Douglas Macgregor: Küresel finansal kriz savaşı sürdürmeyi imkansız kılacak

img
Douglas Macgregor: Küresel finansal kriz savaşı sürdürmeyi imkansız kılacak YDH

Eski ABD Savaş Bakanlığı Başdanışmanı emekli Albay Douglas Macgregor, ABD'nin Ortadoğu ve Ukrayna'daki askeri stratejilerini, yaklaşan büyük savaşı ve küresel finansal sistemin çöküş risklerini değerlendirdi.




YDH - Norveçli siyaset bilimci Profesör Glenn Diesen'ın gerçekleştirdiği mülakata konuk olan eski ABD Savaş Bakanlığı Başdanışmanı, emekli savaş gazisi Albay Douglas Macgregor, küresel jeopolitik dengeler, Fars Körfezi'nde tırmanan askeri gerilim, Ukrayna savaşı ve Batı ittifakının askeri kapasitesine dair değerlendirmelerde bulundu.

Macgregor, ABD'nin ve müttefiklerinin karşı karşıya olduğu askeri sınırlılıkları ve küresel ekonomik krizin çatışma bölgelerine etkilerini ayrıntılı analizlerle paylaştı.

"Fars Körfezi Donald Trump için Hotel California'ya dönüştü"

İran ile ABD arasındaki savaşa değinen Macgregor, iki tarafın da barış önerilerini reddetmesi üzerine çatışmaların yeniden başlamasının kaçınılmaz olduğunu ifade etti.

ABD Başkanı Donald Trump'ın kendi içinde müzakere yürüttüğünü ve tutarsız adımlar attığını belirten Macgregor, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun Washington’a yapacağı olası ziyarete işaret etti.

Netanyahu'nun önceki ziyaretlerinin hemen ardından askeri operasyonların başladığını hatırlatan Macgregor, şu ifadeleri kullandı:

"Fars Körfezi Donald Trump için adeta bir Hotel California haline geldi. Giriş yapabiliyorsunuz fakat asla çıkamıyorsunuz. Trump’ın oradan çıkmak istediğinden en ufak bir şüphem yok. Ancak sadece Netanyahu’ya değil, seçim kampanyasını finanse eden İsrail lobisine karşı da yükümlülükleri var. Bu lobiler İran'ın tamamen yok edilmesini istiyor. Trump ise bu durum karşısında çaresiz kalmış durumda. En fazla geçici bir duraklama elde etmeye çalışabilir, fakat bu tıkanıklıktan kolay bir çıkış yolu bulunmuyor."

"Uçak gemilerini Hürmüz Boğazı'ndan uzak tutacak füzeler konuşlandırıldı"

Ateşkes döneminde tarafların askeri güçlerini büyük ölçüde tahkim ettiğini belirten Macgregor, ABD'nin bölgeye muazzam miktarda mühimmat yığınağı yaptığını bildirdi.

Buna karşın İran'ın da önceki çatışmalardan yüzde 90 oranında hasarsız çıktığını ve Rus askeri radarları ile yeni nesil Çin yapımı gemisavar seyir füzeleri edindiğini kaydetti. Macgregor, bu duruma ilişkin şu analizi paylaştı:

"Çin tarafından İran’a sağlanan ve gemileri 300 kilometre mesafeden batırabilen yeni sınıf seyir füzeleri, Amerikan uçak gemilerini Hürmüz Boğazı'nın girişinden oldukça uzak bir mesafede tutmaya yetecektir. Ayrıca sahada bu gelişmiş sistemlerin işletilmesine yardımcı olan Rus ve Çinli teknisyenlerin varlığına dair ciddi veriler mevcut. Washington’daki bazı çevreler buna öfkelense de, biz yıllardır Ukrayna'da Ruslara karşı aynısını yapıyoruz. Bu seferki çatışmada her iki tarafın birbirine vereceği hasar çok daha yıkıcı olacaktır. İran'ın Fars Körfezi’nin batı yakasındaki petrol altyapısını tamamen imha edeceğine ve Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki su arıtma tesislerini vuracağına kesin gözüyle bakabiliriz. Riyad’daki tesislerin vurulması durumunda başkentte içme suyu anında tükenecek ve tahliye kaçınılmaz olacaktır."

"Gelecekte askeri üsler kolayca imha edilebilecek hedef dizileridir"

Ortadoğu'daki Amerikan askeri varlığının geleceğine dair karamsar bir tablo çizen Macgregor, ABD'nin bölgedeki nüfuzunu tamamen kaybedeceğini dile getirdi.

