Eski İsrailli yetkili: Netanyahu’nun ‘İran kartı’ artık işlemiyor

img
Eski İsrailli yetkili: Netanyahu’nun ‘İran kartı’ artık işlemiyor YDH

Eski İsrailli istihbaratçı, ABD-İran anlaşması ihtimalinin Netanyahu’nun İran stratejisini zayıflattığını ve “İran kartının” etkisini kaybettiğini söyledi.




YDH- İsrail askeri istihbaratında İran masasının eski başkanı Dennis Citrinowicz, ABD ile İran arasında olası bir anlaşmanın Başbakan Binyamin Netanyahu açısından “kişisel ve siyasi bir yenilgi” anlamına geleceğini belirtti.

Citrinovich, “Netanyahu’nun bu anı ne derece kişisel ve siyasi bir başarısızlık olarak gördüğünü anlatmak kolay değil.” ifadelerini kullandı.

Analizde, Donald Trump döneminde gerçekleşebilecek olası bir ABD-İran anlaşmasının Netanyahu için yalnızca diplomatik değil, “daha da önemlisi siyasi açıdan ağır bir darbe” olacağı ifade edildi.

Netanyahu’nun “Mr. İran” doktrini

Citrinovich, Netanyahu’nun yıllar boyunca siyasi kimliğini, İsrail siyasetinde “Mr. Iran” olarak anılan ve İran meselesinin baş aktörü olarak sunulan bir lider imajı üzerine kurduğunu belirtti.

Netanyahu’nun kendisini, İran’ın yalnızca “baskı, caydırıcılık ve güç kullanımıyla” durdurulabileceğini savunan lider olarak konumlandırdığı kaydedildi.

Analizde, Netanyahu’nun uzun yıllardır ABD’yi İran’la doğrudan bir çatışma sürecine çekmeye çalıştığı ve bunu belirli ölçüde başardığı ifade edildi. Ancak şimdi aynı Netanyahu’nun, kendi uzun yıllara dayanan İran doktrininin çöküşünü ortaya koyabilecek bir anlaşmayı kabul etmek zorunda kalabileceği vurgulandı.

Citrinowicz, Netanyahu’nun yaklaşımının, “daha fazla baskı, daha fazla askeri güç ve ABD-İsrail arasında daha yakın koordinasyonun İran’ı sonunda teslim olmaya veya siyasi olarak istikrarsızlaşmaya zorlayacağı” varsayımına dayandığını belirtti.

Ancak ortaya çıkan sonucun farklı olduğunu ifade eden eski İsrailli yetkili, bunun yerine “daha dirençli ve daha tehlikeli görülen bir İran” tablosunun oluştuğunu kaydetti. Hatta Washington’ın bile İran’la yeni bir askeri karşılaşmaya girme konusunda artık daha temkinli davrandığını ifade etti.

“Asıl soru ABD’nin yeniden savaşa girip girmeyeceği”

Citrinowicz’e göre, eğer mevcut süreç bir anlaşmayla sonuçlanırsa bundan daha büyük bir stratejik soru gündeme gelecek.

Analizde şu soru öne çıkarıldı: “Bu çatışmanın siyasi ve askeri maliyetlerini gördükten sonra gelecekte hangi ABD başkanı Amerikan güçlerini yeniden Ortadoğu’da büyük bir savaşa sokmak isteyecek?”

Eski istihbarat yetkilisi, Netanyahu’nun temel stratejik tezini kanıtlamak için “belki de en büyük fırsatı” elinde bulundurduğunu belirtti.

Bu yaklaşımın, ABD ile İsrail arasındaki yakın askeri iş birliğinin İran’ı köklü biçimde değiştirebileceği ve hatta yönetimin varlığını tehdit edebileceği düşüncesine dayandığını ifade etti. Ancak mevcut göstergelerin bu varsayımın başarısız olduğunu ortaya koyduğunu kaydetti.

Trump-Netanyahu hattındaki gerilim

Citrinowicz, bu çerçevede Trump ile Netanyahu arasında geçtiği öne sürülen gergin görüşmelere ilişkin haberlerin daha anlaşılır hale geldiğini belirtti.

Analizde, Tel Aviv rejiminin Washington üzerinde “olağanüstü baskı” kurmaya çalıştığı ve ABD yönetimini Tahran ile anlaşmaya yönelmekten vazgeçirme çabalarının bu nedenle yoğunlaştığı ifade edildi.

Citrinowicz, ABD-İran anlaşmasının yalnızca Netanyahu’nun desteklediği askeri yaklaşımın başarısızlığı anlamına gelmediğini, aynı zamanda İsrail siyasetindeki kariyerinin başlangıcından bu yana savunduğu daha geniş stratejik doktrinin de “çöküşünün işareti” olabileceğini belirtti.

Bu durumun, Netanyahu’nun siyasi hayatındaki en kritik seçim süreçlerinden birinin arifesinde yaşandığına dikkat çekildi.

“İsrail yeni bir İran stratejisine ihtiyaç duyuyor”

Eski İsrailli yetkili, İsrail’in yeni liderlik kuşağının bu süreçten ders çıkarması gerektiğini vurguladı.

İsrail’in İran’a yönelik uzun vadeli ve farklı bir strateji geliştirmesi gerektiğini belirten Citrinowicz, İran’la yaşanan gerilimin İsrail’in temel sorunlarını çözmediğini ifade etti.

Analizde, İran’la çatışmanın ne Arap dünyasıyla normalleşmeyi sağlayacağı ne de İsrail’in başlıca güvenlik sorunlarını çözeceği belirtildi. Bu sorunların başında ise “Filistin meselesinin” geldiği ifade edildi.

Citrinowicz ayrıca, İran’da yönetim değişikliğinin İsrail’in bölgedeki konumunu kökten dönüştüreceği yönündeki düşüncenin “gerçeklikten uzak” olduğunu savundu.

Körfez ülkeleri ve büyük Arap devletlerinin çatışma boyunca İran’a karşı gerilimin tırmanmasına yönelik itirazlarının da bu gerçeği birçok kez gösterdiğini belirtti.

Analizin sonunda şu değerlendirmeye yer verildi:

 “İsrail, ‘İran kartını’ bölgenin temel siyasi meseleleriyle yüzleşmenin alternatifi olarak kullanamaz. İran’la askeri karşılaşmanın tek başına normalleşmenin yolunu açacağını düşünenler, Ortadoğu’nun stratejik gerçekliğini yanlış okuyor.”

Citrinowicz, bazı taktik kazanımlara rağmen bu sürecin sonunda İsrail’in kendisini “daha karmaşık ve daha tehlikeli bir stratejik gerçekliğin içinde” bulabileceğini ifade etti.