Tepesi. Katliam mı istiyorsunuz? Nakba’yı yaşarsınız" ifadeleri yer aldı.
Bazı katılımcıların üzerinde ise Ben Gvir’in silüetini ve bir idam ilmeğini barındıran çıkartmalar görüldü; bu sembolün, Ben Gvir’in Knesset’ten geçmesine öncülük ettiği Filistinli mahkumları hedef alan idam cezası tasarısına bir atıf olduğu anlaşıldı.
Her grup, Eski Şehir’e girmeden önce durarak dini ve milliyetçi şarkılar söyledi ve Müslüman Mahallesi üzerindeki bu gövde gösterisinden pay çıkardı.
Günün şiddet olaylarına sahne olmasına rağmen, uzun süredir sahada olan birçok aktivist bu yılın geçmişe kıyasla nispeten daha sakin geçtiğini belirtti.
Aktivistler, bu durumun temel sebebinin Filistinlilerin kendi mahallelerinde tamamen görünmez kılınması ve böylece suiistimal edilecek daha az hedef kalması olduğunu ifade etti.
Doğu Kudüs’ün işgalini kutlayan bir bayram için, Filistinlilerin geçici olarak ortadan kaybolması kentin durumuna dair en net mesajı verdi: Şehir, orada yaşayanların sessizce silinmesiyle "birleştirilmiş" olarak kutlanıyor.