Amerikan ordusunun İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana benimsediği "ileri askeri konuşlanma" doktrininin artık geçerliliğini yitirdiğini dile getiren emekli Albay, askeri üslerin yeni teknolojiler karşısında savunmasız kaldığını şu sözlerle aktardı:

"İran'ın Fars Körfezi üzerindeki kontrolünü kıramazsak, ki kıramayacağımız oldukça açıktır, bu bölgedeki varlığımız tamamen sona erecektir. Birleşik Arap Emirlikleri, Almanya, Kore veya Filipinler fark etmeksizin, ileri hatlarda kurduğumuz tüm askeri üsler artık yalnızca yok edilmeyi bekleyen birer hedef dizisidir. Gelişen taktik balistik füze ve seyir füzesi teknolojileriyle bu üsler herhangi bir çatışmanın ilk saatlerinde haritadan silinebilir. Artık kuvvetlerimizi Amerika kıtasına geri çekmek ve stratejik savunmaya odaklanmak zorundayız. Çünkü günümüzde savunma teknolojileri taarruz imkanlarından çok daha üstün bir seviyeye ulaştı."

"Ukrayna'nın uzun menzilli İHA saldırıları tamamen ABD yardımıyla gerçekleştiriliyor"

Ukrayna’daki savaşa ve Avrupa’daki müttefiklerin tutumuna değinen Macgregor, Ukrayna'nın Rusya topraklarının derinliklerine düzenlediği uzun menzilli insansız hava aracı saldırılarının arkasında tamamen ABD askeri istihbaratının olduğunu belirtti. Macgregor, şunları söyledi:

"Ukrayna’nın fırlattığı insansız hava araçlarının uçuş rotaları ve hedefleme verileri tamamen Amerikan ordusu tarafından sağlanmaktadır. ABD uyduları ve gözetleme uçakları Rusya içerisindeki her rafineriyi, askeri tesisi ve havaalanını haritalandırmıştır. Ukrayna'nın elinde şu anda bu dronlar dışında hiçbir askeri kabiliyet kalmamıştır ve bunları intikam saldırıları düzenlemek için kullanmaktadırlar. Ancak Rus halkının sabrı tükenmiş durumda ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e operasyonu savaşa dönüştürerek bu duruma son vermesi yönünde baskı yapıyorlar."

"Almanya ekonomisini çökerten küreselleşme politikalarına karşı patlamaya hazır bir yanardağ gibidir"

Avrupa'nın içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik krize de dikkat çeken Macgregor, özellikle Almanya'nın küreselleşmeci politikaların yıkıcı etkileri altında ezildiğini ve büyük bir toplumsal patlamanın eşiğinde olduğunu ifade etti.

Almanya için Alternatif (AfD) partisi lideri Alice Weidel'ın Almanya'da yükselen siyasi figür olduğuna değinen Macgregor, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Almanya, küreselleşmeci liderlerin yıllardır süren hegemonyasını kırma noktasında patlamaya hazır bir yanardağ gibidir. Ülke, adeta sanayisizleştirilmeyi ve ulusal kimliğini kaybetmeyi hedefleyen eski Morgenthau Planı'nın kurbanı haline getirilmiştir. Alice Weidel, tüm baskılara karşı doğruları söyleyen, adeta ateşteki granit gibi sarsılmaz bir duruş sergileyen bir lider olarak öne çıkıyor. Eğer yönetimi devralırsa yapacağı ilk iş Moskova'ya giderek geçmişin başarısız politikalarını reddetmek ve ucuz enerji akışını yeniden başlatmak olacaktır. Çünkü ucuz enerji olmadan sanayiyi ve finansal sistemi ayakta tutmak imkansızdır."

"Borç yükü yüzde 5 seviyesini aştığında her şey çökmeye başlayacaktır"

Mülakatın sonunda küresel finans sistemindeki krizlere ve ABD dolarının rezerv para birimi olma niteliğini kaybetmesine değinen Macgregor, tahvil piyasasındaki gelişmelere dikkat çekti.

Amerikan ekonomisinin savaşı sürdürecek gücü kalmadığını vurgulayan Macgregor, sözlerini şöyle tamamladı:

"Saygı duyduğum tüm finans analistlerinin belirttiği gibi, 10 yıllık devlet tahvillerinin faizi yüzde 5 barajını aştığı an borçlarımızı ödeyemez hale geleceğiz ve her şey çökmeye başlayacaktır. Şu anda bu sınıra çok yaklaştık. Böyle bir durumda savaşı sürdürecek paramız kalmayacağı için geri çekilmek zorunda kalacağız. Küresel rezerv para birimi olarak doların yerini hızla altın alıyor ve bu altınlar BRICS sistemini desteklemek üzere Çin, Rusya ve Hindistan tarafından biriktiriliyor. Trump, Çin seyahatinden döndükten sonra Tayvan'ı askeri olarak savunma fikrinin imkansız olduğunu kabul ederek doğru bir adım attı. Ancak eğer İran ve Ukrayna'daki savaşı tamamen durdurup birliklerimizi geri çekmezsek, küresel enerji sektörü on yıl boyunca toparlanamayacak ve tüm dünyada büyük kıtlıklar baş gösterecektir."



Makaleler

Güncel