Direniş güçleri, işgal altındaki kuzey bölgelerinde hava savunma unsurlarından saha komuta araçlarına kadar uzanan bir dizi operasyon düzenledi.
YDH - Direniş güçleri dün, işgal altındaki güney ve kuzey bölgelerinde bir dizi askeri operasyon düzenledi.
Operasyonların öne çıkan başlıklarından biri, el-Celil Ormanları Kampı içindeki Demir Kubbe sistemine bağlı bir platformun kamikaze tipi insansız hava aracıyla hedef alınması oldu.
Söz konusu saldırı, işgalci İsrail'in hava savunma sisteminin temel unsurlarından birine doğrudan darbe olarak değerlendirildi.
Direniş ayrıca, işgalci İsrail'in birkaç gün önce sahil yolunda sivil araçları hedef almasına karşılık olarak, Şumira yerleşimi içinde 300. Tugay komutanına ait askeri aracı kamikaze tipi insansız hava aracıyla vurdu.
Operasyon, saha düzeyindeki komuta unsurlarının doğrudan hedef alınmasına yönelen yeni bir aşamaya işaret etti.
El-Ahbar gazetesinin haberinde, bu saldırının direnişin askeri komutanların hareketlerini ve sahadaki konuşlanmalarını takip edebilecek istihbarat kapasitesine sahip olduğuna dair göstergeler taşıdığı belirtildi. Bunun, komuta ve kontrol sistemi üzerinde de etkiler doğurduğu ifade edildi.
Direniş güçleri ayrıca Hıyam, Tayyibe ve Deyr Mimas beldeleriyle çevrelerindeki işgalci İsrail konuşlanmalarına yönelik "geniş çaplı ateş baskını" düzenledi.
Operasyonda topçu mermileri ve ağır roket salvoları kullanıldı. Saldırı, aynı anda birden fazla noktayı hedef alarak saha birliklerini yıpratmayı ve askeri konuşlanma düzenini bozmayı amaçlayan geniş ölçekli ateş baskısı olarak tanımlandı.
Haberde, söz konusu operasyonların üç paralel düzeyi bir araya getiren birleşik bir operasyonel modele işaret ettiği kaydedildi.
Buna göre operasyonlar, bir yandan "Demir Kubbe" sistemine bağlı unsurun hedef alınmasıyla hava savunma altyapısını, diğer yandan sınır yerleşimi içindeki komuta aracının vurulmasıyla saha komutasını hedef aldı.
Bunun yanında birden fazla eksende gerçekleştirilen yoğun ateş saldırılarıyla ordunun saha konuşlanmaları baskı altına alındı.
Bu operasyon modelinin yalnızca sınırlı karşılık verme çerçevesinde değerlendirilemeyeceği belirtildi.
Haberde, yaklaşımın işgalci İsrail'in koruma katmanlarını aşamalı biçimde çözmeyi hedeflediği, bunun hava savunma sistemlerini zayıflatmaktan başlayıp komuta ve kontrol yapısını baskı altına almaya, ardından kuzey cephe hattındaki saha konuşlanmalarını yıpratmaya kadar uzandığı ifade edildi. Bunun da sınır hattındaki birlikler üzerindeki operasyonel baskıyı artırdığı kaydedildi.
Direniş güçlerinin dün düzenlediği diğer operasyonlar arasında Reşaf beldesindeki işgalci İsrail araç ve asker topluluklarının hedef alınması da yer aldı.
Deyr Siryan beldesindeki Hallet Rac bölgesinde bir iletişim aracı ile aynı beldenin çevresindeki D9 tipi askeri buldozer de vuruldu. Ayrıca Ayta Şaab semalarında işgalci İsrail'e ait bir insansız hava aracının düşürüldüğü belirtildi.
Direniş güçleri, Marun Ras beldesinde yeni oluşturulan bir askeri noktayı iki kamikaze tipi insansız hava aracıyla hedef aldı.
Uveyda Tepesi'ndeki bir mevzi de saldırıların hedefleri arasında yer aldı.
Bunun yanında Nakura beldesi limanı çevresindeki işgalci İsrail araç ve asker topluluklarına saldırı düzenlendi. Beyyade beldesindeki bir başka askeri topluluğun da hedef alındığı aktarıldı.
Aynı bağlamda direniş güçlerinin batı sektörünün hava sahasında işgalci İsrail savaş uçağına karadan havaya füze ile karşılık verdiği belirtildi. Güney eksenindeki çeşitli noktalarda konuşlu araç ve asker topluluklarının da hedef alındığı kaydedildi.
Haberde, direniş operasyonlarının işgalci İsrail'in koruma katmanlarını aşamalı biçimde çözmeye dayalı bir yaklaşımı yansıttığı ifade edildi.
Bu sırada işgal altındaki kuzey Filistin yerleşimlerinde, Lübnan sınırındaki güvenlik durumunun sürmesine karşı protestoların arttığı belirtildi.
Yerleşimciler arasında kaygının büyüdüğü, Siyonist rejimin kuzey cephesini yönetme biçimine yönelik eleştirilerin yoğunlaştığı aktarıldı.
İşgalci İsrail'de yayımlanan Maariv gazetesine göre Nehariya Belediye Başkanı, kuzeydeki durumun "normal yaşamdan tamamen uzak" olduğunu söyledi.
Belediye başkanı, sirenlerin ve patlamaların sürdüğünü, ekonomik zararların özellikle turizm ve ticaret sektörlerinde ağırlaştığını belirtti.
Radyo röportajında konuşan belediye başkanı, yerleşimcilerin sürekli baskı altında yaşadığını ifade etti. Çocukların yüksek gerilim ortamında okula gittiğini söyleyen belediye başkanı, ziyaretçilerin gelmemesi ve kuzey sahillerinin kapalı kalması nedeniyle bölgenin geniş çaplı ekonomik çöküş yaşadığını kaydetti.
Belediye başkanı, işgalci İsrail hükümetinin performansını da eleştirdi.
Cephe hattındaki yerleşimcilerin fiili bir ateşkes hissetmediğini söyleyen belediye başkanı, "Şu anki durum şimdiye kadarki en kötü durum. Bu bir ateşkes değil, sürekli baskı" dedi.
Nehariya Belediye Başkanı ayrıca el-Celil bölgesinin zayıflamasının sürdüğü uyarısında bulundu. Bölgedeki zayıflığın işgalci İsrail'in tamamını etkilediğini belirten belediye başkanı, kuzeyin Gazze çevresindeki yerleşim modeline benzer bir yapıya dönüşmesini reddettiğini ifade etti.
Belediye başkanı, aralıklı saldırıların sürmesi nedeniyle turizm ve ticaret faaliyetlerinin ayakta kalamadığını söyledi.
Şimdiye kadar harcanan kaynakların gerçek bir çözüm üretmediğini belirten belediye başkanı, bu kaynakların büyük bölümünün kendi ifadesiyle "aptal tahliye operasyonuna" harcandığını dile getirdi. Buna rağmen kuzey yerleşimlerinin, ateşkes söylemlerine karşın kırılgan güvenlik koşulları altında yaşamayı sürdürdüğünü kaydetti.