Hizbullah, Nakura, Tayyibe ve Hiyam hatlarında İsrail işgal ordusunun askeri araçlarını ve birliklerini kamikaze dronlar ve topçu atışlarıyla hedef alan kapsamlı operasyonlar düzenledi.
YDH- Hizbullah, Cumartesi günü yaptığı resmi açıklamada, unsurlarının işgalci birliklerin toplanma alanlarını ve askeri araçlarını çok sayıda operasyonla hedef aldığını duyurdu.
Direniş güçlerinin, Lübnan'ın güneyinde işgal ordusu tarafından yeni kurulan Balat mevzisini Beyrut yerel saatiyle 15.00'te topçu ateşi altına aldığı bildirildi.
Askeri tırmanışın detaylarını paylaşan kaynaklar, saat 14.00 sularında Nakura kasabasında konuşlanan işgal ordusu askerlerinin iki adet saldırı dronuyla doğrudan hedef alındığını aktardı.
Bu operasyonun hemen öncesinde, saat 13.10'da ise direnişçilerin Hiyam kasabasında bir araya gelen işgalci asker gruplarını başka bir insansız hava aracıyla vurduğu kaydedildi.
Güney cephesindeki zırhlı araç kayıplarına odaklanan askeri açıklamada, saat 15.30'da Tayyibe meydanında işgal ordusuna ait "Namera" tipi ağır zırhlı personel taşıyıcının baskın tarzı bir operasyonla tam isabetle vurulduğu açıklandı.
Direniş unsurlarının, aynı meydanda bulunan bir "Hummer" askeri aracını da saat 15.00 sularında benzer bir baskınla hedef alarak devre dışı bıraktığı bildirildi.
Hizbullah, yayımladığı operasyon raporlarında tüm bu askeri adımların Lübnan topraklarını ve halkını savunma kararlılığının bir parçası olduğunu teyit ediyor.
Eylemlerin, İsrail düşmanının yürürlükteki ateşkesi açıkça ihlal etmesine ve Güney Lübnan'daki sivil yerleşim birimlerini hedef alan ölümcül saldırılarına misilleme olarak icra edildiği vurgulanıyor.
İşgal ordusunun sınır köylerine yönelik bombardmentımanlarının çok sayıda sivilin şehit olmasına ve yaralanmasına yol açtığı hatırlatılıyor.
Gelişmelerin diplomatik kulislerine değinen el-Meyadin kaynakları, Lübnan tarafının Washington yönetiminin doğrudan dayattığı müzakere kanallarını kesin bir dille reddettiğini doğruluyor.
Direniş ekseninin bu tavizsiz duruşu, kağıt üzerinde sunulan vaatlerin ya da diplomatik garantilerin hiçbir hükmünün olmadığını ortaya koyuyor.
Lübnan yönetimi ve askeri kanadı, ateşkes sürecinin geleceğini siyasi metinlerin değil, doğrudan sahadaki somut askeri sonuçların belirleyeceğini ilan ediyor.